Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Bu Yargıtay nasıl Yargıtay?

27 Aralık 2014 Cumartesi 11:36

   Güneş Gazetesi'nde çalıştığım dönemde  10 Mart 2010'da, "Alevi Düşmanı Savcılar" başlığıyla bir köşe yazım çıktı. Bu yazımın konusu, Erzurum özel yetkili savcısı Osman Şanal'ın yaptığı işlerdi. Onun, Erzurum’dan gelerek Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i basması ve yine Erzincan 3. Ordu Komutanı  Saldıray Berk  hakkında Ergenekoncu suçlamasıyla dava açması anlatılıyordu.

 Osman Şanal, düzenlediği iddianamede, ordu komutanını Berk’i  Alevi köylerine yardım yapmakla suçlayan ifadeleri kullanmıştı. Birisinin  verdiği ifadede geçen ve Alevi düşmanlığı içeren  anlatımı, terör örgütü üyeliğini ispat için kullanıyordu bu özel yetkili savcı. Toplumsal barışımızı da dinamitleyen bu zihniyeti şiddetle eleştirmiştim.

Bu yazım yüzünden  Bakırköy 2.  Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakkımda kamu davası açıldı. Osman Şanal müdahil olmak istedi. Reddetme hakkım vardı ama kabul ettim. Lakin duruşmalara katılmadı, yani mahkemede yüzleşmekten kaçtı. Buna karşın,  2 Mayıs 2012 tarihli duruşmada 16 ay hapis cezasına çarptırıldım. Muhalif gazetecileri korkutmak, susturmak amaçlı cezalardan birisi olan bu cezanın dosyası şu an Yargıtay’da…  Fikirlerimi, sadece fikirlerimi yazdığım o yazı yüzünden aldığım cezayı Yargıtay'ın onaylayacağını tahmin ediyorum. Neden mi?

BİR CEZA DAHA

O süreçte yaptığı hukuk dışı uygulama yüzünden özel yetkileri HSYK tarafından kaldırılan Osman Şanal Antalya’ya tayin edilmişti. Savcı Bey, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hakkımda ayrıca tazminat davası da açtı. 2012/531 esas ve 2013/478 karar nolu  bu davada da tazminat ödemeye mahkum edildim. Bu karara yaptığımız itiraz üzerine dosya  Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nde görüşüldü ve bu daire mahkumiyet kararını onayladı. Yani bir yazı yüzünden ikinci kez cezalandırıldım.

Bu davanın özünü, İsmailağa tarikatı ile Fethullahçıları hedef alan Erzincan soruşturması oluşturuyor.

Bilinmesinde yarar var: Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde, Hrant Dink cinayetindeki istihbarat yalanlarını ortaya çıkartan Nedim Şener ile aynı dönemde yargılanıyorduk. Buradaki bağımsız kadın yargıcı aldılar; yerine başka bir  yargıç getirildi.  Ve bu yargıç bizi hapse mahkum ettirdi. Şimdi o yargıcın o görevden alındığını söylüyorlar. Sebebini de tahmin ediyorsunuzdur.

                                                           ***

 Yargıtay'ın 2010'daki Anayasa değişikliğinin ardından yapılandırılmasından sonra bu yüksek mahkemede davalar özgürlükçü biçimde değil cemaat-iktidar çıkarlarını gözetecek tarzda ele alındı. Yargıtay, hukukun önünü açan değil tıkayan kararlar imal etmeye başladı. Düşünce hürriyeti, basın hürriyeti ikinci plana itildi; Cemaat ve hükümet dengesini korumak dürtüsü baskın oldu. 

Benim başıma gelen de bu tutumun sonucudur. 

Türkiye'de gazetecilere gazetecilikleri nedeniyle ceza verilmiyor diyenler, bu davalara baksınlar, ülkemizin hukuk yönünden nasıl geriye sürüklendiğini görürler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eliyle kurduğu bu yapı, yolsuzluklar üzerinden kendisine dokununca feryat etmeye başladı ama biz bu yıkıcı gelişmeyi yıllardır yazdık durduk. Türkiye, bu Yargıtay'ı kaldıramaz. Bugün, 2010 öncesindeki Yargıtay'ı ve HSYK'yı arar hale geldik...

Acaba biraz düzelme umudumuz var mı?

Cevabı şudur: Yargıtay, bir yazarı, sırf düşünceleri yüzünden hapse attırma kararı verir ise o ülkede demokrasiden de hukuktan da söz edilemeyecektir. Ben şahsım için değil Türkiye için bu kararı bekliyorum. Bakalım oradaki yargıçlar nasıl tavır takınacaklar?

Onlar için arkadaşları olan Savcı Osman Şanal mı önemli yoksa demokrasi ve özgürlükler mi; göreceğiz...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA