Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Darbe kanunla yapılmaz

01 Temmuz 2013 Pazartesi 00:10

Türkiye'de demokrasimizi kesintiye uğratan üç büyük askeri darbe yapıldı. Bu talihsiz dönemleri yaşayanlardan birisiyim.


27 Mayıs 1960 darbesinde 12 yaşındaydım.

12 Mart 1971 darbesinde ise Van'da öğretmenlik yapıyordum.

12 Eylül 1980'de İstanbul'da Bakırköy Endüstri Meslek Lisesi'ndeydim. 1981 yılının 16 Kasımında karlı ve soğuk bir kasım günü, evde kahvaltı yaparken alınıp Toptaşı Cezaevi'ne konuldum. Hapisten sonra sürgün, işsizlik... Ve 1983 yılında Hürriyet Gazetesi'ne girerek bu sıkıntıları geride bırakışım.

***

Dönüp o günlere baktığımda; görüyorum ki darbeyi yapan asker değil; büyük ölçüde halkın kendisidir. Halk; darbe ister hale getirilince; askerin darbeci kanadının biti kanlanır; gizli gizli çalışmaya başlar; sonunda yumruğu indirir.

***

Kimse; 27 Mayıs darbesi öncesinde hiçbir şey yoktu; demeye kalkışmasın. O dönemde de toplumun ortadan karpuz gibi ikiye bölündüğünü iyi biliyoruz.  Demokrat Parti iktidarının basına uyguladığı baskıyı bir kasırga gibiydi. Kapatılan yayın organları, hapse atılan gazeteciler bunun isbatıdır. Başbakan Adnan Menderes'in başarılarından başı o kadar dönmüştü ki  TBMM'deki kendi milletvekillerine, "Siz isterseniz bu ülkeye hilafeti bile geri getirirsiniz!"  diyordu.

CHP Lideri İsmet İnönü'ye İstanbul Topkapı'da Demokrat Partililerin yaptığı saldırıyı hatırlayın yeter. Asker yetişmese öldürecekler...

Muhalif lider Osman Bölükbaşı'ya oy verdi diye Kırşehir ilinin ilçe yapılmasını buna ekleyin. Üniversitelerdeki baskıyı da hatırlayın...

Kısacası; dönemin darbecileri; toplumsal kargaşa çıkınca hareket hakkı buldular; yumruğu öyle vurdular.

***

12 Mart 1971'de de darbeci kesim; Türkiye'yi sağ-sol diye ikiye böldü. Özellikle üniversitelerdeki öğrencileri kullanarak anarşi çıkarmaya çalıştı. Bunun ilk işaretlerini bahane ederek de hükümete muhtıra verdi. Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi hükümetini devirdi.

Aynı oyun; daha şiddetli biçimde 12 Eylül 1980 darbesinden önce de sahneye konuldu. Sağ-sol çatışması denilen ama özünde darbeci generallerin kızıştırdığı bir çatışma yaratıldı. Halk darbeyi bekler hale gelince Kenan Evren yumruğu indirdi demokrasinin tepesine.

***

Herkesin bildiği bu gerçekleri bir kez daha yazmamın nedeni şu: Hükümet, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İç Hizmet Kanunu'nu değiştiriyor. Yasalarımızdaki antidemokratik maddeler elbette ayıklanmalıdır. Ama bu 35. madde haberi öyle bir verildi ki sanki bundan sonra kimse Türkiye'de artık darbe yapamaz.

Siz, bırakın yasa değiştirmeyi, en küçük bir girişime idam cezası bile koysanız; eğer sosyal-ekonomik durum uygunsa darbecinin içindeki canavar uyanır; yumruğu vurur.

***

Yasa değiştirilsin elbette. Bunlar şeklen iyi işler. Asıl önemli olan; kamuoyunun en azından bir kısmının vicdanında; "Darbe yapılsın!" duygusu uyandırmamaktır. Bugün Türkiye'de böyle düşünen insanların olmadığını söylemek mümkün değildir. Bu hastalıklı düşünceyi önlemek; toplumsal adalet duygusunu kuvvetlendirecek  iktidar uygulamaları ile mümkündür.

Bu açıdan; ekonomiyi büyütmek elbette iyidir ama çok daha önemlisi; ekonomik değerleri mümkün olduğunca adil biçimde dağıtmaktır.

Atalarımız ne demiş: Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar.

O kıyametin modern dönemlerdeki adı da darbedir veya 1960'taki ismiyle "ihtilal"dir.

Darbeyi önlemek istiyorsanız, yasayla yapamazsınız; adaletle yaparsınız.

Adalet ve Kalkınma Partisi; "adalet"i ve "kalkınma"yı,  "muhalefettekiler de dahil" bütün kesimler için yapsın. Gerisini millete bıraksın.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA