Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Bakkal Çırağı

01 Kasım 2013 Cuma 13:45

Bir iki bölge, ülke veya kıta savaşından sonra evrenselleşme masalı başlamış. Elin adamı düşünmüş. Arkadaş, biz bu kıtalarda birbirimizi yiyeceğimize, gidip başkalarını kimirelim. Oralardan topladığımız malı mülkü de getirelim bizim Billy-Billy'ler yesin. Önce süper güçler, bu işi savaşarak yaparmış. Sonra bakmışlar, savaş çok yorucu. Onun yerine, bir ekonomik sistem yaratılmış.

"En başta buna kendimiz inanıyormuş gibi yapalım. Sonra da bunu, işgal etmek istediğimiz ülkelere de yerleştirelim" demişler. Bunun adı, "para fonu"olsun, insanlık hizmet derneği olsun, "kankişler kulübü" olsun.
O zaman da şöyle bir sorun olmuş. Ortadoğu, enerji cenneti. Sanat, kültür orada, tarım orada. Para fışkırıyor bir anlamda. Afrika desen, madenler, altın, elmas doluymuş. Bunların hepsini savaşarak veya savaş çıkararak, toplayıp götürmüş "Mr. Johny".
***
Götüremediklerini de 20.Yüzyıl'ın ikinci yarısından sonra ayağına servis ettirmiş. Bunu yaparken de en başta "halkla ilişkiler" denen bence iletişim ve pazarlamanın, fantastik sevişmelerinden doğan çocukla yapmış. Önce göz diktiği malların olduğu ülkelerin halklarına bakmış. Sonra onların beyinlerine. Bir masal atmış ortaya; "gelin kankişler kardeş olalım".
"Olalım da bizi niye rahatsız ediyorsun arkadaş, bizim keyfimiz yerinde". "Olmaz", demiş. "Daha da mutlu olun".
"Lan yürü git" demişiz, bir iki Osmanlı Tokadı şaplatıysak da yapıştıramamışız yere, deyusu. Ve Mr. Johny, başlamış bizim kafalara çeşitli kavramlar, sokuşturmaya.
Örneğin, "sınai mülkiyeti tabana yay" demiş. Yani, firmaların değerini halkla paylaş. Kar edersin veya zarar. Bunu halka aktar. Batarsan da çıkarsan da hep beraber. Bunu da "borsa" diye bir mekanizmayla yap. 1980'lerin ortalarına kadar beklemişiz biz de.
***
"Hisse senedi al" demişler. Almışız. Firmamız topu dikti demişler. Çakılmışız yere. Geçmiş olsun kankişler! Sinai mülküyet halka yayılmış.
Heryere AVM yap. Çok faydalı demişler. Kendileri sadece belirli bölgelere yapmışlar. Bizler atlamışız AVM'nin üstüne. İstanbul, Ankara değil.
Kayseri, Tokat, Yozgaz dahası, köylere kadar yolu var; gidiyor tam gaz. AVM'lerde, firmaların çoğu çok oluslu şirket markası. Bizim yerliler de var. Hep beraber çalışıyorlar.
Bir tek farkla, "Dünya markası ürün aldın; sen parayı kredi kartıyla ödediğin anda", istenirse, o para hooop, yurt dışında. Ne oldu? Senin ülkendeki bankacılık sisteminden faydalanarak cup diye gitti paralar. Modernleştik biz de bu arada. Benim derdim, ağaç kesmek dikmek sorunu değil. O hep vardı ve olacak.
***
Diğeri daha komik. Bunu böyle anlatınca, gerici damgası yemek sinir bozucu olan. Keşke o taklitçi kafamız çalışsaydı diyeceğim ama çalışmıştı aslında. Fıstık gibi pasajlar yapmışız.
Esnaflık sisteminin; bakkaldan, süpermarkete geçişindeki modern bir ara ticaret kültürü oluşmuş.O kadar çok ilk var ki, bu toprakların ticari kültüründe.
Bakkal çırağı mesela.Evlere sipariş götürüyor. O yıllarda Avrupa açlıktan sürünüyor neredeyse.
Evlere servisin ilk örneğidir bu. "Ne zamanlarmış o zamanlar" diyen varsa. Samiha Ayverdi'nin "Osmanlı Asırları" kitabından öğrenebiliriz. Yoksa, çok yayılır bu sinai mülkiyet tabana.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA