Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Demokrasinin dibi

02 Ekim 2013 Çarşamba 12:20

Bir iki tane söz var, karışık anlamlı ama net görünen. Bunlardan bir tanesi, kamuoyu baskısı. Diğeri de demokrasi adına, çoğunluğun, azınlığın haklarını savunması. Kamuoyu baskısı, hadi yine neyse. Zaman zaman, yöneticilerin işine geldiği zaman, biraz sonuç veriyor. Çoğunluğun azınlığın haklarını savunması konusu. Ama bu çoğunluk, azınlığın haklarını biraz zor savunuyor. Nedeni gayet açık. Çoğunluk zaten kendi hakkını alamamış, neden savunsun azınlığı. O zaman iş kilitleniyor. Azınlık, çok fazla oyu olan bir kitle değil. Çoğunluksa, homojen değil. Çoğunluk ama her kafadan bir ses geliyor. İş karışıyor da karışıyor. O zaman bir karar alınıyor. Bildik sözlerle alınan bir karar; kamu oyunun çıkarı. Kamuoyu dediğimiz, topluluktaki genel eğilim. Bak, yine olay başa geldi. Yine çoğunluk işin içinde; azınlık  biraz daha kaldı mı kenarda?


***

İşte bu sırada, toplumsal, karışıklıktan, çıkar sağlayanlar devreye giriyor. Eğer bu karıştırıcıların önüne geçilmezse, çıkmazlar sokağında başlıyor, dalaşmalar sataşmalar ve kavgalar.Bunun o kadar çok örneği var ki; Gezi Parkı, Cimbom-Kartal maçı, Fatih Hoca Krizi, Fenerbahçe'nin kendisi. Hepsi de aynı süreçten geçerek ilerledi. Bir tek Fenerbahçe'yi ayırdım. O zaten kendi başına kimse dokunmasa da karışık pide gibi. Neresinden tutarsan, orası başka bir alem. Yönetimini bilemem ama, ben daha bir tek gün, huzurla maç seyrettiğimi hatırlamam. Maç sırasında oyuncunun değişeceğini, ismiyle dakikasıyla bilen adamın kendisi de, karışık. Aynen şöyle diyor; "kardeşim ben kimin ne zaman değiştirileceğini biliyorsam, rakip takımın hocası da bilir". Tamam arkadaş sevin azcık. Maçı okuyabildin demekki. Yok, ama psikopatlık var.

Hoca'ya kızıyor, yaratıcı değil diye. Az sonra, canı sıkılıyor; "başkan istifa".Hadi bunu geçelim. Gezi Parkı farklı mı?

Orada da aynı. Hangi karar, çoğunluğun, hangisi azınlığın isteğine dönük alındı. Kamuoyu tam olarak ne diyor? Karışık biraz.

Eğer kamuoyu, direnişten yana olanlarsa, diğerlerinin ne dediğine; ne kadar izin verildi. Diğerleri dediğim, normal vatandaş; azcık apolitik olmuş "şükür bugün de karnımız doydu" kafası. Bilmiyorum şahsen. Zaten çok destekçisi olduğum bir eylem de değil Gezi. Nedeni; oradaki çoğunluğun genel söylemi. "Bizim siyasi bir görüşümüz "fazla" yok, denmesi. Bu anlamsız geliyor bana.

***

Siyasi bir görüşe ve tavırları dahil liderine karşısın, ama görüşün yok. 

"Bizi temsil eden bir parti yok" demek de ayrı bir zamanlama hatası.

"Biz burada, her türlü görüşten arkadaşlarla, bir siyasal bakışa karşıyız".

O kafayla, kimse de sizi ciddi  bir destel vermez. Bir "oy verip vermeme" tercihi dillenmezse, siyasal olarak destek bulunamaz. Yani kamu oyu baskısı da oluşamaz.  Bana kızılabiliriz, en kolayı da o. Bol bol yürürsen yollarda. Alınan kararlar da "kapak" olarak durur. Buyurun bazı örnek kararlara: Hiddink denen geyiğin, hoca yapılması, Alex'e atılan kazık, Fatih Hoca'nın imparatorluğu, deniz otobüslerinde, sigara içmeyin, güverteye çıkmayın, Kabiğtas'a gidiyoruz diyen şapşal anons. Hangisi kamu çıkarı veya baskısı acaba? Kamu çıkarı adına,demokrasinin dibini deşe deşe, bakalım neyi bulacağız sonunda?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA