Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Dersimliyi katledenler Tayyip zihniyetindekilerdi

18 Kasım 2014 Salı 14:03

Önce dönemin başbakanı olan Tayyip Erdoğan 2011 yılının kasım ayında çıktı, “CHP; Dersim katliamı için özür dilesin.” Dedi.

Bir süre önce de onun başbakanlık koltuğuna oturttuğu Ahmet Davutoğlu, “CHP özür dilesin!” diye abisinin sözünü kopyaladı.

Gerek Tayyip Erdoğan gerekse Ahmet Davutoğlu, bugün artık Tunceli olan Dersim halkını düşündüklerinden değil, CHP’yi sıkıştırmak, kendilerinin PKK ile yürüttükleri pazarlıkların üstünü örtmek ve halkın dikkatini dağıtmak için bunu yapıyorlar.

CHP yönetimi ise sanki bu işlerde CHP sorumlu ve hatta suçlu imiş gibi susarak halkın gözünde itibar kaybediyor.

OKU DAVUTOĞLU

Gerçi adının önünde Prof. unvanı var ama Başbakan Davutoğlu bu konularda okumadan konuşuyor; milleti kandırmaya çabalıyor.

Dersim isyanları konusunda uzun yıllar yaptığım çalışmayı sonunda, “DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RIZA GERÇEĞİ” adı altında kitap haline getirdim. Kripto Yayınları’ndan çıkan bu eser, 16. Baskıya ulaştı. Türkiye’yi düşünen herkesin bu eseri okumasında yarar görüyorum.

Bu çalışmada şunu gösterdim: Tunceli bölgesindeki derebeyleri, yeni kurulan cumhuriyet yönetimine karşı direnmişlerdir. Kürtçüler, aşiret reislerinden Seyit Rıza’yı (Ki, gerçekte seyit değil Kızılbaş Türkmenlerindendir) kandırarak onu Kürtçülük adına silaha sarılmaya iteklemişlerdir. Böylece 1937 yılının 21 Mart’ında (Nevruz gecesi)  40 kadar aşiretten sadece 6’sı bölgedeki karakollara saldırmış, hükümet bunları bastırmak üzere asker yollamıştır.

Bu operasyonu, Atatürk Cumhurbaşkanı iken Başbakan İsmet İnönü yürütmüştür. 

Tayyip Erdoğan’ın 2011’de devlet arşivinden çıkarttırıp gösterdiği belgeye göre bu operasyonda eşkıya diye gösterilen isyancılardan 262 kişi öldürülmüştür. Bastırma operasyonunda 30 asker ise şehit olmuştur.

Mahkemede ise 7 kişiye idam cezası verilmiş, aşiret reisi olan 7 kişi asılmış, olaylara karışan 2  bin kadar insan da Batı illerine göçertilmiştir. Başbakan İnönü de “Dersim sorunu halledilmiştir.” diyerek defteri kapatmıştır. 

1938’de ise durum çok farklıdır. Çünkü, İsmet Paşa başbakanlıktan ayrılmış, 25 Ekim 1937’de Celal Bayar Başbakan olmuştur. Atatürk’ün yakalanmış bulunduğu siroz hastalığı giderek ağırlaşmıştır. Öyle ki mayıs 38’de yabancı basında, “Atatürk öldü” veya “Ölüyor” gibi haberler çıkmıştır. Atatürk, bu sırada Hatay’ı Fransızlardan alabilmek için mücadele yürütmektedir. Ağır hastalığına karşın trenle Mersin’e kadar giderek “Daha ölmedim!” mesajı vermiş ve Hatay işini de Türkiye’nin lehine olacak bir düzene koymuştur.

Ama 1 Haziran’da Savarona isimli yata alınır, orada hasta yatağındadır. Sonra Dolmabahçe sarayına taşırlar kendisini. Bir daha ayağa kalkamaz. 

Hastalığı süresince baş ucunda bekleyen manevi kızı Sabiha Gökçen’in anılarında açıklandığı gibi dönemin bürokratları onu siyasetten tamamen ayrı tutmaktadırlar. Öyle ki İsmet Paşa’nın bile çok ağır hasta olduğunu söyleyip onunla görüşmesini önlemişlerdir.

İşte bu ortamda, Başbakan Celal Bayar ile Osmanlı döneminden kalma Genelkurmay Başbakanı Fevzi Çakmak harekete geçerler. Bunlar Tunceli’deki birkaç aşiretin ayaklanmasını fırsat bilerek bölgeyi üç yönden askerle kuşatırlar. General Kazım Özalp’ın komutasındaki ordu, aşağıdan yukarıya doğru bir temizleme harekatı başlatır.

Ve 1938’deki bu operasyonda devletin belgesine göre tam 13 bin 160 insan öldürülür.

Hatırlatalım: Atatürk ve İnönü’nün bilgisi ve denetimindeki 37 operasyonunda 262 kişi…

Celal Bayar-Fevzi Çakmak denetiminde 13 bin 160 kişi…

SEBEP NE?

Devleti yönetenler, Tunceli (Dersim) bölgesinin Alevi olduğunun farkındalar.  Kurtuluş Savaşı’nda açık desteğini gördüğü Alevilere sempatisi olan Atatürk, tam 12 yıl buradaki derebeylerine iyi niyet elçisi yollayıp onları iyilikle yola getirmeye uğraşıyor. Bölgenin  derin yoksulluğu ve halkın derebeyleri tarafından ağır biçimde sömürüldüğünü biliyor. Bu yüzden oralarda iş alanları yaratmak istiyor. Bunun için yollar, köprüler, okullar ve halkın güvenliği için karakollar kurdurmak istiyor. Seyit Rıza gibi derebeyleri ise buna silahla karşılık veriyor. Bunun üzerine halkı değil derebeylerini cezalandırmak için 4 Mayıs 1937’de operasyon için kanun çıkartıp asker yolluyor.

1938’de ise isyancı derebeyleri değil bölgenin masum ve çaresiz halkı hedef alınıyor. Bunlara “Kızılbaş/dinsiz” gözüyle bakan Fevzi Çakmak gibi, Celal Bayar gibi, General Kazım Özalp gibi tipler halkın katledilmesinin önünü açıyorlar. 

Yani katliamın asıl sebebi, devletin yeni yöneticilerinin mezhepçi bakış açısıdır. Bugün de devleti bu Alevi düşmanı kadro yönetmiyor mu? Bugün de Sünnicilik adına Orta Doğu kan ve ateşe itilmiş değil mi? Tayyip Erdoğan, IŞİD gibi eli kanlı bir örgütü bile ancak uluslararası baskı sonucu, çok sonraları kınamadı mı? Kendisi, 40 bin vatandaşımızın ölümüne yol açan PKK’nın başı Öcalan ile pazarlık yapmıyor mu? 

Bu yüzden Dersim katliamı yüzünden birileri özür dileyecek ise 8 sene sonra CHP’den ayrılarak Demokrat Parti’yi kuracak olan kadro dilemelidir. Mezhepçilik yaparak cinayete göz yumanlar dilemelidir. 

Bugün, AKP’liler Demokrat Parti’nin devamıymış gibi hava vermiyorlar mı? O zaman asıl özür dilemesi gerekenler, işte bu mezhepçi zihniyettir; DP’ye sahip çıkan AKP’lilerdir.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA