Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Cehaletin adrenali

23 Eylül 2013 Pazartesi 12:20

Dik durmak kolaydır. Zor olanı sonrası. O dik duruş, bazılarının işine gelmediği için duruşun dik olanını ayrıca korunması gerekir. Bir futbolcu düşünelim. Düşünmeyelim de, hatırlayalım. Alex; hepimizin sevgilisiydi o. Psikopat olman gerekir ki; ona gıcık olasın. Biz evelallah onu da başardık. Alex gibi dik duruşlu adamların işini kolaylaştıracağımıza, arkadan kırk ayak yaptık adama.


Alex'in işini kolaylaştıracağımıza, arkadan iş çevirene verdik kolaylığı.

Futbol dik durmanın en zor olduğu iş kollarından bir tanesi. Çünkü, dik durduğun zaman, birilerinin çıkarına dokunuyor. O birileri de büyük amcalar olunca, senin ayakkabının tabanına karpuz kabukları yapışıyor. Büyük adama olunca, doğal olarak yağlı bir çevren oluyor. Veriyorlar gazı sana. Sen de kendi anlattığına kendin inanıyorsun. Hadi yine futbolla devam edeyim. Ziko vardı. Şeker adamdı. Dünya'da Pele neyse, öyle ünlü ve başarılı bir futbol dehası. Fenerbahçeyi, Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline götürdü. Dik durmaya çalıştı. Onu da uzattılar. Futbol hocası olarak başarısız buldu, çoğu yağdanlık kişilikli yorumcu. Yorumcu da değil de holigan medyacılar desek daha doğru. Dik duruşlu olduğun zaman, yıpranırsın. Hepimiz yaşamışızdır bunu. Çünkü çarkların işleyişi, fırıldaklık üzerine.

***

Şenol Güneş örneğin. Neden "çok içten" söylenen övgülerle anılmaz. Anılmaz da değil de hani zorla bir hatırlanır. Çünkü, kıprak bir adam değildir. Lobici değildir. Bir de çok Anadolu Çocuğu. Suşi yerken bile pek basında yer almaz.

Fatih Hoca'yı çok anlatmayım. Çünkü çok büyük sevgi saygı duyarım, uğruna ölebilirim desem yalan olur. Ama saygımız var. Çok ilgi ve sempati duyduğun bir kişilik değil dik duruyor ve işini iyi yapıyor.

Milli Takımlar'daki hocalığıdır kastettiğim. İsviçre Kazasını saymazsak, herşey tamam. Onu da yıpratmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Asıl psikopati de budur. Bilerek yapmak. Bundan zevk almak.

***

Hani bıraksak bu insanları kendi haline, işler akacak. Rahatsız oluyor ama tezgah sahipleri. Bir anarşi gerekiyor. Cehaletin adrenalini bu. "Ne olacak şimdi deme hastalığı" özetle. Bu iş böyle gider, daha da güzel olsun demek yerine. "Bozalım, yıkalım; yeniden yaparız nasıl olsa" kafası. Benim gibi bir Fenerbahçe sevdalısının bu yazısını, Fatih ve Şenol Hoca hayranlığı olarak alıp, eleştirecek kaç kişi var kimbilir?

Olsam Aykut'a hayran olurdum. Ama çok sahte ve yalan duygularımı buraya yazıp, kandırıkçılık yapmayım şimdilik. Fatih Hoca'yı orada sürekli tutup, yıpratmak saçma bir iş. Milli maçların geri kalanını kazanıp, işler yoluna girsin o zaman daha netleşir durum. Hoca da dayanamaz baskıya. Cimbomla Milli Takım arasında, kafayı yedireceğiz adama. Bence, başarıyı cezalandırmak gibi bir durum. Şenol Hoca'yı; hani çok zorda ve darda halırsak Aykut Bey'i ama; yere göğe sığamaz olmak istiyorsak; kardeş- arkadaş Yılmaz Vuralı hatırlayalım. Başında olduğu takımın şike yaptığına inanan ve maçı terkeden bir adamın dik duruşunun daha ötesi ne olabilir ki? Maç da Karadeniz takımlarından birinin maçı. Herkesin yapacağı bir tavır da değil bu. Akademik olarak da önemli bir adamdır Yılmaz Hoca. Ama bir Türk olarak çok dik olması yanında mutlu ve neşeli olması sorun!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA