Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Bilardoya özgürlük

30 Mart 2013 Cumartesi 00:01

Bastırılmış insanlar olduğumuz için, bizi serbest bıraktıklarında, yakacağımız özgürlük ateşi cayır cayır oluyor. Sadece çalı çırpı yaksak özgürlüğün tadı çıkacak ama ayarı tutturamıyoruz. Bir sabah kalkıp, kendisine özgürlük verildiğine nasıl inanıyorlar onu da anlamam. Toplumsal özgürlük palavraları bir tek günümüzde değil; ezelden beri böyle.

Deniz Gezmiş’i asmak için mecliste el kaldıran Tombalak Süleyman’dan daha da öncesi de aynıymış. Sokaklardaki kargaşayı “yollar yürümekle aşınmaz” diye açıklayabilecek bir kafadan zaten ne olacaktı ki?
Siyasetçinin, özgürlük vermesi, işin kendi kendi mantığına ters. Savunduğu görüşe taraftar toplamaya çalışan kafa, neden insanı düşünmeye itsin ki. Ya taraf değişikliği yaparsa halk. Boşu boşuna oy kaybedilecek. Özgürlük dediğin, muhalefet yaparken kazanılır, yoksa gazozuna olur özgürlük.
Dinlerin felsefesi de böyle görünür. Ben tanrının ayrıcalıklısıyım diyen peygamberler, özgürlükten bahsetse bile, kulların düşünmesi çok tehlikelidir. Çünkü sorgulama başlayınca, inanç azalabilir. O yüzden, istisnasız her dinde açıklanamayanı tanrı bilir veya kader öyle ister. Ortadoğu’da dinde reform falan olmadığı için, mucizeler yıllar içinde din pompalanarak, katmer katmer günümüze kadar gelmiştir. Özgürlükler de öyle. Yenilikten son derece uzak, oligarşinin daha rahat top çevirmesi için arada bir sokağa da pas atılır. Ama golü hep onlar atar. O zaman toplumsal baskı nereden pırtlayacak? Şuradan pırtlar: Saçma sapan tabularla herkes kendi yaptığını, siyasilerin canını sıkmadan savunduğu sürece  sıfır sorun. Kıytırık konularda özgürsün de özgürsün. Sür eşşeği özgürce. Yeter ki  kendi yaylanda anır. Yoksa ümüğüne çökerler. Böyle bir gevşeme sürecinde de, saçma sapan özgürlük savunucuları ve fikir üreticileri çıkar. Cuma günü eskiden, Amerikan bayrağı yakıp İsrail’e saydıran kuklalar vardı. Ne olduysa onlara bulut oldular. Şimdi Cuma’ları Galata civarında başka özgürlük ateşçileri var. “Islakaların Kardeşliği” diyorlar eylemlerine. Bilardo olimpiyatlara alınacak kadar önemli bir spormuş. Özgürlük istiyorlar onlar da. Bence tez elden bir televizyon kanalı ve dört bant radyo verilsin uydudan. Yoksa adamlar çok sağlam geliyor. Bir bilardocu, atış yapmak için yarım tur atar ve en az 1 metre geri gidermiş. Bu toplam 8 metre yapıyor. Maçlarda diğer oyuncuyu bekleme süresi ortalama 40 saniye. 1,5 dakikalık vuruş sürecinde, ortalama 8 metre yürünüyor. Ediyor saatte 320 metre. Günde 6 saat antreman yapan oyuncu 2 km yürüyormuş. Bilardocu her oyunda bir kez eğilip kalkarsa, 6 saatte 240 kez kıpırdamış oluyor. Atış sırasında her yerimiz oynuyormuş. Önerileri de şu. Atletizm dışında futbol ve basketbolu bile akademik anlamda spor saymayan federasyon kafasını değiştirsin. Kendi kendine, yakasına olimpiyat rozeti takan, üye olmadan ülkesinde Avrupa Birliği bayrağı dalgalandıran ülkeden de bu beklenir zaten. Yürüyün aslanlar.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA