Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Devlet Dayağı

22 Eylül 2014 Pazartesi 13:56

Anadolu insanının samimiyeti ve saygısı; yön İstanbula doğru kaydıkça her zaman değişmiştir. Bu da çok normal, Türkiye gibi, kendi kültürünü unutsun da yabancı kültürlerle, daha rahat sömürülsün diye uygulanan bir yol bu.
Birilerinin kafası karşıcak ki; birileri de rahat at oynatsın. Rahat at oynamasıysa kuralsızlık demek. Sadece son yılları esas alıp, kafayı bundan öncesine çevirmezsek, sanarız ki; ülke şimdiye kadar büyük bir asalet yüküyle, gelişti. Eğitimini bir türlü yerine oturtamayan, sadece dışardan değil; daha çok içerden yapılan, sapık siyasi manevralarla geri bırakılmıştır buralar. Bitirdiği okulun yıl sayısına göre kendini bir halt sanan yüzlerce, ünvan veya kariyer hastası manyak dolaşıyor aramızda. Hem dolaşıyor hem de çalışıyor. Hem çalıyorlar hem de işleri var; çok yoğunlar. Ne kadar çok yükselirse, ne kadar zenginleşirse parasal anlamda, içindeki pisliği daha rahat kusuyor; zonta.
Oysa, biz kafayı siyasilere çakmışız; bir türlü sökülemiyoruz onlardan.
Yollara, dağa taşa bakınca, her yıl ne kadar kabalaştığımız buram buram çiziyoruz. Çiziyoruz ve içine ediyoruz etrafın. Bu kadar çok bina yapılır da  “lan bir tanesi bir estetik harikası olmaz mı”. Burada “lan” kelimesi olmasa, duygunun tam yansımaması kaygım olduğundan, öyle dedim. Oh ne güzel söyledim. Kabalığı eleştirirken, çok da kibar olunca, seni ciddiye almıyorlar. Yalanın sıvasını nezaketle yapmaya alıştıkları için, senin kibarlığında, o kıllı pis kara beyinlerinde kirleniyor bu yobaz kitlelerin. Geçmişte yobazı, din merkezli gericilik için kullanırdık. Bugünse, birinci sınıf  haşmet, oldu o kafa.
Onun için, “yobaz”, terbiyesizlik ve cehaletin gevezelikle sevişmesine daha çok yakışır oldu. “En çok ne bozuldu” diye düşünüyorum. Kabalığın derecesi de değil. Çünkü, insanın insana şiddet uygulaması, sokaklarda eskiye göre çok daha az. Bireysel kavga ve yumruklaşmalar, azaldı. Yerine, resmi devlet şiddeti, yok daha açık yazayım, resmi devlet dayağı var. Gösteri yapan ve kaçanın peşinden koşan, onu eline geçirirse, ağız burun dalacak, kaskında numara yazan, atomikler. “Yazık ne yapsın emir alıyorlar” kafasının, sonucu bu.
Bir başka değişimse, şu: Paranın örtüğü ayıp değişti. Terbiyesizliği parayla satın alanların, cirit atıp; hava yaptığı sokaklar haline geldi mahalleler.
Ne kadar para var ve bunu nasıl gösteririm hırsı; içsel pisliği örtme çaresizzliğiyle, diplerde; zirveleri yaşıyor. Ama bu zontaların, bunu kendine itiraf edecek cesareti olsa, zaten; tırmanarak bindikleri arabalarından, kuytu köşelerde inmeye çalışmazlar. Yoksulluk ve sonradan görmeye geçişteki hızdır bu zihinsel hasarın adı. Hırt diyebililiriz de alınan olmaz. İnançlar, değerler, saygı ve sevginin bedellerine imza atan finansal güçler, hergün bir iş kolunu daha altına alırken, inim inim inlemek sıktı sanki biraz.
Şükür edeceksek, sağlık için tamam da; işimizi işkenceye; işkenceyi bir yeteneğe bağlayan; kadere isyan, neden anarşi oluyor? Orası çok karmaşık.
Aç gelmişsen, ye ye doymuyorsun demek ki. “Patlayana kadar ye inşallah diyorlar; kızınca. Yine yemeye devam ediyor, diğerleri. Hani  bir türlü patlamıyorlar ama. Oysa adaletse; ister dünyevi ister ilahi. Nerde o zaman hacı?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA