Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Adaleti unut mümkünse

02 Eylül 2015 Çarşamba 11:16

 

Kapitalizmin yeşerip meyvelenmesiyle birlikte iş tamamen çığırından çıktı. Başladı çelişkiler. Şu anda ekonomik yapıyı açıklayan modellerin en temelleri bile askeri savaş taktiklerine dayalıdır. Ama liberalist bir süzgeçten geçti sandırılır, topluma.

Paranın kirli veya temiz elleri, tüm varlıklarını, diğer para sahiplerinin varlıkları ve yoklukları arasındaki, durumlarına göre yaşarlar. Bazen de paranın o andaki elleri, yine bu askeri yöntemlerle kırılır. Askerle olmak zorunda değildir.

Çoğu zaman, kırılan bu elleri, aslında bir de kırdıran başka el vardır. O da süper devlet veya faşizm. Sebep aynıdır, para benim olsun, daha çok olsun daha da olsun. Paranın bazı ellerde toplanması için, gerekirse, sadece askeri savaş yöntemlerinden yararlanılmaz. Gerekirse bizzat askerden yararlanılır. Darbeyi her zaman kendisi yapamaz, liderler.

Sistemin de rejimi de değiştirdim diyen, Osmanlı özlü, cesur dehalar her toplumda çıkamaz.

Daha açık yazayım, her babayiğit darbeyi medyaya veya siteme kendi açıktan yapamaz. İyi darbe ısmarlama olur ve askere, özenle yaptırılır. O da bayıla bayıla yapar. Çünkü, ülkeler savaşmaz veya bizdeki gibi sürekli bir düşman yaratılmazsa, askeri varlığın çok anlamı kalmaz. Tıpkı dini yapılanmalar gibi. Diyanet bütçesinin şişikliği bile ülkede, ballı bir din ticaretinin olduğunu gösterir.

Gerek askeri savaş taktikleri gerekse, dini aldatmacalarla yaratılacak faşizm için; insanlık mümkün olduğunca, özünden saptırılır. Sonra da yörüngeye yeniden getirilir. İşte o an şükür anıdır. Savaş biter, bir şükür. Tanrıyla ilişkiler düzelir, ikinci şükür. Oysa tanrı ve insan arasında, ististasız tüm kitaplarla iki kural bulunur. İkisinin arasına girmek yasaktır. Ve haksizlıkların bedeli başka bir dünyada ödenir. İnanmamız istenen budur.
İnsanlık için ne kadar zararlı iş varsa, hepsi diğer tarafa devreder. Orada hesap sorulur. Buna inanmamız da değil; hayatımızını bunun üzerine kurmamız, paranın kirli ellerinin en çok istediğidir. Çünkü faşist kafalar; yaptığı ve yapacağı tüm yasa dışılıkları, ahlaksızlıkları, yolsuzluk veya dolandırmaları ve kandırmalarını, hep bu geri kalmışlığın din modeliyle yayarlar.
Ne kadar çok insan, adaleti tanrıya bırakırsa, para o kadar güzen raks eder, düşük zeka düzeyleriyle yaşayan, pis ruhların, alçak kişilikli, şişik bedenlerinde. Çünkü, açlık, yokluk ve yoksulluk gelişmelidir. Bu sayade, gelir dağılır.
 

20 kişi pastanın  %80 kısmını yer. 80 kişi de % 20 pay alır pastadan. Ama hep şükretmesi istenir. Öldürülen adama; sevin bak; şanslısın şehit oldun kandırmacası da böyle bir avutmadır, insanın kendine.
Fabrikada üretir, tarlada hasat yapar insan. Açtır ve zor geçinir. Kapitalizmin uşakları kendisine din satarlar, çok düşük bedelle. Parayı maaş diye gıdım gıdım verirler. Sadece  Bir oy vermesi yeterlidir, emekçinin.
Adaleti ahirete bırak denir ona ve iliklerine kadar sömürülür. Ve daha ilginç olanı, kendisini sömürsün diye, paranın yanında duran siyasi partiye oy verir. Din tüccarı, sermaye yandaşlarına işçi sınıfı en çok din yoluyla köle olur. Çünkü adaletsizliği unutur, işçi. Tüm bu vahşetin, medyalara, odalara sokaklara çokmenin ana nedeni. Korkudur ve yargılanıp özgür olamamak.
Para ana nedendir.Unutulmayacak kadar hayati. Öldürebilecek kadar değerli. Daha çok para. Gerekirse, ölünür ama asla para sahibi ölmez.
Şehitlik masalları yoksula böyledir. Öldün ama vatan kurtuldu. Veya ölen eşine ağlayan; “peygambere komşu oldun” diye teselli bulan, kadın gibi. Kocasını sistem ve kirli para bile öldürse, o yine teselliyi ahirette arar. Bunun devletlerin, dine özel bir ilgisi vardır. Demokrasi asla gelişemez böyle yerlerde. Bir adam çıkıp, ben şehit olmak istemiyorum veya peygambere komşuluk yapmam istemem. Lan ben yaşamak istiyorum; deyip ne kabalaşabilir, ne isyan edebilir. Hemen devereye, şükür girer. O girmezse, Bahçeli gibi beceriksiz yapay  vatan millet- ezan- bayrak, sözcüleri.
Masalcı amcalar gibidir bunlar. Hep aynı hep aynı. O yüzden toplumların gelişmesini asla istemez, sistem savunucuları. Resmi savaş tarihlerinin efsaneleriyle yıkanmıştır, beyinleri.

Diğer yandan, parçalayıp yok etmek için; temel anahtar, toplumu bölmektir. Ama işin özü, askeri savaş taktiklerine dayanır. Düşmanı; ya cepheden saldırıp, şok ile yok etmek; ya da zayıft taraflarına kanatlardan saldırmaktır en basit yollar. Unutulmaması gerekense, bölücülüktür. Bunu o çete yapar bu paralel yapar. Hiç biri yapmazsa, sistemin en yetkili bekçileri yapar. Sen yeterki aklını kullanma. Daha çok cellat gelir geçer, üstünden. Adaletse, bunların en nefret ettikleri yapıdır. Çünkü, suçludur, cellat. Emirle veya işaretlet öldürmüştür insanı. Korkar gece gündüz, ya senin aklın başına gelirse diye.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA