Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Demokratikleşme için fırsat

24 Aralık 2013 Salı 14:37

17 Aralık’ta başlatılan yolsuzluk operasyonu, kısa sürede siyasi bir operasyon gibi tartışılmaya başlandı.

Ak Parti iktidarına karşı olanlar; İstanbul Savcılığı’nın başlattığı bu operasyonu, rüşvetle sınırlı görüp hükümete yüklendiler; yükleniyorlar.

Hükümet kanadı ise bunun ekonomik değil siyasi bir operasyon olduğunu iddia ediyor. Bizzat Başbakan Erdoğan, polis ve yargı içinde yerleşmiş olan bir çetenin bu operasyonu başlattığını vurguladı.

Hedefinde ise, Gülen Cemaati var.

Başbakan, Cemaat’i hedef tahtasına koymakta haksız da değil. Çünkü Cemaat medyası; bütün gücüyle bu operasyonu destekliyor.

Dershanelerin kapatılması tartışmasıyla başlayan süreç, şimdi hükümet ile devlet içinde yuvalandığı söylenen bu ekip arasında siyasi çatışmaya dönüştü.

PARALEL İKTİDAR

Gülen Cemaati, AKP iktidarı döneminde çok güçlendi. Polis, yargı, milli eğitim dolaylı olarak bunların eline verildi. Devlet içinde devlet olmasa bile “hükümet içinde hükümet” oldular. Buna paralel hükümet veya paralel iktidar denilebilir.

Bu yapı belli arkasına ABD’yi almıştır. Yolsuzluk işinin Türkiye-İran ilişkilerini ve Türkiye-ABD ilişkilerini de etkileyecek biçimde patlatılması da boşuna değildir.  Ben, burada açıkça dış etkiyi görmekteyim. Yani yolsuzluk operasyonu sadece yolsuzluk operasyonu değildir. Türkiye’nin dış ilişkilerini, uluslar arası güvenliğini de kapsamaktadır. Böyle bir operasyonun bu ülkeyi yöneten Başbakan’a söylenmemesi bence vahim bir hatadır.

Başbakan Erdoğan’ın “Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girmekten söz etmesini, ABD füzeleri yerine Çin füzesi almasını, ABD dışında bir politika geliştirmesini” de hatırlayın…

Görülüyor ki Türkiye bu operasyonla ekonomik olarak da sıkıntıya sokulmuştur. Borsa, dolar, faiz rakamları bunu açıkça gösteriyor.  

SİLAHSIZ HAŞHAŞÎ

Türkiye’de yakın zamana kadar, ABD güdümündeki askerlerin, Amerikancı polis ve bürokratlarla birlikte oluşturduğu derin devlet yapısı vardı.  Ak Parti iktidarında asker etkisizleştirilirken Gülen Cemaati yükselerek askerin boşalttığı koltuğa oturdu. Şu an terör örgütü üyesi gösterilerek idam cezasına eş ceza verilen eski Genelkurmay Başkanı Özkök, “Demokrasilerde cemaat olmaz.” demiş ve Cemaat medyasının saldırısına uğramıştı. Başına gelenler de ortada.

Cemaatçiler bilmelidir ki iktidara ortak olmak, ancak sandıktan çıkmakla mümkün olur. Kendileri bir tür Haşhaşi gibi; ilişkileri ve makamları kullanarak devlet içinde devlet oldular. Fethullah Hoca’yı elbette Hasan Sabbah yapmıyorum ama tıpkı Haşhaşiler gibi Cemaatçiler de hem varlar, hem yoklar.

Orta Çağ ruhlu bu yapının demokratik topluma uygun olmadığı ortadadır. Başbakan Erdoğan; sonunda, bu yapıyı görmüş, millet iradesine ipotek koyan bu örgütten devleti temizlemek için harekete geçmiştir. 17 Aralık operasyonu bu açıdan önümüze parlak bir fırsat çıkartmıştır.

Bu yeni süreçte Başbakan Erdoğan’a destek olmak gerekiyor.  Kendisinin bu işi başarabilmesi için üstünde bir biçimde rüşvet gölgesi bulunan isimleri kenara çekmelidir. O zaman kimse itiraz edemez. Ve kendisi de süreçten güçlenerek çıkar.

 

 

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA