Celal Demir / gazeteci/yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celal Demir / gazeteci/yazar

Bayram gelmiş neyime..!

23 Eylül 2015 Çarşamba 12:13

Hiç kimse “Nerede o eski bayramlar” diyerekten ağıtlar yakmaya sahte gözyaşları dökmeye kalkışmasın…

Direkler arasından, Kavukluyla Pişekar’dan, orta oyunlarından, kağıt helvalardan artık hiç mi hiç bahsetmeyeceğiz…
Eski eskide kaldı. 

Neden mi?

Çünkü; Bugün direkler arası olsa, hangi aile çoluk çocuğunu alıp gider Kavukluyu seyretmeye? 

Söyler misiniz?
Pizzaların, hamburgerlerin, kolaların egemen olduğu bir gezegende elinde kağıt helvasıyla dolanan gençler düşünebiliyor musunuz?
Ya da cep telefonlarının mesaj servislerinin, internet haberleşmelerinin olduğu bir devirde, sevdiğine mesaj için yere mendilini atan birisine hangi gözle bakılırdı?
Gözyaşı döker gibi yapmanın veya hayıflanmanın hiçbir faydası yok.
İnanın gazetelerinde “Nerede o eski bayramlar” diye köşe yazısı yazanlar, şimdi o eski bayram yerleri kurulsa belki en fazla nostaljiden bir kez giderler, sonra koşar adım oradan uzaklaşırlardı…
Düşünün; kâtip, Üsküdar’a giderken yağmura yakalanıyor ve ne kadar önemli bir olay ki, şarkılara konu oluyor!
Şimdilerde, nerede o eski bayramlar diye ağıt yakanlar ise, “Bayramlarda çok misafir geliyor, kafa dinleyemiyoruz” diye paralarına, kapasitelerine göre Antalya’ya, ya da yurtdışına tatillere kaçıyor!
Alışkanlıklar, gelenekler, görenekler artık hep değişiyor.
Ama değişmeyen bir tek şey var.
O eski zamanlarda da, şimdiki “modern” zamanlarda da, parası olanlar eğleniyor, geziyor, yiyor, içiyor, parası olmayan garibanlarım ise bir köşede boynu bükük eziliyor. 

Eski zamanlarda parası olanlar, konaklarda saraylarda yaşar, çalıp oynarlardı.
Şimdiki zenginlerimiz ise beş yıldızlı otellerde, yurt dışlarında keyif çatıyor. Bayramı Paris’te mi, Karayipler de mi, yoksa Dubailer de mi geçirsek diye seçim yapmakta dertleniyor. 
Eskinin zenginlerinde faytonlar vardı, daha sonra da otomobilleri oldu.
Para babaları özel uçaklarda, yatlarda geziyor, her gittikleri yerlerde dolarları kağıt mendil gibi havalara saçıyor.
Öbür tarafta ise milyonlarca insan işçi mahallelerinde, şehrin kenar semtlerinde sobaya atacak odun bulmaya, sofraya bir tas sıcak çorba koymaya uğraşıyor.
Yani anlayacağınız eski zaman bayramı ile şimdiki zaman bayramı arasında değişen hiçbir olumlu şey yok…

Gariban yine gariban, zengin ise daha da zengin…
Ama yine de her şeye rağmen siz eşinizi dostunuzu dolaşın, gönül alın. 

yüreğinizi asla karartmayın. 

Bayram bayramdır.

Ne kadar klasikleşse de bayram münasebetiyle yollara çıkan vatandaşlara bu uyarıyı yine de yinelemekte fayda var; Ne olur, ayağınızı gaza basarken dikkatli olun ve Bayrama Kurban olmayın!

                                        

                                                                                     İyi Bayramlar…

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA