Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Cahilsin sen arkadaş

05 Ağustos 2014 Salı 11:52

Zeka geriliği veya cehalet gibi insani özellikler, bilimsel olarak ölçülebilir. Geri zekalı veya cahil olan kişi, bu durumu kabullenmese de; gerçek, ortada varlığını gösterir. Cahilin savaşı, aynı zamanda salaksa, çok daha zordur. Zordur çünkü kendisi nasıl bir pislik olduğunu bildiği halde, toplumdan bunu gizlemeye çalışır. Hele de; cahilin etrafında, akıllı olduğu kadar akılcı birileri varsa, aptallık hem geri kafalılık ve bilgisizliğin üstü zor örtülür. O yüzden şapşal ve cahil olan zontanın önünde iki yol vardır. Bir tanesi, maddi olarak çok zengin olmak. Çalarak, alarak veya satarak. İkinci yol ise; insan yığınlarından oluşan, aptal ve kendi gibi cahil kitleler bulmak veya yaratmak. 
Doğal olarak bir öküzün, cehalet ışığının aydınlatacağı kitle de aptal ve karanlık bir beyin sahibi olacaktır. Bu farklı ve acı bir gerçektir. Oysa eğitim ve bilim ve de akılcılıkla, hem cehaletin hem de zeka geriliğinin önü alınabilir. İki aksaklık veya hastalığın da tedavisi mümkündür tıp dünyasında. Yani bu dünyada; yani, korkusuz ve cehennem ateşlerinde yanma veya cennette alemlere akmadan.
Ancak akıl yolunun uygulanabilmesi için, ya hasta; ya da hasta yakınlarının, durumu , en azından bir sağlık ocağına bildirmesi gerekir.
Akis takdirde bireysel yobazlık ve geri kafalılık yayılır ve kitleselleşir. Toplumsal olaraksa, bu uyuşmuş kafalar ve yağlanmış bedenlerin, psikopatlığının, hem hasarı hem de  çözümü çok çok karmaşıktır. Bir toplumun, aptal veya cahil olması da kuşaklardan kuşaklara aktarılarak pek ala söz konusu olabilir. Bu gerçek de; armut gibi ortadadır. Ancak, toplumsal cehaletin veya aptallığın, bir hastalıktan çok, bir kültür özelliği olma olasılığı çok daha yüksektir. Çünkü, cehalet ve kitlesel geri zekalılıklar, geçmiş kuşaklardan miras olarak gelmiştir. Böyle sanar, yaşayan güncek cehalet bu durumu.
Bir topluma, senin ırkın veya mazinde bir birinden aptal insanlarla dolu denemez. Toplum isyan çıkarır o zaman.O zaman tam tersini söyler, cahil ve dün tüccarı liderler. Kitle yöneticileri, “en ahali şöyle asilsiniz, böyle şerefli atalarınız,  böyle müthiş bir ırkınız, alemin imrendiği bir dininiz var, gibi masallarla, akılları ahirete veya öteki dünyaya çevirtir. Bu yönlendiricilerden  en güçlü etkileyiciyse, dindir. Çünkü parasızdır; çünkü zihinsel olduğundan daha çok bedensel yeteneklere bağlıdır. Basittir, kafayı ve kasları çokyormaz. Daha da önemlisi çok kısa zamanda huzur verebilir. Mutlu eder insanı. Çünkü fazla sorgulama gerektirmez; çünkü insana itaat etmeyi ve başkalarının başarılarından mutlu olma şansını verir. İbadeti yap; ahlakını koru, gerisini tanrı halleder temellidir. Çok derinlere dalınca da kaçınılmaz olarak, bireysel pasifizasyon başlar. Cahil ise asla dalamaz derine. Çünkü cehaletini fark edemeyecek kadar aptallaşmıştır. Bu da insanın emek ve fikir sömürüsü üzerine kurulan bu düzen için, çok istenen bir durumdur.
İnsanların, zavallı veya beceriksiz olduklarını unutmaları için, başka yollar da vardır. Örneğin etnik köken ayrımcılığı. Bir insanın veya toplumun başarılarının, kişisel akıl ve yeteneğe bağlı olduğunu anlatmak yerine, onlara ırksal veya inançsal ayrımlarla açıklamalar verilir. Bu da ayrı bir cehalet ve aptallaşma yaratır tarihsel süreçte.
İnsan bu sefer de başına her geleni ırkı veya inanışı sebebiyle oluyor duygusuna kapılır. Bütün bunların, ana hedefi; insanı ve toplumu cahil bırakmak ve aptallığı coğrafi ve toplumsal  bir özellik olarak yaymak ve canlı tutmaktır. Bunun bir adı da kültürdür. Bu kültürün yayılması ise cahil, kaba, kişiliksiz insanları adam görüntüsüne sokar. Sağlıklı ve akılcı bir toplumda, sümüklü böcek olamayacak zontalar, saraylarda sultanlar olabilirler. Çok kudretli ve acımasız bile olabilirler; ama  hep bir eksiklik hissederler. Kızlılderili’lerdeki gibi, “düşünen boğa” veya “oturan ayı” diye; ünvanlar da alamazlar. Çünkü, Ortadoğu  topraklarının ayıları cellat olunca, ejderhalar gibi ilahi isimler alırlar. Ya evrene hakim olacaklarına inanırlar; ya da cahil ve geri zekalı toplum, onları tanrılara çok yakın görür. Çünkü, kitle cahildir, çünkü kitle düşünme tembelidir. Akılcılıkla açıklayamadığı her şeyi başkaları açıklasın ister. Bu başkaları, bazen tanrı olur, bazen tanrının yazılı eser  ve kişi aracılığıyla topluma ilettiği mesaj. Cahil insan, salak olunca, o mesajı da anlayamaz. Yine birini arar, “ne diyor tanrı diye”. Öğrenmeye kapalı olduğu için de; o, tanrının ne dediğini anladığını, iddia eden hokkabaz, verir damardan yalanı, verir masalı.
Cahil ve aptal toplumlar, bu yüzden çıkışı aklıyla değil, aradaki başka bir insanla bulmaya çalışır. Ona da bazen lider, bazen Allahın sevgilisi, bazen de hayatın kendisi adını verir. Anlamadan, öğrenmeden, gelişmeden, sevmeden ve özgürce sevişemeden, geçiciyiz bu alemde, kafasıyla ot gibi geldiği dünyadan gazel olarak göçer gider. Bu alemde geçicidir; güya, ancak bilemediği başka alemlerde ise sonsuzluğun bekçisi olarak, cennet cehennem arasında, gidip gelir insanın o yarım aklı.  Aklın diğer yarısı ise; ya belden aşağı ya yukarı; çıkar veya iner. Tıpkı o toplumları geri bırakan veya ileri götürmeye çalışan liderler gibi. En zor olanıysa, iki ileri bir geri diyerek, dünyaya lider olacağına inan içindir. Oysa gerçeğe inananla ahiret masalcısının kavgası çoktan kuş olup uçup gitmişti.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA