Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Anlat Kemal Bey

13 Ağustos 2013 Salı 00:11

Dikkat ettiniz mi bilmem? CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu; Ramazan ayı boyunca siyasetten uzak durdu. Bayramda bile ortalama mesajlar vermekle yetindi. Bu mesajların en anlamlısı; Cumhuriyet üzerine söyledikleri idi.


Ne demişti 1557'de ölen büyük şair Hayal: "Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler."

Diyor ki: Şu balıklar denizin içindedir ama denizin ne olduğunun farkında değildirler.

Tıpkı bugün Türkiye'de cumhuriyet rejimiyle yönetilen ama bunun anlamını bilmeyen milyonların durumu gibi. 75 milyonun 70 milyonu maalesef  Hayali Bey'in  500 sene önce tarifini yaptığı balıklar gibi... Bu balıkları, cumhuriyet düşmanları yakalar, onlara saltanattan, hilafetten, dinden-imandan bahsederek kafalarını karıştırırlar. Bakarsınız ki bu insanlar cumhuriyet lafını duyunca kötü bir şey duymuş gibi tepki verirler.

***

Halbuki Çumhuriyet o sıradan insanların yönetime ortak edilmesidir. Bu gerçeği en iyi biçimde Kemal Bey anlattı. Tunceli'de dedi ki: "Eğer Nazımiye'nin Ballıca köyünden küçük bir memurun çocuğu bugün Cumhuriyet Halk Partisi'ne genel başkan olmuşsa, cumhuriyetin sayesinde olmuştur."

Sivas- Divriği'de bir eşi daha bulunmayan Ulu Cami'yi gezdikten sonra da cumhuriyeti kuran Kemal Atatürk'ün büyüklüğüne vurgu yaptı. Dedikleri bilinen gerçeklerdi ama çok anlamlıydı:

"Atatürk, halkın iradesi ile halkla beraber yürüdü. En karanlık dönemde dahi TBMM'yi çalıştırdı. O Cumhuriyet sayesindedir ki Kayseri'de küçük bir esnafın oğlu olan Abdullah Gül Cumhurbaşkanıdır. Yine o sayede Rize'den yırtık ayakkabı ile gelip bugün Türkiye'de başbakanlık koltuğuna oturan Recep Tayyip Erdoğan da Cumhuriyetin sayesinde oraya geldi.

O yüzden Cumhuriyetin değerini çok iyi bilmek ve özgürlük ve demokrasiyle taçlandırmak zorundayız. Özgürlüğü ve demokrasiyi kısıtlayan kim olursa olsun, ona karşı mücadele edeceğiz."

***

Peki, cumhuriyetten önce ne vardı?

Padişahlık...

Başkent İstanbul'da oturan padişah; ülkenin tek yöneticisiydi. Ve Topkapı Sarayı'nda, çoğu Hıristiyan kökenlilerden  bir üst tabaka yönetici kesim oluşturmuştu. Bunlar İstanbul'a sıradan insanın gelmesini de yasaklamışlardı. Eğer kapılardan, sur gediklerinden gizlice sızanlar olursa, bunlar da ikide bir toplanırlar, falakaya çekildikten sonra bir kısmı Trakya taraflarına, bir kısmı İzmit'ten öteye atılırlardı.

Halkın (onların deyişi ile reayanın) ot kökü, saman çöpü kadar bile değeri yoktu.

İşte Kemal Atatürk bu sistemi yıktı.

O ot kökü, saman çöpü kadar değeri olmayan kitleleri; ülkenin efendisi yaptı.

İşte Kemal Atatürk bu yüzden suçludur.

O ot kökü, saman çöpü kadar bile değer verilmeyen milyonları almış baş tacı yapmış ya...

 Eskinin egemenlerinin yetkilerini almış; onları halk derecesine indirmiş ya... Suçu gerçekten büyük.

Kemal Paşa; Van'dan bir çocuğun başbakan olmasının önünü açmış, Malatyalı'ya, "Cumhurbaşkanı olabilirsin!" demiş. Tuncelili'nin cumhuriyeti kuran partinin lideri olmasını yaratacak kanalları devreye sokmuş. İstanbullu'nun dudak büktüğü Kasımpaşa'dan bir futbolcu gencin Başbakan olmasını sağlayacak sistemi yerleştirmiş...

Suçu büyük Atatürk'ün...

Ona din-iman adına küfreden imansızlar var ya... Bunlar, Türk milletine "Etrak-i bi-idrak" (Akılsız Türkler) diyen dönme Osmanlı'nın içimizde deva eden çocuklarıdır.

Kemal Bey; verdiği çarpıcı örneklerle cumhuriyetin değerini bizlere bir kez daha hatırlattı ya...

Var olsun...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA