Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Cemaat’in siyasi kökleri

20 Aralık 2014 Cumartesi 00:32

Fethullah Gülen’e bağlı örgütün ne olduğunu, son otuz yılla ilgilenen herkes bilir. Bu yapının adını “cemaat” veya “hizmet hareketi” gibi göstermesi onun siyasal bir örgüt olduğunu asla gizleyemez.

Eski başbakan, yeni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Biz onların böyle olduğunu bilmiyorduk!” demesi de başka bir siyasal oyundur. En azından ben, 1998 yılı 20 Haziran’ından beri karşımızda, devlet içinde odaklanan hukuk dışı bir yapının olduğunu yazdım, televizyonlarda söyledim. Bu konuda MİT’in, polisin raporları var. İşçi Partisi  onlarca yıldır bu örgütü açığa çıkartan ciddi yayınlar yaptı. Ama  Erdoğan o  bilgileri-belgeleri hiç önemsemedi.

Çünkü, “Cemaat”e, onun devlet içinde örgütlenmiş gücüne ihtiyacı vardı. O gücü, yurtseverleri, Atatürkçüleri ezmek için kullandı. Şimdi; özellikle Ortadoğu’daki gelişmelerden rahatsız olan Batılı güçlerle takışan Erdoğan, Amerikancı Cemaat ile istemeden de olsa kapışma noktasına geldi.

ERDOĞAN MAĞLUP OLUR

Cemaat’e yönelik olarak başlatılan operasyon da bu örgütün büyük günahları devre dışı tutularak, uyduruk bir Tahşiyeciler üzerinden başlatıldı. Ve ne yazıktır ki Cemaat’in devlet içindeki kadroları değil; medyası hedef alındı. Böylece, Cemaat mağdur hali getirildi ve dünyanın da Cemaat’i desteklemesi sağlandı.

Yani Tayyip Erdoğan, Cemaat’i yıkmaya çalışırken; Ergenekon operasyonundaki yöntemleri kullanarak yine baskın çıkacağını düşündü ama, görüyoruz ki mağlup ediliyor.

Örgüt’ün polis ve savcı-yargıç kadrosunun Ergenekon-Balyoz- Casusluk, Oda TV, Aydınlık-Ulusal Kanal vb… adları altında yürüttüğü haksız hukuksuz operasyonların artık toplumu da dünyayı da bıktırdığını anlamayan Erdoğan, aynı yöntemlerle, medya üzerinden bir saldırı başlatmakla, bu savaşın baştan mağlubu durumuna düşmüş oldu. Çünkü Erdoğan, “örgüt”ün büyük günahlarını şimdi bile yok sayarak savaşı yitirdiğini baştan kabullenmiş oldu.

Halbuki gücü var iken; Cemaat yargısının  şahitsiz-belgesiz ağır cezalara çarptırdığı insanlara haklarını verseydi, oradaki hukuksuzlukları  ortaya çıkartarak (uydurulan belgeler, yalancı tanıklar, işlenen cinayetlerdeki bağlantılar vb…) bunun örgütün belgesi olduğunu göstertebilseydi; böyle baştan mağlup hale gelmezdi. Hele hele 4 bakanın karıştığı iddia edilen yolsuzluk işini; bu işe bulaştırmasa idi…

İleriki günler, bu sözlerimin ne kadar doğru veya yanlış olduğunu gösterecektir.

TURGUTÇU-MUHSİNCİ CEMAAT

Peki bu Cemaat nasıl bir yapıdır? Söyledikleri gibi bunlar demokrat mıdır?

Fethullah Gülen’in darbe dönemlerindeki tavrına bakın, gerçeği anlarsınız. Cemaat,  Amerika tarafından desteklenen bir yapıdır. Türkiye’deki Özel Harp Dairesi’nin toplum içindeki kollarından birisi sayılabilirler.

Özel Harp Dairesi, yakın tarihimizde Kontrgerilla olarak da bilinmektedir. Bunların toplum içindeki kolları, Komünizmle Mücadele Derneği olarak şekillendiler. Sonra, Türkiye’deki milliyetçi, antiemperyalist, Kemalist ve laik kesimlerle solcularla mücadele ediyormuş görüntüsü altında  mücadeleye başladılar.

Fethullah Gülen, 12 Eylül darbesini bütün gücüyle destekleyen bir insandı.

Bugün Cemaat Medyası’na karşı yürütülen soruşturmayı protesto etmek için toplanan kalabalığın elindeki siyasi lider fotoğraflarına bakın; Cemaat’i tam anlarsınız.

Bir ellerinde Turgut Özal var, bir ellerinde Muhsin Yazıcıoğlu var.

Turgut Özal, demokrat gibi gösterilir ki yakın siyasi tarihin en büyük yalanı budur. Çünkü Turgut Özal, 12 Eylül faşist darbesinin ekonomik ayağını temsil eder. Darbe öncesinde ekonominin başında o vardı. Darbe sonrasında ekonomi tümden ona teslim edildi. Darbenin meşrulaştırılmasını ve Batı tarafından kabul edilmesini temsil eden darbeci Turgut Özal’dır. Cemaat de onun ruhunu yaşatmaktadır.

Muhsin Yazıcıoğlu’na gelince… O da Özel Harp Dairesi’nin 1980 öncesinde Türkiye’yi karıştırıp darbeye zemin hazırlamak için kullandığı isimlerden birisidir. Muhsin Yazıcıoğlu, Abdullah Çatlı, Mehmet Ali Ağca, Haluk Kırcı  gibi tipleri ABD güdümündeki Kontrgerilla aldı, Ülkücü Gençlik içine yerleştirdi. Bunlar birçok cinayete bulaştırıldılar. Böylece hem Türkiye kanlı bir sürece sokuldu, hem de ABD’nin çok korktuğu milliyetçi rüzgâr, milliyetçi görüntülü bu tipler kullanılarak kötü gösterildi.

Bunu anlayan MHP; bu tiplerle partinin bağlantılarını kesti ama sıkıntısını hâlâ çekiyor.

Kısacası, bugün Gülen Cemaati’nden demokrat bir yapı devşirmeye kalkışanlar boşuna heveslenmesinler. Bunların yapılarında Turgut-Muhsin geni baskındır.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA