Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Alman Cumhurbaşkanı haklıdır

30 Nisan 2014 Çarşamba 14:19

Alman Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un Türkiye ziyareti, olaylı oldu. Başbakan Erdoğan

Sayın Gauck’un ODTÜ’de yaptığı konuşmada, Türkiye’nin iç işlerine karıştığını ileri sürerek

sert tepki gösterdi. Onu garip garip şeyler söylemekle, kendisi ile konuşurken söylediklerini

ODTÜ’de dile getirmemekle eleştirdi.

Öncelikle belirtelim ki Alman Cumhurbaşkanı’nın gelip Türkiye’de iç işlerimizi de

ilgilendiren konularda konuşması onun doğal hakkıdır. Bu hakkı da ona veren bizzat

Başbakan Tayyip Erdoğan’dır.

Çünkü 29 Ekim 2004 tarihinde Başbakan Erdoğan ile dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah

Gül, ikisi birden Roma’da attıkları imza ile AB’nin anayasasını kabul ettiklerini ortaya

koydular. Meşhur Papa heykelinin önünde o imzayı atan Sayın Tayyip Erdoğan; Avrupalı

liderlere, Türkiye’nin iç sorunu gibi gözüken konularda konuşma, hatta müdahalede bulunma

hakkını vermiştir.

AKP yöneticileri, aynı tarihlerde, AB ile anlaşma yaptıkları için Ankara’da gündüz gözü

havai fişek patlatarak bayram yapmadı mı?

Avrupa Birliği muktesebatını imzalayarak AB değerlerine uyacağını, AİHM kararlarını

da kabul ettiğini resmi hale getiren Türkiye; AB’den gelen eleştirileri iç işlerine karışma

sayamaz durumdadır. Bu yüzden de Alman Cumhurbaşkanı’nın gerek ülkemizdeki dinsel

kesimler, gerek basın ve düşünce özgürlüğü konusundaki eleştirilerini AKP iktidarı yok

sayamaz. Başbakan, kendi attığı imza ile 2004’te bu izni bizzat veren kişidir.

ALMANYA EN ESKİ MÜTTEFİKTİR

Uluslararası politikada dostluk yoktur ama çıkar bağdaşıklığı kurulur. 1990 öncesinde

dünyanın Doğu-Batı, yanı Sosyalist-Kapitalist blok olarak iki ana kutup olarak ayrışması bu

biçimde bir oluşumdur.

Almanya ile Türkiye’nin ilişkisi 19. Yüzyıl’a kadar uzanmaktadır. Avrupa’daki İngiliz-
Fransız-Rus egemenliğine karşı Osmanlı İmparatorluğu da Almanya ile bir ittifak aramıştır.

Bu ittifak Padişah 2. Abdülhamit döneminde iyice kuvvetlendirilmiştir. Balkan Harbi’nde

(1912-13) büyük bir yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti, Almanya ile yeni bir anlaşma

yaparak orduyu yenilemiş, silahlarını modernleştirerek 1. Dünya Savaşı’na Alman

genelkurmayının kontrolünde girmiştir.

Türkiye’den 1960’tan itibaren Almanya’ya yoğun biçimde işçi yolladığını, bugün orada 3

buçuk milyondan fazla Türk’ün yaşadığını biliyoruz. Almanya ile ticaretimiz; Türkiye için

yaşamsal önem taşıyor. AB’ye girmek peşindeki Türkiye’nin bu amacına ulaşabilmesi için

Almanya’nın desteğini alması şart.

Öyleyse Alman Cumhurbaşkanı’nın doğal hakkı olan eleştirilerini, bir düşmanlık nişanesi

gibi göstermek, hiç politik duruş değildir. Sayın Erdoğan nasıl ki Almanya’da neo-nazilerin

yaptıklarını eleştirirken haklı ise, karşı tarafın da Türkiye’nin bazı eksikliklerini söylemesini

haklı bulmasını beklerdik.

ALİSİZ ALEVİ YOK

Alman Cumhurbaşkanı çok haklı olarak Türkiye’deki Alevilerin bazı sıkıntıları olduğunu

dile getirmiştir. Bu gerçeği bilmeyen yok. Sayın Erdoğan bu sorunları çözeceğini söylemesi

gerekirken buradan bile Almanya’yı suçlamaya çalışmakta, şöyle demektedir: “Almanya’da

Ali’siz Alevilik denen bir olay var, yani ateist bir anlayışın, Alevilik kisvesi altında,

kendilerinin de desteklemiş olduğu bir yapı var, bunu bize yansıtıyorsun. Türkiye’de böyle bir

alevi yok dedik. Onların diliyle gelip burada konuşuyorlar.”

Öncelikle belirtelim ki bu Alisiz Alevilik tezi Almanya’da değil, Türkiye’de yazar Faik

Bulut tarafından ortaya atıldı ama hiç tutmadı ve Aleviler tarafından da lanetlendi. Bu

iddianın Almanya’da temsilcileri yok. Alevilerin; sağduyulu ve barışçıl taleplerinin yıllardır

görmezden gelindiği ise ortada. Buna sahip çıkmak ve çözmek de öncelikle de Sayın

Başbakan’ın görevidir.

Öte yandan Almanya’da 1 milyondan fazla Alevi vatandaş yaşamaktadır. Bunlar; Avrupa’da

oldukça etkindirler ve Türkiye’deki Alevilerin sorunlarını Alman siyasetine yansıtmaktadırlar.

Alman Cumhurbaşkanı da kendi yurttaşları olan Almanya’daki Alevilerin talebini

dillendirmiştir. Buna kızmak yerine bu sorunu çözerek konuşulmasını engellemek daha doğru

olmaz mı?

PKK’nın Türkiye’yi bölecek taleplerini bile müzakere konusu yapan Sayın Erdoğan; Alevi

toplumunun barışçıl ve insani taleplerini neden bir türlü masanın üstüne koymaz da böyle

tepkiler gösterir anlayabilmiş değilim.

rizazelyut.jpg

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA