Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Cumhuriyet Gazetesi’ne ne oluyor?

03 Şubat 2015 Salı 10:14

Geriye dönüp baktığımda, Cumhuriyet Gazetesi ile tanışıklığımın elli yılı aştığını anladım. Öğretmen Okulu’na girdiğim 1964’te okumaya başladığımı iyi biliyorum da ondan…

60’ların sonuna doğru sertleşen sağ-sol çatışmasında ve 70’lerde Cumhuriyet Gazetesi, Türkiye’nin ciddi bir kesiminin sesiydi… Sesinin ötesinde tavrıydı… 

Bugün geldiğimiz noktada Cumhuriyet Gazetesi o temsil yeteneğini ciddi anlamda yitirmiş gözüküyor.

Bunun sebebi üzerinde bu gazeteyi yöneten arkadaşlarımız da kafa yoruyordurlar. Yordukları da belli ki gazetenin yönetim yapısında yeni bir değişiklik daha yapılacağını duyurdular.

Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor elbette ki Cumhuriyet de değişecekti. Lakin bu değişiklikten kârlı çıkmak da var zarar ederek çıkmak da… Cumhuriyet ne yazık yitirenler kümesine girmiş durumda.

Yitirdi derken, Cumhuriyet markası yine eskisi gibi sağlam ve saygın bir markadır. Bunu kabul edelim.

Yitirilen şey; toplumsal kesimleri temsil etme yeteneği ve buna bağlı olarak da okur…  

Kaybın sebeplerini açık yüreklilikle tartışmalıdır vakıf yönetimi. Örneğin, gazetenin köşe yazarı profili mutlaka gözden geçirilmelidir. Cumhuriyet’teki köşe yazarlarının tektipleştiğini nasıl olur da görmezler? Ve daha da önemlisi, toplumda karşılığı olmayan isimlerin  gazetede giderek çoğaldığını nasıl anlamazlar? Bu yazarlardan kaçı sokağa iniyor, kaçı okurun nabzını tutuyor? Cumhuriyetçilik halka inmek değil de nedir? E-maillere cevap vermeyi halka inmek mi sanıyor birileri? 

Türkiye’deki siyasal çalkantılardan etkilenmesi kaçınılmaz olan Cumhuriyet, Ergenekon operasyonunun başlamasından sonra iyice yalpaladı. İşin içinde gazetenin efsane ismi İlhan Selçuk da vardı. Ama gazete Cemaat-Hükümet organizasyonu olan bu saldırıyı halkla bütünleşmek için bir fırsat olarak değerlendiremedi. Çok büyük bir fırsatı kaçırdı. Hele hele sonrasında; Ergenekoncu diyerek yurtseverlere demedik laf bırakmayanlar bu gazeteden baş gösterdiler ki…

Sonunda, Cumhuriyet; toplumun farklı kesimlerinin sesi olmak yerine, belli bir arkadaş kümesinin yayın yaptığı özel bir alana dönüştü.

Bir örnek daha verelim mi?

Gazetedeki sanat sayfaları… Burada belli arkadaş kümesinin arkadaşlarının eserleri ve başka etkinlikleri tanıtılıyor…

Gazetecilik açısından facia olan ise başka bir şey: Bu gazete, genellikle 1 sayfa spor haberi verir iken 3 sayfasını sanat haberlerine ayırıyor.

18 kitabı yayımlanmış bir yazar olarak kimse beni sanat düşmanı ilan etmeye kalkışmasın.

Cumhuriyet, bir dergi değil, 77 milyona seslenen bir halk gazetesidir. Halkın tercihini dikkate alan bir yayın yapmak zorundadır. Bu yüzden de her sınıftan okurun ilgi gösterdiği spor haberlerini 2 veya 3 sayfa vermesi gerekir. 

32 yıl önce, Cumhuriyet’te “Düşünceleri Uğruna Can Verenler” adlı dizi yazısı çıkan bir yazar olarak; o günkü Cumhuriyet’i çok aradığımı söylemeliyim.  Habercilik ve dizi yazılar yeniden canlandırılmalı… Muhalefetin değişik renkleri kendisini Cumhuriyet’te bulabilmeli… Ve bu gazete, Yunus Nadi- İlhan Selçuk gerçeğini yeniden yakalamalı… 

Vakıf yönetimindeki değerli arkadaşlara son sözüm şudur: Cumhuriyet Gazetesi, gazetecilik zihniyetini değiştirmek zorundadır. Yoksa daha çoook genel yayın yönetmeni gelir gider… Her giden de Cumhuriyet’ten bir şey alarak gider…

 

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA