Leyla Liman Oruç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Leyla Liman Oruç / Yazar

BİTİŞİĞİ AÇIK MAPUSHANE!

15 Haziran 2015 Pazartesi 13:57

 

Gençlerimizden sizlere mesajlar var. Onlar öyle bir ülke gözlerine kestirmişler ki gel de özenme. Gel de hak verme. 13-17 yaş aralığında ki çocuklarımız, gençlerimiz arasında bir “KORE” tutkusu gelişmiş ki dikkatimizi çekmemesi mümkün değil.

Müzik gruplarının Türkiye’de ki konserlerine şehirlerarası seyahat yaparak, aralarında organize olarak katılmaları, Kore müziğini CD’lere doldurup dinlemeleri, bana göre garip olan yemeklerini yemeye çalışmaları…

Kısaca Kore kültürünün içine gömülmek üzere olduklarında duruma müdahil olmakta ebeveynler olarak zorunluluk doğdu.

Fark ettiğimde şaşkınlığımı gizleyemediğim bir durumdur çocukların bir çoğunun akıllı telefonlarının klavyelerini Kore’nin resmi alfabesi olan “Hangul” a çevrilmiş olmaları.

Çocuklara, dillerini öğrenmenin yanı sıra yeni bir alfabe öğrenmek zorundasınız nasıl olacak bu durum dediğimde yüzlerinde çok mutlu bir ifadeyle “Bizim için kolay ve çok zevkli” dediler.

"İddialıyız diyorsunuz yani" dedim. "Kafaya koyduk dönüşü yok yani diyorsunuz öylemi “dedim.

Dediğim her şeye verilen cevap tatlı bir tebessümle başlarını öne doğru hafifçe sallamaları oldu.

Bu konuyu konuşurken sanki üzerimize bir huzur gelmiş gibi hissettim. Çocuklar mutlu olunca gerginlik de kayboluveriyor hemen.

Saatlerce Kore dizileri izlemeleri beni ilk başta tedirgin etmedi desem yalan olur. Konuştuğum çoğu genç aynı durumda olunca başladım araştırmaya.

Bu dizilerin içinde bu gençlere verilen gizli mesajlar mı var? Sorusu akla gelen ilk husus oldu.

Kore dizilerini izlemeye başlayanlar çekirdek yeme misali nasıl ki kolay kolay bırakılmıyor aynı şekilde dizilere de ara vermeleri frene basmaları neredeyse istenmeyen bir durum olmuş.

KORE Doğu Asya’da Kore Yarımadası’nın güneyinde kalan bir devlet. Ilıman iklim kuşağında olan bu Ülke’de yaklaşık 50 Milyon insan yaşamaktaymış.

Gelişmiş ekonomiye sahip olan bu Ülke’de tam Demokrasi’nin hakimiyeti de ayrıca özenilecek bir durum. Doğu Asya’da bölgesel güç konumunda olan bu Ülke’de yaşamaya talip bir gençlik var önümüzde.

Zaten bu duruma hiç şaşırmadım. Zira bu gençlik içinde "Gezi ruhu” barındıran bir gençlik.

En önemlisi de eğitim sistemlerinin durumu. Dünya geneline bakıldığında Kore eğitimde üst sıralarda. Sistemin neredeyse her aşamasını incelemiş olan bu gençler bağıra bağıra da diyorlar ki Kore’de güzellik sektörü çok gelişmiş ve her şeye ulaşmak çok kolay aynı zamanda çok da ucuz. Bu gençler işini biliyor vallahi.

Hem güzel olacaklar hem iyi eğitim alacaklar hem de gelişmiş Demokrasi hakimiyetinde Cennet’i yaşayacaklar.

Günlerce, aylarca okuyup araştırmışlar Kore ilgili birçok detayı. Sanki Master tezleri KORE.

Kore bağlantısı olan insanlarla konuşmaya başladım. Hatta İstanbul’da dev bir Kore müzik konserine gittiğimizde Koreli bir genç adama sordum. “Çocuklarımızın sizlere olan ilgisini nasıl yorumluyorsunuz? Çocuklarımızı nasıl böyle büyülüyorsunuz?”

Genç Koreli Adam yüzüme baktı ve iki avucunu göğsünün önünde dikey şekilde birleştirip hafifçe bana doğru eğilirken yüzünde tebessümle önce beni selamladı. Bu tabloyu gördüğüm an sabırsız Leyla’yım ya ben “İşte bu” dedim kendi kendime.

Şifreyi çözmeye başladık galiba!

Adamın soruma cevap verme hazırlığındaki tavrına ben de “Tav” oldum!

Bu gençliğin çok naif ve zeki olduğunu hep söyler dururum. İşte ispatı…

Hayran oldukları kültürde ki selamlamaya bakar mısınız?

Oysaki onlara kendi ülkelerinde selamlamayı bırakın isimleriyle bile hitap edilmeyip hepsine ortak bir isim takıp “ÇAPULCU” dediler.

Biz de ki selamlamalardan birini gözünüzde canlandırım. Hafif bıyık bükmeler, yandan yandan çakal bakışlar, göz teması olmadan konuşmaya çalışmalar hatta kaale bile almamalar. İstisnalar kaideyi bozmaz tabi.

Kızlarıma Koreli genç adamın selam verişini anlatınca “O ne ki anne dizlerinin üzerine eğilip verdikleri selamlarını görmelisin” dediklerinde alem nezaket görsün be dedim.

Benim alışmam için en zorlanacağım şey galiba minik çekik gözleri.. Çok güzeller ama dediğim gibi görsel açıdan alışmakta zorlandığım şeyler var benim. İçim çabuk daralır. Açıklık ferahlık severim. Sıkışmış hissi veren her şeyden kaçmaya çalışırım. Karşımda duran birinin mesela yakası kıvrık, kolları dağılmış, üzerinde saç toz ne varsa beni rahatsız eder ve anında müdahale ederim.

Beni de yoran bu tarafım laf aramızda kötü değil be...

Öğrendim ki onlarda da en yaygın olan göz kapağı ameliyatlarıymış. Çok çok güzeller bunu söylemeden geçmek olmaz.

Hey Kore sizi adım adım izliyoruz gözümüz üzerinizde bilesiniz…

Yanı başınızda ki açık Mapushane olan “KUZEY KORE”de yaşayan insanların da biran önce dünya’ya açılmaları en büyük isteğimiz. (Bir sonraki makale KUZEY KORE’de hayat).

Mutlu Kalın 

Leyla Liman Oruç

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA