Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Çivi

25 Aralık 2013 Çarşamba 13:20

Ülkenin içinde bir huzur ve keyif alanı yaratmaya çalışıyoruz. Ama çok zor. On bin tane yasa, bin beşyüz tane tüzük çıkarıp, 500 polis, 1000 askeri, her köşeye yerleştirmekle de olacak gibi değil. Sade bir vatandaşsan işin çok zor. Televizyonu hiç açma, sadece maç seyret, tartışma programlarına bakmasan ne olacak? Bunların dışında, mecburen insanın bir iş yaşamı var. Dünyanın en mübarek yöneticileri, en asil amirleriyle çalış. Sonuçta, sistem seni bir yerinden yakalıyor. Bir orman hayatına döndü dönecek gibi akibet. Kötümserlik oluyor ama bir yol bulamıyoruz bazen. Amire, müdüre, kime istersen kız. Daha da ileri git şikayet et. Bir sonuç alamıyor gibi oluyor insan. Her taraf inşaat şantiyesine döndü. Allah bin bereket versin. Devlet ihaleleri dahil, heralde işinden şikayeti olan bir müteahhit yoktur. Her şey onlar için. Dağlar, taşlar, tepeler ovalar feda. Ne ovası, Allahın deprem bölgesi İstanbul’da dere yatağını da geç, derenin içine ev yapmaları bile serbest bu endüstri  üyelerinin. İnanmayan, Gelsin baksın, Bostancı Köprüsünden aşağı kıvrılsın, alt geçitten çıksın kafasını sola çevirsin. On beş katlı milyon dolarlık evler. Derenin içinde. Sorsunlar bakalım, neden boş, neden satılmamış böyle merkezi bir yer. Hani, bizim millet kaderci olabilir ama o kadar da uçmamış daha. Baktılar evler satılmıyor, bu sefer Türkiye’de çalışan yabancı uyruklulara kiralamışlar. Onlar hayatlarında deprem görmediği için, akılları da ermiyor, neyin üstünde oturduklarına. Kirayı da çalıştıkları şirket ödüyor; oh ne rahat. İsteyen istediği yere diksin, onun sorumlusu ben değilim. Sabahın köründe, başlıyorlar çalışmaya. Bitiş ne zaman derseniz, Allah kerim. Belediyeyi ara zabıtaya şikayet et. Durduramıyorsun, adamları. Zabıta gelip uyarıyor. O an kedi gibi oluyorlar. Özürler, nameler gırla gidiyor. Zabıta köşeyi dönünce, aynen devam. Sen, hasta ol, yaşlı ol, çocuklu ol. İstersen, aşk meşk peşinde ol. Umrunda değil bunların. Belediyeyi arayıp uyarmaktan utanır olmuş, yüzlerce insan var. Araştırdım yasal düzenlemeler ne diyor diye. Eğer doğruysa, düzenleme şöyle diyor: “Sabah gün doğumu ile batımı arasında inşaat yapılabilir. Yıl 2013, düzenlemenin saçmalığına bakın. Valilik hafta içini böyle sınırlamış fakat hafta sonuna daha özen göstermiş. Tatil ve Bayramlar’da saat sabah 10’dan önce inşaat çalışmaları başlayamazmış. Ha, öyle! Kafalarını kaldırıp bir baksınlar, saat 10’a kadar ne halt diyorlarmış o inşaatlarda. Bir de son derece terbiyesiz ve anlamsız bir yazı “çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz”. Şeytan diyor videoya çek, fotğrafla. Fakat bu sefer adımız başka bir şeye çıkacak. Şikayet ederken insan  korkuyor. Güya şikayetçinin ismi gizli kalacakmış. Nasıl ve neden güveneğiz? Ülkede yanlış giden ahlaksızlıkları haber verip; yanmamış, hayatı perişan olmamış birini hatırlamıyorum ben. Yasalar vatandaşı koruyor. İyi hadi öyle olsun. Korusun. Fakat biraz da cebinde yeşil renkli parası az olanları hatırlasa iyi olur. Bu ülke de böyle rahat at oynatan, dağı taşı delip geçen, hiç bir krizden yara almadan çıkan başka bir sektör de yok. Ne çiviymiş o çak çak bitmedi. Dokundukları altın oluyor maşallah. Normal vatandaş ise; şikayet için açtığı telefon elinde olup biteni izliyor. Ne karmaşık bir işmiş bu keyif ve huzurla yaşamak. Dereleri de kuruttular. Arada, ayaklarımızı sokuyorduk.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA