Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Davut, Golyat’ı hep yeniyor

20 Temmuz 2014 Pazar 15:33

Türkiye şu sıralar Filistin’deki olaylara kilitlenmiş durumda. Özellikle de siyasal İslamcı kesim, bu olayları fırsat bilerek her yerde eylemler düzenliyor. Siyasetçiler de Filistin sorununa ilişkin demeçler verip İsrail’i kötüleyerek pirim yapmaya uğraşıyorlar.

Ama bu konu yeni değil. Öyle İsrail devletinin kurulmasıyla da başlamadı. Arkasında en az 3 bin yıllık bir tarih var.

Çünkü; Yahudilerle Filistinliler (Filistîler) arasındaki kavga, Ortadoğu’da en eski kavgalardan birisidir. Bu haliyle de insanlığın en belalı çatışmalarının başında gelmiştir. Bugünkü acımasızlık, gerisinde 3 bin yıl bulunan kavganın şiddetini yansıtmaktadır.

***

İlk çağlarda Tevrat’a yansıyan bilgilerden anlıyoruz ki, Filistinliler ile Yahudiler hep savaş halindedirler. Bunların Golyat adlı bir savaşçıları vardır. İslam kaynakları onu Calut diye adlandırmaktadır. Calut ile güçlenen Filistinliler, Yahudileri yenmektedirler ve onları köle yapmak peşindedirler.

İşte böyle bir ortamda Davut ortaya çıkar. Bu Davut; İslam inancında Peygamber kabul edilmektedir. Davut, Yahudileri korkutan Calut ile teke tek savaşır. Sapanla attığı bir taş ile Calut’u (Golyat’ı) alnından vurur ve onu öldürür. Daha sonra da Yahudilerin kralı olur.

Kutsal kitap Tevrat, Filistinlileri hep kötüler.

Peki İslam’ın kutsal kitabı Kuran bu konuya nasıl bakar. Bakara suresinin 251. Ayetinde bu olay şöyle anlatılıyor: “Onları Allah’ın izniyle hemen bozguna uğrattılar. Davut,  Câlut’u öldürdü. Allah O’na mülk ve hikmeti verdi. Ve Ona dilediğinden tam manasıyla öğretti. Allah’ın, insanların bazısını bazısıyla önlemeseydi, elbette yeryüzü fesada uğrardı.”

Kuran-ı Kerim, Bakara 250’de ise Yahudilerin karşısındakileri, yani Filistinlileri kâfir kavim olarak gösterir ve kötüler.

Kutsal kitaplarda Filistinlilerin ortak biçimde kötülenmiş olmasının tarihsel bir anlamı olmalı değil midir? Bugün Filistin sorununa dünya böyle mi bakmaktadır? Öte yandan Filistinliler kendilerini Golyat kimliğinden kurtarabilmişler midir?

Soruyu biraz daha netleştirelim: Acaba Hamas Golyat, İsrail Davut mudur?

 KULLANILAN FİLİSTİN

Acıdır ki dünyanın geneli Filistin işine Kutsal Kitaplar’ın gözüyle bakmaktadır. Filistinliler haksız, eski deyişle kâfir, İsrail ise imanlı (Tanrılı) insanlık kesimini temsil ediyor sayılmaktadır.

Ve Filistin’in yanında duranlar da bunu kendi politik-ekonomik-askeri konumlarını kuvvetlendirmek amacıyla yapmaktadırlar. 1960’larda Sovyetler Birliği’nin Filistin Kurtuluş Ordusu’nu desteklemesi de böyleydi. Bugün bazı Arap ülkeleri Filistin’in yanında gibi gözükse de bu iç kamuoyunun baskısının eseridir.

Türkiye en başından beri Filistin davasında Batı ile Doğu arasında bir denge unsuru olarak yer aldı. Bu haliyle de iki kutuplu dünyada hayli saygı gördü. Arap dünyası karşısındaki tarafsız tavrıyla da sözü dinlenilen bir ülke konumunda kaldı. Bu tutumu ile Türkiye Filistinlere katkıda bulundu.

Bugün ise Türkiye, dünyanın genelini karşısına alarak ve açıkça Filistinliler yanında durarak hakem ülke konumundan çıktı. Bu tavır; Filistin kamuoyu için bir moral destek olsa bile Filistinlilerin küresel sorununu çözmede Türkiye’nin devre dışı kalmasına yol açtı. Başbakan Erdoğan’ın sert sözleri; Türkiye’yi uluslar arası politik arenada yalnızlaştırdı.

Başbakan, “İsrail döktüğü kanda boğulacaktır! Barbarlıkta Hitleri geçmiştir!” türünden sözlerle İsrail’i yerden yere vururken, Birleşmiş Milletler’e saydırırken, Amerika’ya çıkışırken seçmenin hoşuna giden bir lider olarak öne çıktı. Fakat, bu durum da Filistin sorununun iç politikada bir malzeme olarak kullanılması değil midir?

Göreceksiniz ki Sayın Erdoğan’ın Filistinlileri korumak amaçlı bu sert suçlamalarının acısını en fazla da Filistinliler çekecektir. Çünkü seçimden sonra Filistin’de olanlar yine unutulacaktır.

Soruyorum: Bu kaçıncı olaydır ve türbanlı bacılarımızın bu kaçıncı İsrail’i protesto yürüyüşüdür?

***

Neden Türkiye yalnız kaldı? Neden Başbakan Erdoğan’ın çıkışları ciddiye alınmıyor?

Çünkü; Sayın Erdoğan tarafsız davranamıyor. Hatırlayınız; Irak’taki IŞİD militanları haziran ortasında 2500 askeri esir aldılar. Bunların içindeki Şii askerleri seçip kurşuna dizdiler. Yani bir çırpıda 1700 insan katledildi? Şu ana kadar Filistin’de ölenlerin tam beş katı insanı canice öldürdüler.

Maalesef bugün İsrail’e hakaretler yağdıranların sesi bu katliamdan sonra çıkmadı. Bu çifte standart, İslami kesimlerin inandırıcılığını da Sayın Erdoğan’ın güvenirliğini de yok ediyor.

Sadece Filistinliler öldüğünde değil Suriye’de, Irak’ta Şiiler katledildiğinde de sesimizi yükseltelim ki Filistinliler böyle yalnız kalmasınlar…

Siz böyle Filistin’i iç politikaya malzeme yaparsanız, yardım dernekleri de oralara yardım topluyoruz diyerek insanlarımızın iyilik duygularını sömürürse Davut, Golyat’ı yenmeye devam edecektir.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA