Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Demokrasi palavraları

18 Temmuz 2015 Cumartesi 14:57

Saygı ile korku ve akıl birbirine karışınca, aralarına kurnazlığı da alıp hepimizi, kandıran bir süreç sürüp gidiyor.Buna siyaset deseler tamam. Bir de bilimi olmuş. Siyaset Bilimi. Yuh artık ya. Neyin bilimi bu?

Saygıyı sunmaları gereken, bir millet aldatmacası var.Yaşadığı ülkedeki insan topluluğu veya onun bürokratikleştirilmiş hali olan toplum da desek anlaşılır,buna.
Korkuyu hissettikleri güçler var etraflarında bu siyasetçilerin.
Ulusal veya uluslararası. Kullandıkları ise yerli millet veya ulusal toplum. Sadece oy almak veya sandıklı demokrasi palavraları olunca değil, yok olacaklarını hissedince de yanaştıkları bir konuşan kafalar topluluğu.
“Aman ey yüce halkım, aziz milletim sen bizi kurtar”.

Korku var çünkü, sen acımadan çatır çatır cesetler, çıtır çıtır insanları, yıllar yılı hapislerde süründürürsen, aynısını yaşatırlar sana da. Çünkü, sen özgürlüğü kirleten, sen cinayeti, işkenceyi normalleştiren bir cahilsin.Siyasetçi demek olmaz bunlara.
Bu söylediğim, sen Hitler’den, Carlos Menem denen din satıcısı faşiste, oradan Saddam veya aklına gelecek, Kenan Evren, şopşilosuna kadar hepsi için az ve yetersiz kalabilir.Ancak buradan küfür etmem de olmaz şimdi!

Faşist yalan söyler, faşist öldürür, süründürür ama korkar. Yasadan korkmaz, onu istediği gibi ayarlar. Uluslararası güçlere de para silah veya mal mülk verir ülke satar.Belki onu da hal yoluna sokar ve soktuğuna inanabilir.

Ama bir tek sorunu vardır, katilin olgarşisinin. O da halk veya toplum.
Faşistin tüm savaşı onun üzerine kuruludur. Ne kadar cahil bırakırsa toplumu;
 o kadar, rahat pislik, hırsızlık ve katliamlar yapar.

Ve bunları yaparken asla kendi adına yapmaz. Bazen inanır bu salaklar buna da. Genelde, millet daha sonra da Allah kitap adına yapar görünür, tüm leşliklerini. Önce tanrı, ardından, bayrak vatan veya kendi görüşüne yakın insanı kullanır. Faşist. Bir koruma amaçlı cinayet işlediğini savaştığını anlatır. Öldürür insanları, kadınları, çocukları veya öldürtür. Bunu vatan bayrak için yapmış gibi yalanlar atar. Kendi çok korkar, çoğu zaman ruh hastasıdır bu manyaklar.

Ölümün mantığı olmaz; ancak, din vardır bir köşede bekleyen topluma serpmek için, satmak için. Dinin içinden çeker çıkarır, adi faşist adam, ölenin yüceliğini. Cesetleri, bayraklara, ayetlere sarar sarmalar, kendi katilliğini gizler; şerefsiz faşist.
Rüşvetler yer, ma peşindedir, ülkeler satar. Satılmıştır faşist, kendi bile çözemez, neye sattığını kendini ve etrafını aslında. Para lan para; ben paraya satıldım diyemez ama bilir.

Kin doludur için, cahil kafası kadar; pis herif.
En tehlikelisi faşist olan insanın geri zekalı olmasıdır. Hiç bir gün anlayamaz yaptığının yanlış olduğunu.

Bir tek simitçi, bir tek otopark kahyası yoktur faşist olan. İş adamı da elini taşın altına sokmaz, faşist olmaya hiç gerek duymaz sömürmek için.

Faşisti satın alır. Çünkü faşist soysuzdur içsel olarak.
Bastırır parayı satın alır. Sülalece satar onlar da kendini. Diktatör, aslında satılmışı önde gidenidir.

Faşist kendi satılmışlığı için, aldığı bedeli, ülkesini veya kendine ait olmayanı el değiştirterek kullanır. Yetkisi de vardır genelde. O yetkileri koynundan çıkartamayacağına göre. Ne yapar? Halkından alır.

Bir sandık içine atılan, saçma sapan bir kağıttır ve tek bir ifade yoktur sandığa girereken. Çıkışta iş değişir. Ama çıkan sonuç, hep aynı olur.

Ezenler ezilenin arasındak, siyesetçi adlı, aslında son derece komik olan, ciddi görünümlü, davranış bozukluğu olan dengesiz insanlar, debelenir durur. Sallayan sallayana, halk seyretmekten başka ne yapacak, bu panayırı? Ve uçan baloncu, hayal tacirlerini izler böm böm.

Türkiye’yi geç   veya üzerine çok, boşuna üzülürsün. Sevişmelere haricinde bu oyun; hep aynı.Film,Holywood yapımı; hep aynı tipler.
Sevgisinden, bilgisinden, söyledikleriyle yaptıklarından, haberli; ama bağımsız, birer sihirbaz olmaya çalışan militarist kafalı, yitik adamlar.
Acayip bir sanat, bu siyaset; hayalle yalan arasında çakılı kalmış, adına memleket sevdası denilen bu  karmaşık ve kişiği zayıf iş. İş mi bu yapılanlar; yoksa görev mi? Orası ortada. Yuh artık!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA