Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Cinayetin mazereti olmaz

27 Haziran 2013 Perşembe 00:11

İnsanoğlu; tek kişinin (1 hanedanın) egemenliğine dayanan yönetim biçimini yüz yıllarca süren mücadeleler sonucunda devirdi.  Demokrasi oluk oluk akan kanlarla yaratılabildi.

Demokratik sistemin temel ayağını da hukuk sistemi oluşturdu. Eğer hukuk bağımsız ise, tarafsız çalışıyorsa; demokrasi derinlik kazanabiliyor. Türkiye’ye baktığımızda; hukuk sistemi; demokrasiyi sınırlayan, hatta yönlendiren olağanüstü bir güç oldu.

Her iktidar hukuku; kendi egemenliğini korumak ve sürdürmek için kullanmaya çalıştı.

Bugün de aynı olgunun sürdüğünü görüyoruz.

***

AKP iktidarı, AB’ye giriş adına birçok hukuksal değişikliklere imza attı. Ama bu değişikliklerin toplumun özlemlerini karşıladığını söylemek mümkün mü?

Hiç de değil…

Düşünün ki bir karıncayı bile ezmemiş olan Prof. Mehmet Haberal; terör örgütü üyesi gösterilerek tutuklandı. Yıllardır içeride tutuluyor.

Ama iş iktidarın korunmasında ağır suç işleyen bir görevliye gelince tam tersi bir durum yaratılıyor. Ankara’daki gösterilerde; bir polis, gösteri yapan gruba hiç gereği yokken ateş açıyor. Üçüncü atışında Ethem Sarısülük adlı göstericiyi başından vurup öldürüyor; sonra da kaçıp gidiyor.

Bu polis; kamera kayıtlarından tespit edildi; tutuklandı ama mahkeme hemen onu tahliye etti.

Görüntü kayıtları ortada…

Bu polis; havaya değil hedef gözeterek göstericiye ateş ediyor. Ve hedef gözettiği için de vurup öldürüyor.

Yani karşımızda bir tesadüf değil, bilinçli bir cinayet var.

Ama mahkeme görüntüye değil, tanıkların ifadesine değil, cinayeti işleyen polisin ifadesine değer veriyor.

Peki mahkeme niçin böyle davranıyor?

Siyasi iradenin işareti yüzünden mi?

Benim polisim, göstericilere karşı destan yazdı; işaretinden mi?

Yani bu tahliye kararı siyasi bir karar mı?

Gidin vatandaşa sorun… AKP’ye oy veren seçmenin büyük bir kısmı da bu tutumun yanlış olduğunu söyleyecektir.

***

İşte Türkiye’nin aşması gereken berzah (boğaz) tam da burasıdır.

-Benim takımım iyidir…

-Benim partim iyidir.

-Benim hükümetim iyidir.

-Benim polisim iyidir…

Milletin bir kısmı böyle düşünürse; öbür kısmı da tam aksini düşünür. Bunun sonu kutuplaşmadır; çatışmadır.

Polis; göstericilere karşı görevini yaparken işi abartmış; abartanlara bakan böyle tipler de işi cinayete kadar vardırmıştır.

Demokratik ve çağdaş bir Türkiye için bu tür polisleri korumak bir paradoks yaratmaktadır. “İşkenceye sıfır tolerans!” diyen bir iktidarın bu cinayeti normal göstermeye kalkışması kabul edilebilir mi?

İyi polisleri savunalım ama kötülerini de cezalandırmaktan çekinmeyelim.

Bu iş; “Her mesleğin içinde böyleleri vardır!” diye kapatılacak cinsten değildir.

Çünkü ortada bir cinayet vardır.

Hiçbir gerekçe de cinayeti mazur gösteremez.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA