Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Artık sıradan biriyim
12 Eylül 2015 Cumartesi 13:19

'Artık sıradan biriyim'

Ekranların cool kadını Billur Kalkavan, Neslihan Yavuzcan'a hayatına dair çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Muhteşem ve sıra dışı, olduğu gibi olan, hayatı doyasıya ve keyif alarak yaşayan canım Billur Kalkavan ile açık değil ama seçik konuştuk. Müthiş adam dediği, hayat arkadaşı Buğra  Bahadırlı ile paylaştığı aşkı. Birlikte kurdukları ve  1. Yılını kutladıkları ‘Billur tv’ den, yaşama dair herşeyi anlattı. Buyrun muhabbet soframıza.   

Çocukluğundan beri Artistsin sen, nasıl oldu bu iş?

Öyleydim ama bayağı bir ara verdim. Turgut Demirağ babamın çok yakın arkadaşıydı, çocukken reklamlarda oynadım. Ben çocuktum ama bilmiyordum ki. Bana bunu bir astrolog söylemişti 35 sene önce ‘aman atıyor’ demiştim. Adam doğru söylemiş. 

Neden Artistliğe ara verdin peki? 

2008’de ara verdim ama artık istiyorum. Dizilerin sürelerinden dolayı dayanamadım. Ben hayata karşı şımarığım, esir veya köle değilim. Sette geçirdiğim 20. Saatte o işi kabul ettiğime pişman oluyorum. Ama öyle bir tazminat koyuyorlar ki, bırakıp gidemiyorsun. Yapımcılara ve menejerlere söyledim, 2 gün ufak ve etkili bir rolde tekrar oynayabilirim. Başrollere çok acıyorum, gençler kaldırıyorlar ama benim bünyem kaldırmıyor artık.

BEN KEYİFÇİYİM, BU DA LÜKS DEĞİL

Hayattan hep ne istediğini bildin. Bazen şaşırdığın oldu mu?

Bizler düşüncelerimiz ve sözlerimizle herşeyi yaratıyoruz. O yüzden de hep istediğim şeyler oldu, hayatta. Çocukken bana demişlerdi ki ‘ büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ diye. ‘ keyif almak istiyorum’ derdim. Sonra da kendim suçlardım ‘millet kansere çare buluyor, aya gidiyor, acaba keyif almak ayıp mı? diye. Sonradan öğrendim ki asıl amaç hayattan keyif almak. Çalışmak keyifsiz olmak demek değil. Türkiye’nin acı bir gerçeği ki, İnsanlar ne işlerinden, ne evliliklerinden ne de yaşamdan keyif almıyorlar. Bunu da ayıp olarak algılıyorlar. Lüks görüyorlar. Gecekonduda bile oturuyorsan ordan keyif alabilirsin. Evine bir kedi alabilirsin, tekme atacağına, tecavüze yelteneceğine o kedi senin hayatını değiştirir.   

NEFES TERAPİSİNDA HAYAT ARKADAŞI İSTİYORUM DEDİM 

 1 HAFTA SONRA BUĞRA İLE TANIŞTIM

Astroloji’nin nesi bu kadar seni çekiyor?

Buğra’dan önce Astrologlara bayağı bir para harcadım. Şimdi Allahtan o Astrolog olduda rahatım. Bu Fal gibi değil tabi ki hayat planlamasında çok işime yarıyor. Astroloji, olasılıkları söyler, uygulaması da bize düşer. Bu bir ilim, ilerde de bilim olacak herhalde. Zaten matematik üzerine kurulu. Sen bilirsen bir takım olasılıkları hayatı daha güzel idame ettirirsin. Niye süprizlerden süprizlere koşup dalalım olmayacak işlere. Tabi ki hayat süprizlerle dolu, burada görüşüyoruz şimdi, 2 saniye sonra ne olacağını bilmiyorum ki.  Mesela ben yeni birisiyle tanıştığım zaman hemen gidip Astroloğa  danışıyordum haritasını. Niye boşa vakit harcayayım ki mesela olmayacak bir adamla.   Halbuki amacım, ‘seni kovup, kovmamakla ilgili bilgi almak’.  Mesela hayat arkadaşı aramaya başlamıştım Buğra’dan önce, hatta nefes terapisine de gitmiştim. Hoca da ‘nedir amacınız?’ ben de ‘çok sıkıldım yalnızlıktan, hayat arkadaşımı bulmak istiyorum artık? ondan bir hafta sonra Buğra ile tanıştım. Kadın da bir hafta sonra müthiş biriyle tanıştım’ dedim. 6 yıldır da o müthiş birisiyle beraberiz. 

ETRAFIMA BAKTIĞIMDA BİZİMKİ GİBİ BİR İLİŞKİ GÖREMİYORUM

Buğra senden 22 yaş küçük,  uzun ilişkinin sırrı nedir?

Çok ilginç bir çiftiz. Çok yaş farkı var diye çok yargılandık başta. Psikiyatr arkadaşım Mehmet Sungur bana dedi ki ‘ben seni çok severim biliyorsun, kendinden genç insanlarla birlikte oluyorsun ama, bu biraz fazla değil mi? bu çocuk seni üzer, ileri yaşlarda üzüntüler ağır olur’. Mehmet dedim ‘ben günlük ve anlık yaşayan bir insanım, onun içinde fazla şeylere tutunamıyorum hayatta, diyelim ki beni 5 gün mutlu etti, 5 güne bakarım ağbi’ kusura bakma’. İlerde birisinin beni üzüp üzmeyeceğini niye şimdiden düşüneyim, ne saçma birşey. Şimdi bize de ne diyor, biliyor musun? ‘Çıktığım televizyon programların da sizi örnek gösteriyorum’.  İnsanlar hata ediyorlar ya geçmişe yeriniyorlar, ya da gelecekte ne olacak korkusunu yaşıyorlar. Anı yaşayamadan göçüp gidiyorlar. Şu an da seninle geçirdiğim vakti maksimum da yaşamak. Neyse o. 

‘BEN BİLLUR İLE GENÇLEŞTİM’ DİYOR BUĞRA

Buğra ile nasıl bir erkek arkadaş?

Müthiş bir erkek. Kova burcunu herkese tavsiye ederim. Çok mutluyum. Çok özel bir  insan. Yapıcı, iyi  yetişmiş, çok zeki bir insan. Billur tv’yi o kurdu mesela. Etrafa baktığımda hiç bizimki gibi bir ilişki görmüyorum. Hem beraber çalışıyoruz, hem de beraber yaşıyoruz. Ben bazen sıkılıyorum, gitsene bir yerlere diyorum, ‘evimdeyim, nereye gideyim’ diyor. Ayrı da kalmayı biliyoruz, aynı evin içinde. Beraber çok güleriz. Gençler şimdi para odaklı olmuş. Çünkü parayı bize kakalamışlar. Para sonuçtur. Baktığınız şey , muhabbet ediyor musun, gülebiliyor musun? odur. 
Peki seks?
Seks tabi ki, ilişkinin temeli seks. Seks olmazsa kankalık olur.  Ben benzeşlerin mutlu olduğunu düşünmüyorum. Zıt olacaksın, puzzle gibi birbirini tamamlayacaksın. Buğra ciddi. Bense suluyum. ‘ben Billur ile gençleştim’ diyor. Ben de ona ‘sen yaşlısın, ben seni bırakırım’ diyordum. Şakalaşıyorduk. Biz iyi vakit geçiriyoruz. 

Neden çocuk istemedin  veya evlat edinmedin?

Geçenlerde Esra Akkaya’yı gördüm. O küçük bir zenci çocuk aldı, Afrika’dan. ‘Neden gittin? Oralardan aldın’ dedim. ‘vermiyorlar, Türkiye’de çok zor’ dedi. Onca çocuk yetimhanelerde oturuyor, bunca aile çocuk istiyor. Onların buluşturacağına, mani oluyorlar. Burada da bir sistem kurulabilir, bu kadar zorluk yerine. Çocuk çok büyük sorumluluk, özellikle Türkiye şartlarında.   Benim hayalim, terkedilmiş çocuklara yuva açıp, onların sıfırdan büyütmek gibi. Türkiye bürokrasisinde benin hayalleri ütopik sanırım. Hayvanlara bakıyorum. 

Başka bir ülkede dünyaya gelseydim keşke dediğin oluyor mu?

Hayır, çünkü  burda zoru başarıyoruz. Duyduğum arkadaşlamın çoğu kaçmak istiyor, okumaya giden gençlerde yurt dışına gelmek istemiyorlar. Ben asla bu memleketten gitmem. Burda doğduysam burda bir görevim olduğuna inanıyorum. 

BİLLUR TV DE 600 EĞİTİCİ PROGRAM VAR

Billur tv’ye kurdun, 1 yıl oldu amacın neydi?

Hizmet ediyoruz, ‘Billur tv’yi’ kurma amacımız o. Televizyonlara dönüp baksın insanlar, neler oluyor. İlk başlarda magazin sundum ama sonra ki 20 yıl insanların yararına olan programlar yaptım. Bana günde 1 milyon TL verip, ‘gel evlilik programı sun deseler’yapamam. Sunanlara şapka çıkarıyorum. Yargılamıyorum fakat onaylamıyorum da. İnsanları yapılan bu tv programlarıyla aşağıya çekiyoruz. Bu bir strateji bence. İyi kullanılırsa bilgi ve görgü ile inanılmaz olur. Barış Manço’nun 7’den 77’ye programı ile Dünyayı tanıdık sayesinde.  Onun misyonunda olmak lazım hayatta. Televizyonlarda bana iyice yer kalmamaya başladı. Bana ‘a plussın’ diyorlar. Ve bunu tv patronları bunu sana utanç vericiymiş gibi söylüyorlar. Çok düşük kalitede programlara da çok büyük paralar yatırıyorlar. Bu memlekette a plus olmak suç herhalde. Biz ‘Billur Tv’ de insanlara yararlı bilgiler ile ilgili programlar çekiyoruz. İşi daha da büyüteceğiz işi.  1 yıl oldu. Allah’a şükürler olsun çok da iyi gidiyor. Şimdi 600 program var. İnternetten Billur tv yazacaklar bizi seyredecekler. 

BEN ARTIK SIRADAN BİRİSİ OLDUM

Her dönem adından bahsettirdin.  ‘Marjinal’ dediler bana göre de sıra dışı oldun. Bunu neye bağlıyorsun?

Ben artık sıradan birisi oldum, Marjinallikler hat safhada görmüyor musun kızım?. Aslında Marjinal olmak, sıranın dışında birşeyler yapmak.  Dejenere olmak değil. Cahilce kullandılar Marjinal lafını bana. Dövme yaptırdım, uçuk bu marjinal dediler. Şimdi herkes de dövme var.  Marjinal insan yok ama çok dejenere var. 

Neler dejenere oldu?

Aşk ve seks hayatları, normal yaşamlar ve herşey dejenere oldu. Ama dünyada böyle. Ve bunun başını Amerika çekiyor. Amerika’nın en güzel taraflarına özeneceğimize, en boktan yanlarını alıyoruz. İnsanoğlunun huyu  bu. ‘tabu’ diye bir belgesel var seyredin muhakkak. Dünya bizi atacak üstünden, çok da sevinirim. Çünkü biz dünyanın kanseriyiz.  Dünyanın çivisi çıkmış.

GEREKİRSE KATİL OLURUM

Limitlerin var mı?

Kraliçeli’nin sofrasına otursam çok iyi biliyorum ne yapacağımı ama artık rahatız.  Aşırı açık kafalı biriyim, herkesi olduğu gibi kabul etmekten yanayım, yargılamamaya çalışıyorum. Ön yargıları, yorumları, eleştirileri minimuma indirdim. Ama tabi ki hepimiz insanız. Manevi kitapları çok okuyorum. Tanrı herkesi bir amaç  için yarattı. Çocuk tecavüzcüsünü de, hayvan katilini de, savaşçıyı da, teröristti de, Başbakanı da Peygamberi de, seni de beni de. Bana düşmez diyorum onu eleştirmek ama tahammül edemediğim şeyler var. Çocuklara ve hayvanlara yapılan tecavüzü kabul edemiyorum. Hümanistim, ama bir  çocuğa tecavüz eden adamı gözümü kırpmadan öldürürüm. Katil olurum sana söyliyeyim. Muhakkak bize birşey öğretmek için bunlarda var diyorum ama o noktada da çok büyük çelişkiye düşüyorum. Ben kendimden ve evrenesel sorumluluğumu almayı seçiyorum sonra. 5 milyon ekmeği çöpe atıyoruz biz kimiz ki, su öyle. İnsanımız hain oldu. Empati kalmadı, doğayı katlediyorlar. Yazık. Ben sonunda delireceğim sonunda. 

BUĞRA İLE TÖRPÜLENDİM

Neleri törpüledin kendinde?

Ben Akrep’e Koç  burcuyum. Kavgacı olmamam hemen hemen mucize.Çok fazla dandun, sert ve katıydım. Agresifliğimi, sabırsızlığımı, hiperaktivitemi, laf kesmelerimi,  törpüledim. Buğra ile birlikte törpülendim. Başkalarını suçlamayı bıraktım. Önce kendime bakıyorum, ben ne yapıyorum diye. Barışçıl yaşayacaksın. Yapıcı eleştiri yapacaksın.

Gına getiren sorular nelerdir sana?

‘genç erkeklerden mi hoşlanıyorsunuz?’, çok abuk subuk sorular var. bu Ayşegül Aldinç’e hala seksiniz demek gibi birşey. Ayıp değil mi?. şu an da ne yapıyorsun hayatında diye kimse sormuyor. Dünyaya ne katkı sağlıyorsun, kendini geliştirmek için ne  yapıyorsun?... 

Mesajınnedir?

Anı yaşayın, keyif alın hayattan. 

Röportaj: Neslihan Yavuzcan

neslihan.yavuzcan@posta.com.tr

fotoğraf: Muzaffer Kantarcıoğlu

 

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA