Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Davarla duvar arası

11 Nisan 2013 Perşembe 00:01

Mal deyince, iş aleminde ürün anlamına geliyor. Hayvancılıkla uğraşanlar içinse mal, “davar” demek. Ben şahsen, mal ve davar kelimelerini arada bir, yanlış kullanıyorum. Ürün diyeceğim yerde mal veya mal demem gerekirken, davar diyorum. Mal sahibi olmak insana her gördüğünü mala bedel biçme hakkını nasıl veriyor acaba. Sanatın yaratıcılığın yanından geçmemiş adamlar, her yerde var. Ama başka ülkelerdekiler resim pazarlamakla ,ressam pazarlamayı ayırabiliyorlar. Yazarın ne olduğunu biliyor da; nasıl yazdığını veya başka neler yazabileceğine kafaları basmıyor bazılarının. Biz onların iğrenç kıyafetleri veya uçaksavar benzeri, tipsiz arabalarına laf ediyor muyuz?Etmiyoruz, saygımızdan.

Yalnız şunu da belirteyim ki; biz düşünüldüğü kadar “yağlı mal” değiliz.
Mal olan bir tarafımız var; o da   belki yazdığımız yazılar. Ürün anlamında, bir üretim sonucu oluşan eser de diyebiliriz onlara. Bizim yapıtlarımız çok farklı farklı olabiliyor. Özü yazarlık. Yeteneğe bağlı olarak çeşitli türlerde imalatımız olabiliyor. “İktidara yağ tipi; patronu şişirme modeli veya muhalefe yüklen, askeri tuş et” formatlı. 4 mevsimde 7 iklimde yaşayacak türde yetenek var aramızda. Bizi mal yerine koyup, aptalca öneri de bulunan veya 3 sevgili 4 metres arasında; uçaklarda dış gezilere yetişmeye çalıştığımızı hayal edenler bile çıkıyor. Bakan, başkan, paşa, diktatör ne varsa sabah akşam cepten geyiğe bağladığımıza inanan bir çok insan var. Hepsine saygım sonsuz. Saygı duymadığım bir tek meslek grubu var ki; para kazanıp kazanıp, genel kültürden saygıdan, yaratıcılıktan payını alamamış, ticari “mal” sahipleri. Biraz da ellerindeki mallarla fazla elleşip tepişmekten, meslek hastası olmuşlar.
Dikkat edilecek olursa bu arkadaşlara, davar anlamına gelen mal kelimesini hiç kullanmadım. Çünkü ayıp, bir yazara gazeteciye yakışmaz. Yoksa ben buraya neler yazarım.Sağlam bir mal sahibi benim kitapları gördü ve gülerek “Vay be ne anlatıyor bunlar hoca” dedi. Bir kitabımın adı “Halkla İlişkiler” diğerininse “Reklamın İyisi”.. Ya arkadaş, kitabın adından belli işte. Ateş böceklerinin ışığı neresinden çıkarttığını anlatmıyoruz heralde.Konu değişsin diye “bir oyun yazıyorum” dedim. Nasıl olsa anlamaz, susar diye bekliyorum.  Ama yanıldım.
Mal sahibi; “niye yazıyorsun” diyor. “Tiyatro oyunu, ayıcım” desem de durmuyor.Meraklı hırt “Parasını kim veriyor o zaman” diyor. Artık gerisini anlatmayım.Ağlasam az bile.  Lafa bak! Oyun yazıyoruz deyince; bari bir sor “adı ne; kaç perde” diye. “Parayı kim veriyor”muş. Tam “mal”dı kitapçı piresi. “Bu ülkede bir adama; hadi canikom oyunyaz da sanat biraz gelişsin diye kim para vermiş tarihinde acaba? En sonunda,  “madem parayla değil o zaman niye oyun yazıyorsun deyince. Daraldım; “Davarla duvar  arasında kalmış bir insan beyninin; bir öküzün boynuzu kadar hızlı büyümesini engelleyen, biyolojik izdüşüm üzerine bir oyun” dedim ve sustu.Yemin ederim şaka gibi. Malımı malağı mı; duvarı mı davarı mı bir şeyi kaybettim ama; inşallah akbaba ibikler beynini de gelmez buralara.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA