Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Aferin Kadri

31 Mart 2013 Pazar 08:00

Televizyondan kaçmak, bir yere kadar olabiliyor. Az izlemek, hiç ama hiçbir şey kaybettirmiyor şahsen. Zaten, bakayım kanallara derken, anlıyorsun, durumun ne kadar şapa oturduğunu. Hadi o kanallar, eğlence için öyle yapıyorlar. Seviye ondan biraz göl akarsu ayarına yakın; sulu diyelim.

Haber kanallarına ne oldu acaba? Onlar da sulu yemek, bol kepçeye bağlamışlar işi. Mutlaka bir haber kanalı izleyeceksem, genelde Skytürk 360 fena değil. En azından, birilerini yağlama diğerini aşağılama yok. Şimdilik sade ve anlaşılır gidiyorlar. Özellikle ana haber bülteninde Korcan Karar. Hem tane tane anlatıyor; hem de konuklara direkt soruları soruyor ve daha önemlisi dinliyor. Bir de dinlerken susuyor. Dedikodu hiç yok neredeyse.


Tam olarak hangi gün veya hangi saat onu bilemiyorum ama. Birden bir program başlıyor Skytürk 360’da. “Paşalı” bir ismi var. Talk-Show.
İsim veya konuk sorun değil ama. Dekor acayip bir şey. Saray veya imparatorluk kalıntılarının içinden canlı yayın gibi. Kristal avizeler var mıydı; yok muydu? Hatırlayamadım. Ama gözlerim kamaştı, yandı ekran vallahi.


Ne alakadır? Nasıl bir reyting rekortmenidir. Orasını da anlamadım. Fakat şu var ki; böyle bir marka olma veya markayı sürdürülebilir kılma yöntemi henüz dünyada yok. Diğerlerini ise hiç anlatmayım. Nihat Doğan’ı karşısına alıp bilirkişi yapanı mı ararsın; İRA denen örgütü İngilizler nasıl bağrına basmış adlı masalı mı? Ne ararsan var. Nihat Doğan; bildiğin Nihat Doğan. En son Deniz Gezmiş çok benimsediğini anlatıyordu. Ama sosyalist de değilmiş. Olsun  vallahi zararı yok. Adam samimi ve neyse ne o işte.
Asıl bir başka program var; Dört Bir Taraf. Programda 4 tarafın 2 tarafında, Nazlı Hanım ve Nagehan hanım sabit. Geriye kalan iki taraf ise dayanabildiği kadar dayanıyor. Sonra hooop; bir bakmışsın yeni biri gelmiş.


En son Kadri isimli, böyle sakin ve güzel konuşan biri gelmiş. Ben şahsen neyi savunduğunu ne anlattığını kavrayamadım. Ama şahane konuşuyor.
İRA terör örgütü diyor ve anlatıyor. “İki kez gitmiş İrlanda’yı görmüş.
Bir ucundan diğer ucu en fazla 4 saat sürüyor muş. İngilizler eğer hukuk devleti olmasaymış, o terör örgütünü birkaç ayda çökertirmiş. Sonra da bizim işi hep silahla çözmeye çalıştığımız için yaptıklarımızı anlatıyor. Gerçekten, atmak değil de masal anlatmak bu. Sanki İRA’nın yeri belliymiş. Otobüsle 4 saat gidince adamlara ulaşıyormuşsun gibi. Ama İngilizler hukuka saygılı oldukları için, silahla yok etmemişler İRA’yı. Yok artık yahu! İRA’nın yerini bırak, üyelerinin kimler olduğu bile çoğu zaman belli olmazdı. Gündüz banka müdürü gece terör uzmanıydı adamlar. Ayrıca İRA geri zekalı bir örgüt mü de; hepsi bir yere toplanacak? Otobüse atlayıp gideceksin yanlarına. İngilizler kendi vatandaşları arasında bile kimlerin İRA’ya çalıştığını bulamadıkları için işi barışla hallettiler. Tek bir parlamenter veya İngiliz yazar çizer de olmadı; örgütün önünde yere eğilen; poz veren. Bence, atarken biraz daha destekli olursak, bizdeki sürece hem destek oluruz hem de çok aferin alırız!

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA