Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

1925 ittifakı

02 Mayıs 2013 Perşembe 00:15

Tarih tekerrür ediyormuş gibi...

Neden mi?

1925 yılında daha bir  yaşını yeni doldurmuş Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı bir ittfak kuruldu.

Bu ittfakta şu unsurlar vardı:

*Kendilerine "Nakşibendi" diyen tarikatin cumhuriyeti yıkıp yerine şeriat düzeninigeri getirmek sevdasındaki adamları.

*Padişah Vahdettin'i başa geçirmek hayalini kuranlar. Bunlar içinde, "Ben padişahın ekmeğini yedim, o yüzden padişahlığın kaldırılıp cumhuriyetin getirilmesini istemem." diyenler bile bulunuyordu.

*Yabancı sermayenin Türkiye'den kovulmasını hazmedemeyen gayrimilli liman burjuvazisi...

*Yabancılarla bağlantılı bazı vekiller...

*Kürdistan'ı kurmak sevdasındaki bölücüler...

Bunlar; büyük ölçüde, 17 Kasım 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nda (TCF) (Partisinde) yuvalandılar. (Bu konudaki ayrıntılı bilgiler Komüntern belgelerinde bol bol yer almaktadır.)

TCF'yi kuranların iki temel sloganı vardı:

*Devrimler, halk isterse yapılmalı.

*TCF dinsel duygulara ve ibadetlere saygılıdır.

İşte bu ittfakın cumhuriyeti yıkma projesinde işi, Kürtçü-İslamcı Şeyh Sait üstlendi.  Okuma yazma dahi bilmeyen bir "şeyh"in liderliğinde 1925 yılı şubat ortasında başlayan ayaklanma sonucunda 11 vilayetimiz isyancıların eline geçti.

TCF çizgisindeki Başbakan Fethi Okyar; bu olayı isyan olarak kabul etmiyordu...

Sonunda Atatürk'ün işe el koymasıyla başbakanlığıa İsmet İnönü getirildi.  Genç cumhuriyet büyük zorluktlarla ve muazzam harcamalar yaparak bu gerici ayaklanmayı bastırdı.

YİNE EL ELE

Peki bu Şeyh Sait ne istiyordu; nasıl biriydi?

Okurlarıma mutlaka Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği isimli kitabımdaki Kürtçü hareketler bölümünü incelemelerini öneriyorum.

Göreceksiniz ki 1925'te cumhuriyete silah çeken Şeyh Sait ile bugün "barış ve demokrasi" nutukları atan BDP'li Altan Tan aynı şeyleri söylemektedirler.

Şeyh Said'in arkasında; Türkiye'nin Musul ve Kerkük petrollerinden kopartılmasını planlayan İngiltere vardı.

Bugün Altan Tan gibilerin arkasında da ABD var...

Yani 2013'te 1925'teki ittfakın bir benzeri daha kuruldu.

*Gericiler...

*Bölücüler...

*İşbirlikçi burjuvazi...

*Bunların TBMM'deki temsilcileri

Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı tam bir cephe oluşturdular.

Bunun adına da çözüm süreci dediler. Bu öyle bir süreç ki Türkiye Cumhuriyeti'nden sanki Şeyh Said'in intikamı alınıyor.

KİMLER TUTUKLU

Çözüm süreci denilen ve Türkiye'yi Kürtçülerle Arapçı şeriat özlemcilerine teslim edecek plan; daha 12 Eylül darbesiyle devreye sokuldu. Bunu ağır  ağır dokudular ve 2013'e getirdiler. Bu çözülmeye karşı çıkacak etkili kesimleri de "Darbeci-terörist" diye suçlayıp içeri tıktılar.

*Geçmişte PKK ile ölümüne mücadele etmiş askerler...

*Terör elebaşısı Öcalan'ı yakalayıp Türkiye'ye getiren subaylar...

*ABD'yi eleştirip Avrasya Birliği öneren generaller.

*Atatürk ilkelerini, milleti, bayrağı savunan ve  "Türkiye'yi böldürmeyiz!" diyen aydınlar, akademisyenler.

*Yunanistan'a karşı Kardak Adası'na çıkan subaylar...

Bugün PKK'nın şehir kolu olan KCK'lılar birer birer hapisten çıkartılıyor.  Hiçbir terör eylemiyle ilişkisi olmayan  Prof. Mehmet Haberal, milleti-bayrağı, Atatürk'ü savunduğu ve AKP'yi eleştirdiği için inatla Silivri zindanında tutuluyor.

PKK terör örgütü olmaktan çıkartılıyor; askerler-aydınlar terörist yapılıyor.

Sadece bu bile;  Şeyh Sait'in yeniden hortlatıldığını göstermeye yeter.

Çözüm sürecinin ne olduğunu da anlatır.

Elbette anlamak isteyen akıl ve izan sahiplerine...

PKK BAYRAKLARI AÇSAYDINIZ

Dün Taksim'de 1 Mayıs'ı kutlamak isteyen işçileri polis gaz bombalarıyla perişan etti.

Eğer PKK bayrakları ve Apo posterleri açmış olsaydılar polis onları dövmez, severdi. İşte yeni Türkiye gerçeği budur.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA