Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Derdimi anlatacak kadar

28 Şubat 2014 Cuma 12:08

Birazcık, destekle aslında dünyanın bir çok ülkesine, o kadar çok ihraç edecek zihinsel birikimimiz olduğu söylesem, iyi ederim. En önemli eksiğimiz değil, belki de tek yapmamız gereken yabancı dil problemimizin çözülmesi. Şu “derdimizi anlatacak kadar” İngilizce, saçmalığını bir aşabilsek, aslında algımız açılacak. Ancak, oraya saplanmışız. Oradan bir çıksak, bilgi birikimimiz ve deneyimimiz yeter de artar. Bunu, Türk’ün genetiği veya üstünlüğüyle de açıklamak çok doğru değil. Çünkü o zaman da süreç kendi kendimizi doldurmanın ötesine geçmiyor. Özellikle, ticaret ve pazarlama alanında artık çok iyi bir noktadayız. Bunda en geri olan üniversiteler. Onun dışında, iş dünyası çok şey birirktirmiş yıllar içerisinde. İnişli çıkışlı ekonomik yapılanmalarımızın da katkısı büyük. En azından olana bitene şaşırmıyoruz. Birinin çıkıp, şöyle yap böyle yap demesine gerek kalmadan, bir çok ülkeden çok daha kısa zamanda işleri rayına koyabiliyoruz artık. 

---
Bir kaç hafta öncesine dönecek olursak, dolar yükselmesi sebebiyle, neredeyse batıyorduk. Allahtan vatandaş ve iş dünyası; özellikle medyanın “felaket haberciliğine dayalı yayın yapma alışkanlığı”na bakmadı. Yoksa, insanda ne moral kalıyor ne olumlu bir beklenti. Dolar yavaş yavaş yerine oturdu. Bir tek kanal veya ekonomist çıkıp, şunu diyemedi: “biz biraz abarttık”. Birazı da geçip, “galiba yanıldık bile deseler” olurdu. Neye olurdu? Güvenini bozdukları endüstrilere karşı bir özür olurdu. Yok ama, böyle bir alışkanlık bir türlü yerleşmiyor. Ben yazmaktan bıktım. Artık iş falcılık boyutuna geldi. Oturdukları yerden, Türkiye aleyhine ne kadar yabancı yayın varsa, bunları sıraya dizmek mantığı, sıktı biraz. Ülkeden çıkıp, giderken öyle olumsuz beklentilerle gidiyoruz ki dışarı. Sonra oralarda bir bakıyoruz, Türkiye hiç öyle sürünmekte olan bir ülke değil. Sadece ticaret değil konu. 
Artık, pazarlama, iletişim ve bunun diğer yan dalları olan; halkla ilişkiler v reklam alanında da çok iyi bir durumdayız. Örneğin dünyanın ilk 5 reklam ajansı hangisiyse, bunların en başarılı olduğu ülkeler sıralamasında, en iyi durumda olanlardan biri Türkiye. 
---
Bununla ilgili tek bir yazı bile okumadım. Her yıl ülkemizdeki bu reklam ajansları; eksiksiz tamamı için söylüyorum; dünya çapında başarı ödülleri alıyorlar. Eğer internete, Grey ve TBWA yazarsak, orada açık açık anlatılıyor. Ajansları değil sadece Türkiye’deki durumu anlatıyorlar. Son aylarda ise daha da güzel övgüler var. Hangi alanlarda dersek, Kurumsal iletişimi. Şu an bir çok firmamızın özellikle “Kurumsal Halkla İlişkiler alanında yaptıklarıyla, İngiltere ve Almanya’da bir çok konferansta övgüler alıyor. Bankacılık ve İletişim ise en başarılı olduğumuz alanlar olarak gösteriliyor. Kurumsal halkla ilişkiler çok önemli çünkü, reklam gibi sadece, teknik ve yaratıcılıkla olamayacak bir iş çünkü. Halkla ilişkiler doğrudan onu yapan insana bağlı bir iş. Yani kötü ve beceriksiz birileri, o işi yapsa, başarı şansı yok. Reklam da bazen aksak taraflar, tekrarlanma sıklığı ile halledilebiliyor. 
Ancak, halkla ilişkilerde “güven” bir kez sarsılınca, bir daha zor kuruluyor. En azından, ben bunu belirtmiş olayım da, gerisini de başkaları halletsin bari.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA