Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Derin Devlet, Paralel Yapı, Balyoz veya Takoz

14 Nisan 2014 Pazartesi 11:08

Devletin içerisinde, yasa dışı örgütlenme ilk kez mi oluyor? Elbette hayır. Bunu anlayabilmek için çok gerilere gitmeye de gerek yok. Yeterki, hep beraber, böyle bir yapının olduğuna, toplumun her kesiminden inanan olsun.
O zaman tıkır tıkır çözülür bu işler. Adına, Derin Devlet, adına Paralel Yapı veya Darbeciler veya Ergenekon veya Balyoz, Takoz, ne dersen de? Böyle bir yapı hep olur. Emperyalizmin boyunduruğundan kurtulma mücadelesi verdiğin sürece de bu olacaktır. 12 Eylül’e gelirken de vardı, bugün de vardır.
Tek eksik bunun belgesidir. Eğer yazılı bir belge arayarak, bu yapıyı çözmeye çalışırsak, iş baştan kendini koy verir. Yani, yazılı belge bulamazsınız. İsmini açıklayamayacağım biri böyle diyor.
“O zaman geriye bir tek yol kalıyor. Birileri çıkıp, kendini feda edip, işini, eşini veya yaşamını kaybetmeyi göze alacak. Bu durumda da sorumluluk bu pis yapıyı çözmeyi kafaya koymuş devlet organlarına düşüyor. Çünkü, ne emniyet ne de yargı içinde böyle bir yapılanma varsa bile, oradaki insanlar kendini kolaylıkla koruyabilirler. Ayrıca, asla ve asla belge bırakacak kadar da amatör olmazlar. Asıl, ülkenin diğer kurumlarından başlayarak bu yasa dışı yapılanmayı çözmekle, başlamak gerek işe. Hastaneler, Okullar, Üniversiteler, Şirketler, ve daha bir çok önemli organ. Bu, Atatürk’le ilgili bir dernek veya hiç akla gelmeyen muhalefet veya iktidara ait bir siyasal parti  bile olabilir. Sadece yargı ve emniyete takılıp kalmak yanlıştır. Devleti ve özellikle de o andaki, iktidarı yıpratmak isteyen yapıyı beslemekten başka bir çözüm gelmez, bu bakışla. 12 Eylül dahil tüm pis ve illegal yapılaşmanın hedefi, iktidarlardır. Amaç da aslında iktidardır. Mevcut iktidarı yıkıp, yerine başkasını getirmek. Bunun adı Milliyetci Cephe hükümeti olur, Koalisyon Hükumeti olur veya İktidar Partisi. Sonuçta hedef hep aynıdır. Ülkeyi karıştırıp, vatandaşı birbirine düşürüp, sitemi yıkmak.
Demek ki, bu pisliklerin yapılanmasında iki ana nokta var:
1- Ülkeyi karıştırmak.
2-Normal vatandaşı kışkırtmak
O zaman ilk iş, kurumları ve dernekleri karıştırmak ve orada örgütlenmek olmalı. Bu hem dikkat çekmez, hem de masum vatandaşı iktidara düşman etmek, Başbakan dahil devlete karşı çevirmek amacı gerçekleşir.
Başbakanların doğal olarak seveni kadar sevmeyeni de vardır. Ve böylece toplumsal bir tepki yaratılabilir.Böylece de iktidarda kim varsa onu yasa dışı yollardan devirmek kolaylaşır.
 

Bu yasadışı yapılanmaya, nereden başlanırsa başlansın işin kaynağı normal vatandaşa dayanmazsa, bu insanlar ve çeteler beslenemiyor.
O zaman, kaynağa inmek için; dikkati, normal sıradan kurum ve iş yerlerine çevirmek gerekiyor.
İşin sırrı vatandaşın kendinde, ancak, sıradan insan, can ve yasal güvenceyi devletten alamazsa konuşamaz. Konuşamaz dedim. Çünkü, normal vatandaşın elinde ses veya görüntü kaydı veya belge olmaz.
O da ne yapar?İsmini açıklamadan güvendiği yerlere mektup yazar veya anlatır. Devlette bu insanlara,  işinden eşinden veya canından olmadan önce yetişirse, her türlü yapı da çözülmeye başlar. İlgilenen olursa, işte bir vatandaş itirafı.
Olay normal görünümlü bir kurumda geçiyor. Ve ben de buradan aynen bana iletildiği gibi aktarıyorum. Elbette, isim vermek, o insanın da hayatını hiçe saymak olacaktır. O yüzden, şimdilik ancak bu kadarını yazalım. Yarın Kemalist veya Atatürkçü görünen sahtekarlarda sıra. Cemaatçi görünümlü çetenin nasıl eğitim kurumlarına çöreklendiğine bakalım, ölmez hayatta kalırsak.
 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA