Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Aziz Nesin

29 Haziran 2013 Cumartesi 00:20

Aziz Nesin'in bir hikayesiydi. Adam, kendi gibi yaşlı olan arkadaşlarını yazlığına çağırıyor. Akşam, konuyu, sekse getiriyor. "Uçana kaçana yetiyorum" diyor. Diğerleri de palavracı. Biz de "aynen" diyorlar. Adam ekliyor; ben aslında böyle değildim.


Bahçedeki otlar var ya; bunları Haiti'den getirttim. Bol bol yiyorum. Maşallahım var. Korkuyorum da; bu otları yemezsem ne olacak? Daha sonra, iki hafta içinde bahçedeki otlar iyice azalıyor. Tatil sonrası, otların bir kısmını yiyen yaşlılar; bir kısmını da bavullarına doldurup götürüyorlar.

***

Yaş biraz ilerleyince demek ki böyle oluyor insan. Kafayı belden aşağı odaklıyor. Ya da ben Aziz Nesin'in o aptal dediği yüzde 60'ın içinde kalan bir okuruyum. Belden aşağı bir arıza çıkınca, kafa otomatik olarak cinselliğe geçiyor. Acabalar birbirini kovalıyor.

***

1999 yılındaki depremde, ayağım kırıktı iki ay boyunca yatakta geçti.

O zaman biraz daha genç olduğum için kafayı çok takmamıştım. Zaten taksam da ne olacak? Hiç bir kız, kırık bacaklı biriyle sevişmez. Çok yorucu ve gereksiz bir aktivite olur. Artık o kırık ayakla iki ay nasıl geçti; kırık ayağımla bana "kırk ayak" muamelesi yapan biri oldu mu; olmadı mı?

Orası özel hayatım. Kimsenin de merak ettiğini düşünmem. O zaman da doktora, "ayağı kırdık ama; o iş ne olacak" diyememiştim? Doktor da, cinsel hayatım hariç akla gelen herşeyi anlatmıştı.

Yok, muz ye; yok süt iç, yok hareketsiz bacağının kireçlenmesini önlemek için sağa sön sola dön; falan filan. Soramadım da elbette. Çünkü hasta olunca, anne, dayı, teyze, komşular ne varsa tepende.

***

Şu an yaş daha da ilerledi. İnternete bakıyorum, "omurilik ameliyatı olanlara sevişme diyeti" var mı" diye. Cevap yok. Sevişin diyen de yok. Doktor yine başka alemlerde. Bacaklarımla uğraşıyor.

"Sağ el yerde, sol diz yerde; sol eli havaya, sağ bacağı daha çok kaldır havaya. İçinden 10' kadar say sonra, ters dön". Pozisyonları anlıyorum.

Arkasından, "yüzün ne tarafa bakıyorsa, ellerin o yöne dönük olsun, sakın yüzünün dönük olduğu yönün dışında bir yöne doğru ani hamle yapma". Tövbe ya! Ne bu böyle, sanki Alman pornosu gibi. 

Doktor sonra bel egzersizlerini anlatıyor. "Ellerinle bir yerden güç almadan belini oynatma, eğer oynatacaksan, birisi mutlaka seni tutsun". Vallahi aynen böyle. Eğer belimi oynatacaksam, birini çağıracağım. Dansöz antrenmanı gibi. "Ani ve dik açılı hareketler yapma ve üzerinde ağırlık yapacak maddelerle, çok zorlanma". "Çıplak takıl" diyor; benim anladığım.

***

Aklıma hep başka kareler geliyor. Böyle zincirler, kırbaç, tasma, demir çizmeler gibi. Çok ayıpsa özür dilerim ama.

Bir hastaya 3 ay sık dişini, "burgu hareketlerinden kaçın" ne demek? Eliyle ıslak çamaşırı sıkar gibi yapıyor. "Belini asla bu pozisyona getirme" ne demek?. Hey Allahım, ben ameliyat olmadan zaten, belimi hiç o pozisyona getirmedim. Doktor zenci de değil ama,maşallah!

O hareketi bu memlekette yapacak yiğidi, alnından öperim ben.Geriye kaldı iki ay. Birimiz konuyu açacak ama nasıl? Yoksa, ben de bahçelerden ot toplamaya mı başlayacağım? Boz gayrı şu yemini be doktor! Anlat şu işin sırrını. Söz fazla ayrıntı sormayacağım.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA