Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

2004'te iyiyken

02 Temmuz 2013 Salı 07:13

Taksim Gezi Parkı nedeniyle çıkan olaylar; Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini ciddi anlamda gerdi.


Bazı ülkeler açık açık Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmaya başladılar.

Gerekçeleri belli: Hükümet demokrat davranmıyor; polisin orantısız güç kullanmasına arka çıkıyor.

20 yılı aşan köşe yazarlığımda hep iktidarları eleştirdim. Bundan en şiddetlilerini de AKP iktidarına yönelttim.

Fakat geldiğimiz noktada; AB ülkelerinin takındığı tavrı; tamamen bir oyunbozanlık olarak görüyorum.

2004 yılında da bu ülkede AKP iktidarı vardı. Avrupa Birliği o sıralar bütün gücüyle bu iktidarı destekliyordu.

2005 yılında da başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan idi... O zaman AB liderleri, bizim Başbakan'ı büyük demokrat lider diye övüyordu.

Bizim hükümet ile AB arasında; yıllarca bu canım cicim ilişkileri sürdü.

Peki ne oldu da birden bire o iyi AKP iktidarı, kötü  iktidar oldu?

Bunu düşünüyorum düşünüyorum; bir gerekçe bulamıyorum.

***

Beni düşündüren; bu olaylar yüzünden Batı basınında çıkan karikatürler oldu.

Bakıyorum; hep İslamcılık vurgusu var.

Hilal kötü gösteriliyor.

Tayyip Erdoğan ile sorunlu İslam anlayışını aynı gibi gösteriyorlar.

Biraz daha zorlasalar; karşımıza şimdi neredeyse Usame bin Ladin türünden birisini çıkaracaklar.

Burada bir samimiyetsizlik yok mu?

***

Onlara soruyorum: Başbakan Erdoğan'ın dinsel referansları öne çıkartan bir siyasetçi olduğunu yeni mi anladınız?

Bu liderin 1990'larda söyledikleri ortada değil mi?

Onları bile bile Tayyip Erdoğan'a, "büyük demokrat lider" muamelesi yapan da siz değil misiniz?

Bu Batı Hıristiyanlığı böyledir...

Baktı ki kullanamayacak; derhal onun sırtına bir cüppe başına da hilal geçirir; karşımıza bir dinci fanatik gibi çıkartırlar.

Bununla kendi kamuoylarını korkuturlar.

Daha 20 sene önce yüz binlerce insanı katledenleri; Hıristiyan oldukları için AB'ye alırlar ama iş Türkiye'ye gelince açıkça su koyverirler.

Avrupa Birliği'ni, sömürgeci Batılı Hıristiyan birliğine çeviren zihniyet, Türkiye'yi asla kucaklamaz.

Bunu 10 yıl önce de böyle yazmıştım; şimdi de aynısını yazıyorum: Onlara yalvarmaya değemez...Biz; kendi göbeğimizi kesebilecek büyük bir milletiz.

Yeter ki iç barışımızı kuralım; yeter ki etnik veya dinsel ayrıştırmalarla birbirimize düşmeyelim.

O İMZA YAKIŞMADI

Pazar günü, Cumhuriyet Gazetesi'nde bazı sanatçıların imzaladığı bir bildiri vardı. "Kaygılıyız" temalı olan bu bildirinin altında "Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Ara Güler, Nuri Bilge Ceylan, Fazıl Say, Ferzan Özpetek, Tarık Akan, Halit Ergenç"ten tutun da İdil Biret'e kadar pek çok ünlü ismin imzası vardı.

Bu listede, oraya hiç mi hiç yakışmayan bir ad daha vardı: Orhan Pamuk...

Bu arkadaş; Avrupa Birliği'nin AKP iktidarını övdüğü dönemlerde, sıkı biçimde AKP'yi destekliyordu.

Bu tercihine saygı duyarım. İnsan; dünya görüşü gereği böyle düşünebilir...

Ama ne zaman ki AB; AKP iktidarına karşı eleştirel olmaya başladı; Orhan Pamuk da "yandaş" siperinden çıkıp muhalefet siperine geçti.

İşte ben bunu anlayamıyorum.

Avrupa'dan ve ABD'den gelecek işarete göre muhalif olan veya yandaşlığa soyunan bir yazara ben  sanatçı diyemem.

Nobel'i değilse neyi kazanmış olursa olsun.

Zaten; bu yanardöner tutumu da onun Nobel'i nasıl aldığını açıklamaya yetiyor.

Diğer imzaların arasında nasıl da sırıtıyordu...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA