Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Allah’a iftira atan iktidar yalakaları

22 Mayıs 2014 Perşembe 11:39

İnsanoğlunun derin tarihinde, her din ileriye doğru atılmış bir adım olarak ortaya çıktı. Daha adil bir dünya öneren liderler; kendilerine göre bir din tasarımı geliştirdiler. Ve böylece kurulu düzene ve onun sömürüsüne direndiler. Hıristiyanlık da Müslümanlık da böyle gelişti, yayıldı.

Lakin, bu dinler kurumlaşıp egemen hale gelince; bu ortamdaki kurnaz kişiler; dini, kendi siyasal gelişimleri için bir araç haline getirdiler. Daha Peygamberimiz ölür ölmez başlayan liderlik mücadelesi bu yüzdendir.

Düşünün ilk dört halifeden üçü, suikast sonucu hayatlarını yitirdiler. Ömer, Osman, Ali dinin siyasallaştırılması karşısında yem oldular.

Ve bu mücadeleden, Emevi ailesi denilen Ebu Süfyan ailesi galip çıktı. Hz. Muhammed’in bir numaralı düşmanı olan ve onu yok etmek için Medine’ye ordu üstüne ordu yollayan Ebu Süfyan… Bunun oğlu Muaviye,  Peygamber’in ölümünden otuz yıl geçmeden İslam dinini ele geçirmiş; onu kendi emperyalist amacının aletine çevirmişti. Elbette ona karşı direnenler de vardı ki bunlar Hz. Muhammed’in ailesinden gelen Ali ve çocukları olmuştur.

İşte bu Muaviye; rakiplerini hileyle veya ordu kullanarak teker teker yok etti. Bu cinayetlerine de “Allah’ın takdiri” dedi. Bu dönemde yok edilen hakiki Müslümanlar için; “Ölmeleri onların kaderiymiş.” Diye bir gerekçe bile ürettirdi. Muaviye’nin sarayında yer alıp onun altınları ile beslenen sözde İslam âlemleri; onun cinayetlerini Allah’ın kazası ve kaderi diye aklıyorlar ve bol bol da bahşiş alıyorlardı.

SOMA’DAKİ MUAVİYECİLER

Bugün de o Muaviyeci zihniyet bütün şiddetiyle yaşıyor. Soma’da göz göre göre işlenen katliamı, bu Allahsız din adamları, Allah’ın çizdiği kader gibi göstermeye kalkışıyorlar. Oranın acılı halkını, “Bu ölümlere isyan etmeyin; Allah böyle istedi.” sözleriyle kandırmaya kalkışıyorlar.

Ve böylece, Yüce Allah’a açıkça iftira atıyorlar.

Bu tavırları ile de Allah’a inanmadıklarını; Allah kavramını halkı kandırmak için kullandıklarını göstermiş oluyorlar.

Haşa; Allah kullarının bir cehennem çukuruna doldurulmalarını, orada ihmal sonucu topluca öldürülmelerini ister mi? Böyle bir  Allah; insan düşmanı ve zalim bir Tanrı olmaz mı? Allah’a bu zulmü yakıştırmak; Allah’a küfretmek değil de nedir?

Ne yazık ki 21. Yüzyıl Türkiyesinde hâlâ böyle ahlaksız din tüccarları ortalıkta dolaşıyor. Bunlar hükümetlerin gözüne girmek için, gözü kâr hırsıyla kararmış patronlar tarafından  canı alınan emekçilere kader biçip satıyorlar.

Ve sırtlarına hırka, başlarına sarık geçirerek kendilerini derin hoca, âlim gibi gösteriyorlar…

Askerde yoksul çocukları ölüyor…

Madende yoksullar can veriyor…

Polis onları kurşunluyor…

Bu kader ise; Allah suçsuz-günahsız fakirlerin düşmanı mıdır ki onlara böyle kader çiziyor?

Allah, Turgut Özal’ın dediği gibi;  zenginleri mi seviyor da o tarafın başına böyle işler getirmiyor; onlara böyle kötü kader çizmiyor?

Be hey Allahsız softalar!

Üç kuruş dünyalık uğruna Allah’a attığınız bu iftiradan korkmuyorsunuz bellidir. Bu da sizin Allah’a falan inanmadığınızı, zındık olduğunuzu gösteriyor.

Ama şu halktan da mı utanmıyorsunuz?

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA