Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Avrupa Birliği’ne tam üye oluyoruz...

25 Ocak 2015 Pazar 11:31

Yarın sabah uyanıp, bir sürprize rastlasak: “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği”. Şartsız şurtsuz, öyle rüşvetimize hırsızlığımıza karışmayacaklar da. Hani sistem tıkanmayacak, mesela.  Biber Gazı’nı beyne sıkma yasağı da gelmeyecek. Gezi’nin acısını unutamayanlara da dokunulmayacak.
Bir bakanda olmayacak, milletin dinine kitabına sövsün.
Şöyle bir şartı da koymayacaklar bizi üye yaptılar diye. Her tarafından, yalan, ahlaksızlık, çalma, dolandırma kokan bir ülkenin, bir tek seçmlerinde mi hile olmuyor? “Ey Türkler saf mısınız arkadaş” diye bölücülük yapan sorular da sormayacaklar. Geçmişi unuttuk, artık önümüze bakalım diyen bir A. B genel sekreteri mesela; şahane olur. Bir sabah uyanacağız, vizeler kalkmış, yasalar evrenselleşmiş. Olamaz ama diyelim ki oldu. Hah burası önemli işte. Bizim gibi basın çalışanları ve akademisyenler açısından veya düz- emek yoğun, iş alanları açısından, uyar.
İnanın yarın sabah sizi A.B’ye üye yaptık diye bir karar alınsa, bazılar çarşafı toplamak zorunda kalır. Hiç öyle mutlu olmaz bu ülkenin, egemen güçleri...
Ve özellikle demokrasiden nefret edenler. Hani, sıkışınca dini hikaye uydurup, halka; “yiyin buyrun bizim palavraları” diyemediği için, “darbe” diyen..
“Beni dövüyorlar, kurtarın” diyen, kocaman kocaman sahteciler gibi.
Çocuğunu faşizme kurban verdikleri değil verdirdikleri, cahiller sirkinin, sunta soytarısı gibi gibi. Bu sirkin, tamamı mutsuz olur, A.B üyeliğinden.
“Ey vatandaşlarım, lan ben sizi madenlerde öldürdürürüm gibi, gerekirse. Sırası mı ya şimdi A:B ‘nin. A.B’ye de zamanı gelince biz sokarız diyenler de değil onların yalamaları çok üzülür, A.B üyelğine. Çünkü, görevi sadece yalamak veya hırsıza lamba tutmak olan, başka bir meslek yoktur, takım elbiseyle yapılsın A.B üyeliği çok fena olur aslında. Halk da ne yapacağını şaşırır.
Şimdi bellirli bir grup alışmış, kendi çalmasa da hırsızın eline bakar olmuşlar. Milletin anasına söven iş adamı var, şükürler olsun!
Zor zor, bu iş zor. Yarın sabah Avrupa Birliği’ne üye olsak, önce bu işi bozmaya çalışan, zavallı oligarşinin, cellatları kaçar.
Sabah üyeliği kutlamak için sokağa dökülen necip halkımız, akşama bunlar bizim peygamberimize saygısızlık yaptı deyip, yine bozarız işi.
Peygambere saygısızlık yapana tepki olur. O normal, ama Allah için hergün namaz kılan veya inana insanın, Bakara ayetine sallama yapana, çık çıkarmaması ne? O nokta biz gazetecilerin terörist olduğu nokta gibi; belirsiz?

Sorun şu, bizi yönetenlerin tek çıkışı bu ülkeyi kendi kabuğuna kapatmak olmuştur. Yasaların bittiği işlemediği yerlerde; hep böyle de olacaktır. Bayrak veya toprak, satılır duruma geldiyse, orada çıkış için devrim gerekir. Atatürk’e kin de bu yüzdendir. Ne zaman, para yok ama eğitime destek diyen bir çoğunluk olur, yönetici denenler. Ancak o zaman dikiş tutarız. Çoksa şu an tuttuğumuz şey dikiş değil; bikiş de. Boş işler boş sevdalar bunlar.
Despotik yönetimlerle gelişen kültürel yapının, en önemli özelliğidir, aşırı itaat. Bu sorgusuzca yaşamayı ve kuldan ilahlar yaratmaya dayalıdır.
Kuldan ilah ise kumdan kale kadar çürüktür. Ancak bu çürüklüğü yok edecek tek şey dine, dile, ırka yapığıldığı kadar, akla sığınmakla olabilir. Ülkeyi dünyaya açanı Özal sanan, bu kitleye, haydi gel anlat, “24 Ocak kararları” de. Bak ne diyecek?

En son bir manyak çıkmış, ben de peygamberim, kardeşim de öyle diyor Ve bu adam bu ülkede, toplumu yönetiyor ve yasalara saygılı olması bekleniyor. Kafayı yemiş de değil; bitmiş aslında. Güneşin en parlak olduğu an, karanlığın sonu mu değil mi? Tam bilmiyorum bu lafı. Ancak, ben bu ülkede en çok, yargıdan ve siyasetçinin sıyrık olanından uzak durmaya çaluşıyorum. Uyandığımda, A.B’ye üye de olsam da, bu korku kolay kolay gitmez. Faşist veya değil ama çalma çırpma ve yalamayla ilgili bir kayış kopma durumu var.
 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA