Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Asıl Taksim Diyarbakır’da

19 Haziran 2013 Çarşamba 14:40

Türkiye’deki bu Taksim kavgası; asıl tehlikenin üstüne bir şal gibi örtüldü.

Çünkü asıl taksim kavgasını bu tartışmalar, gösteriler gizledi.

Düşünün ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez; açık açık, bu ülkenin bir parçasına Kuzey Kürdistan denildi.

Burasının büyük Kürdistan’ın bir parçası olduğu dile getirildi.

Bunu da bölücü Kürtçü takımı bir konferans düzenleyerek cümle âleme ilan ettiler.

Bunu da düzenledikleri 'Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı'nda dile getirdiler.

Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istedikten sonra asıl niyetlerini şöyle ortaya koydular: “Kürtler özerklik-federasyon- bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kürtler kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir.

Konferansımız Kürdistan’ın bir statüsü olmadan Kürt sorununun nihai olarak çözülemeyeceğini karar altına almıştır.”

BDP öncülüğünde toplanan konferansta; Talabani ve Barzani gibi isimlere de çağrıda bulundular. “Biz Kuzey Kürdistan adına sorumluluğumuzu yerine getireceğiz, siz de aynısını yapın!” dediler. Böylece büyük Kürdistan projesi Türkiye’de açıkça başlatıldı.

Yetmedi; BM, İKÖ, AB ve dünya halklarını Kürdistan halkının mücadelesine destek olmaya çağırdılar.

Yani; Türkiye’nin genelinde başka bir eylem var iken; Diyarbakır’da taksim eylemi açıkça başlatıldı. İşin adı konuldu. Güneydoğu Anadolu; Kuzey Kürdistan ilan edildi. Devlet içinde, ikinci bir devletin tohumu atılmış oldu.

Peki, İstanbul’da, Ankara’da, Eskişehir’de insanların twitter mesajları bile polis ve istihbarat tarafından takip edilirken; Diyarbakır’da güpegündüz yapılan ayrı devlet ilanına neden ses çıkartan yok?

“Efendim; daha ne istiyorsun; altı aydır bölgeden ölüm haberi gelmiyor ya!”

Ben de diyorum ki: “Sen bölücülerin isteklerini kabul edersen… Sen Güneydoğu Anadolu’yu Kuzey Kürdistan ilan edenlere ses çıkartmazsan. O bölgeyi resmen olmasa bile fiilen Kürtçülere terk edersen; adam niçin eylem yapsın ki? Amacına ulaşmış olan Kürtçüler o kadar akılsızlar mı ki bir de olay çıkartsınlar?”

Baksanıza, 20 gündür devam eden Taksim olayları sırasında Diyarbakır’dan tıs çıkmadı. Her yerin bir anda Molotoflarla yakıldığı Hakkari’de çocuklar uslu uslu oturdular.  Başbakan Erdoğan; CHP’yi eleştirmek adına, Öcalan’a “terörist başı” dedi diye dün Selahattin Demirtaş kıyameti kopanttı. “Hem pazarlık yapıyorsun hem de terörist başı diyorsun. Diyemezsin!” havalarında…

***

Peki Suriye’de ne oluyor bu arada?

Düşünün ki orada halk toplanmış; Gezi Parkı’nda eylem yapanlara destek veriyorlar. Suriye’nin başkenti Şamda bulunan Türk Büyükelçiliği’nin önünde oturma eylemi başlatmış Suriyeliler. Bizim hükümeti diktatörlükle suçlamışlar. “Halkına zulmetme!” demişler.

Şimdi bir düşünün: Suriye’deki meşru hükümete karşı ellerinde ağır makineliler; roket atarlar; her türlü bombalar olan ve yüzde 90’ı Suriye dışından gelmiş olan militanlar korkunç bir terör eylemi başlattılar. Beşşar Esad yönetimi; bu silahlı saldırganları bastırabilmek için güvenlik kuvvetlerini kullanıyor. AKP hükümeti; bunu, “kendi halkını katlediyor!” diye şiddetle protesto ediyor.

O tarafta insanları testerelerle kuşbaşı biçiminde doğrayan; canlı insanlardan çıkarttıkları kanlı kalpleri dişleyen canavar ruhlulara yapılanlar kötü… Taksim’de ağaçları korumak için direnen sivillere yapılanlar, iyi. Demokrasinin tesis edilmesi…

AKP’ye oy veren vatandaşlarımız, bu aldatmacalara daha ne zamana kadar inanacak dersiniz?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA