Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Bir kol hikayesi

19 Temmuz 2013 Cuma 08:29

Bir insan, kendisinin yapamadığını başkasında gördüğünde kıskanabilir. Bunun daha normal olanı ve zekayla örtüşeni imrenmesidir. Kıskanan insan, saçma sapan tepkiler verirken, imrenen insan; hayranlıktan gelen bir saygı duyar. Bizde saygı genelde korkuya dayalı olduğu için, çok şık durmadı bu söylediğim.


12 Eylül öncesi, ne kadar yollarda yürümüş, bağırmış çağırmış arkadaş varsa; Gezi Parkı destekçilerine isnisnasız hepsi hayran. İmreniyorlar. Çünkü, o aklı kendileri gösterebilseydi. Belki geri zekalı Kenan'da asıp kesemeyecekti, özgürce. Ben de çabuk dolduruşa gelip, sokaklara düşenlerdenim.

O zamanlar mantık şuydu. Devrimi yapacaktık ve çok az vaktimiz vardı. Neyle yapacaksak! Şimdi; vakit darlığı olunca, önündeki tüm engelleri de bir an önce kaldırman gerekiyor. Biz de ilk iş olarak, diğer solcuların faaliyetlerini ortadan kaldırmaya çalıştık. Tamam şimdi çok akıllıca gelmiyor. Saçma. Zaten, şu an bakınca, devrimi halk için yapacaksak, Ayşe Teyze'nin fikrini niye almayı akıl edemedik orası da karışık. Ama sol tarafta birbirimizi yemenin mantığı buydu. Bir başka sebebse; her sol fraksiyonun kendi ideolojisinin ayrıntıların dayaşamasıydı. Lenin, Mao, Troçki, Enver Hoca, Tito, Marks; Atatürk hariç hepsini yalanıp yutuldu.Vıdır vıdır kafa patkatmaktan, başka bir şey de yapamazdık zaten. Yollarda yürüyüş veya gösteri ortamı da çok farklıydı. Polisin gaz, gazoz, bomba atmasına çoğu zaman gerek kalmıyordu. Zaten biz kendi aramızda o işi yapıyorduk. Bazen polis asker, yollarda birbirine girenleri ayırıyordu. Ortalık sakinleşince de şöyle bir slogan vardı: "Polis jandarma iş birliğine" son. Keşke, acaba biz de 'iş birliği" yapsak mı demeyi akıl edebilseydik. Bütün bunları, gülerek yazıyorum ama öyle bir komedi vardı.

Şu an Taksim eylemlerinin en önemli farkı bu. Birincisi; fazla değil; hiçbir siyasal ideolojinin teorisyeni olacak kadar bilgi yok. Bu yüzden, biraz daha gerçekçi ve küçük talepler var. Azcık da macera yönü ve sosyalleşmede olunca gidiyor bakalım.. Kaynaşmalar, eğlenmeler. Olsun da zaten, kıskanmak değil benimki tamamen imrenmek. İdeoloji olmayınca da bayraklı bayraksız, saçlı veya kel yanyana durabiliyor. En önemlisi, hadi arkadaşlar polise haddini bildirelim diyen bir geri zekalı; şu ana kadar çıkıp bunu başaramadı. Ama sonuçta Türkiye bir protesto cenneti oldu. Şimdi söyleyeceklerim kimsenin hoşuna gitmeyecek biliyorum.

Olay içerden böyle görünüyor. Oysa yurt dışında durum çok kötü. Belki çok destekleyenimiz var. Şunu da bir yere yazalım; emperyalizmin en acımasız liderleri; demokrasinin en güçlü savunucularıdır. Onlara zaten dokunamayız. Ama, dünyanın neresinden biriyle yazışın veya sevin, sevilin, sevişin. Türkiye, çok tehlikeli ülke diyorlar. Allahın en sonradan görme, kadınlarının götürücülükleriyle nam salan ülkeler dahil. Ben; dernek veya örgütlerin desteğinden değil; basit, günlük, aşk, meşk tipi ortalama insan tepkilerinden bahsediyorum. Koşa koşa yollara düşmüyorlar artık. Yollar sessiz olursa; kolar da boş kalacak biraz. Çözüm önerim yok. Çünkü, moralim bozuk. Koca yaz mevsimi, pudra şekeri olmadan çilek bahçelerinde nasıl geçecek? Reçel kaynat şurup yap; tamam da nereye kadar?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA