Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Asıl şikeciler anlaşıldı

21 Ocak 2014 Salı 15:20

3 Temmuz 2011’de Fenerbahçe’yi çökertmek için bir şike operasyonu başlatıldı.

Basında öyle bir yaygara kopartıldı ki sanki dünya yıkılacaktı.

Operasyonun medya ayağını oluşturan gazeteciler; köşelerinden ve televizyonlardan ağızlarından salyalar akıtarak kinlerini kustular:

Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi gerektiğini söylediler.

Aziz Yıldırım’a hemen 60 sene, 120 sene ceza kestiler.  Lokantada üç kişinin yemek yemesini “Şike belgesi” gibi gösterdiler. Bont çantaya 1 milyon dolar sığdırdılar. Aziz Yıldırım’a ceza verilmezse Türk takımlarına UEFA’nın büyük cezalar vereceğini iddia ettiler.

Bu operasyonu hazırlayanlar, TFF’nin başına da bir Fenerbahçeli’yi (Mehmet Ali Aydınlar) getirerek Fenerbahçe taraftarını susturacaklarını sandılar. Onun yanına asıl işleri yürütecek ve Fenerbahçe’yi çökertecek 2 isim yerleştirdiler: Lütfi Arıboğan ile İlhan Helvacı…

Ve bu iki isim; Galatasaraylıydı… Bu Galatasaraylılar; tarafsız gibi görünerek (Tıpkı şu sıralar Hıncal Uluç’un  Sabah Gazetesi’nde yaptığı üzere) Fenerbahçe’yi çökertmeye çabaladılar.

 

***

Bu operasyonun niteliğini bir gün içinde anlamıştım. İşte 5 Temmuz 2011’de Güneş Gazetesi’nde yazdıklarımdan bir bölüm:

“Bu operasyonun da tam Ergenekon taktiği ile yürütüldüğü anlaşılıyor. Zaten başlatan da Zekeriya Öz imiş. Onun nasıl delil topladığını, o delilleri nasıl yorumladığını  iyi biliyoruz.

TSK için örülen demir yeleğin Fenerbahçe'ye de giydirilmek istendiği anlaşılıyor.

Ama ortalık o kadar boş değil.

Fenerbahçeliler; haklarının bir savcının elinde heba edilmesine izin vermeyecek kadar bilinçlidirler.

Bu dava; eğer somut delilerle dayanarak yürütülürse ne ala... Ama Ergenekon'da olduğu üzere telefon geyiklerinden delil üretilerek 25 milyonluk bir taraftar kitlesi mağdur edilirse; yazımızın başında dile getirdiğimiz taktik tersine dönebilir.

Yani Fenerbahçe'yi ezmek için başlatıldığı izlenimi veren bu operasyon Sayın Erdoğan'ın Köşk planlarını bile yerle bir edebilir.”

***

Aradan neredeyse 3 yıl geçti. Bu süreçte iddianameyi didik didik inceledim. Mahkemeyi takip ettim. Medyanın yönlendirmesine baktım; Gülen Cemaati’nin ve Fethullah Gülen’in tavrına baktım…

Gördüm ki Cemaat medyası açıkça taraf halindedir. 12 Mayıs 2012’de Fenerbahçe stadındaki Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra malum polisin Fenerbahçeli seyirciyi tahrik etmek için yaptıklarına da baktım. Sonra hemen ardından Fethullah Gülen’in açıklamalarını okudum. Gördüm ki Sayın Gülen Fenerbahçe taraftarlarını neredeyse katil ilan ediyor. O kadar tarafgir o kadar düşmanca bir tutum içinde…

Baştan beri yazdıklarımın ne kadar haklı olduğuna bir kez daha inandım.

Ne yazık ki bu süreçte Sayın Başbakan bu operasyonun normal belgelerle yürütüldüğünü sandı. Fenerbahçe’nin şike yaptığı biçimindeki iftiralara karşı tek kelime etmedi.

Geldiğimiz noktada o da bu şike işinin aslında Fenerbahçe’ye hatta hükümete kurulmuş bir tuzak olduğunu anladı.

Halbuki bunu ben  daha 2011’de yazmıştım; uyarmıştım.

Bunun, Aziz Yıldırım üzerinden Fenerbahçe’ye karşı yürütülen özel savcı, özel polis operasyonu olduğunu sık sık vurgulamıştım.

Dediklerim  bir bir çıktı.

17 Aralık’ta başlatılan operasyondan sonra Başbakan Erdoğan’ın tam olarak uyanması ve gerçekleri görmesi geç de olsa bir kazanımdır.

Şimdi eğer Yargıtay bu yargılama kararını  erken açıklayarak manidar davrandı ise iktidar gereğini yapmalıdır. Çünkü olay şimdi siyasi bir boyut kazanmıştır.

Bu oyunu bozmak için Başbakan Erdoğan yeni yasal düzenlemeleri devreye sokmalıdır.

Hem de geç kalmadan…

Çünkü Fenerbahçeliler çok kızgındır; çok kararlıdır…  Onlar Aziz Yıldırım’ı çakallara yem etmeyecektir…

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA