Neslihan Yavuzcan / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Neslihan Yavuzcan / Yazar

Dışardan kendime baksam ‘yavşak’ derdim

06 Kasım 2014 Perşembe 15:32

Aret Vartanyan, bir kişisel dönüşüm uzmanı. Kurduğu Yaşam Atölyesi’nde verdiği eğitimlerle, insanlar tüm hayatını değiştiriyor. Hayatın toz pembe olmadığını, bakış açımızı değiştirmenin hayatı kolaylaştırdığını da vurgulayan Aret, bana göre yaşamı kolaylaştırma uzmanı. Katılımcılarına sarılarak sevgisini paylaşan Aret’le, yaşamın, aşkın, seksin, 

iş, kariyer ve mutluluğun sırrını, gerçek hayatı paylaştık..

—Niye teoloji okudun?

Ben iletişim fakültesi okudum üzerine de Oxford'da 2 yıl Teoloji okudum. Annem Rum, babam Ermeni, anneanne İtalyan, babaanne Musevi, dede Rus olduğu için bütün dini bayramları kutlardık. Küçük yaşlarda Aikido sporu ile birlikte Doğu felsefesi ile tanıştım.  Batı felsefesi okuyunca da doğu ve batı arasında bir köprü kurdum. 2008 yılında 'secret' adlı kitapla başlayan klişeler, algılı sözcükler ile, ben de hayatımın aksiyonunu aldım. Hayat sokakta yaşıyor ve sen gibi olduğunda ortaya çıkıyor. Meleklerle, bir şeyler yapayım evrene bir şeyler gönderelim durumu değil. Kişisel gelişim sözcüğü çıkarttık, kişisel dönüşüm sözünü yerine koyduk. 

— Tanrı ile aramıza haham, papaz, imam sokmaya gerek var mı? 

Sonuçta inanç yürekte.Bir kuyunun içindesin, ışığa çıkacaksın merdivene ihtiyacın var. Merdivenleri çıkarken her birinde aynı yolu izleyip farklı bir veriyorsun. Cennete gidiyorsun, nirvanaya ulaşıyorsun, kemale eriyorsun, yontulmuş taş oluyorsun. Önemli olan şey o ışığa ve noktaya gelmek. 

— Sence din istismar ediliyor mu?

Herkes hak ettiğini yaşar, dinden önce eğitim sistemine bakmak lazım. Kendini bilmeyen sevgisiz büyüyen, kitap okumamış bir insansan seni kim çekerse o tarafa gideceksin. Din gibi kutsal bir araç da, istismar ediliyor da zaten.  Bunun farkında olup at gözlüğü ile bakmamak lazım. 

— Tanrı’ya dua etmek mi, Tanrı’yla hareket etmek mi?

Evren hareketi alkışlar.

BOŞANANLAR, KARIYER YAPANLAR, RISK ALANLAR

— 10 milyon insanın hayatını değiştirdiğini okudum. Bu gerçekten doğru mu?

Dokunabildiğim kadar insana dokunmak benim için önemli. Üç ay inzivaya çekildim ve şu soruyu sordum kendime. Bu işi ego mu parlatmak için mi, yoksa birisini gülümsettiğimde tatmin mi oluyorum’ diye. Var oluşumun herkesin mutluluğu. Hedefim ulaşabildiğim kadar insana ulaşmak. 260 bine yaklaşan katılımcımız olmuş. 1.4 milyon üyem var. Mucizeler yaratmıyorum, sadece insanlara kaynak olabilir ve seçenekleri sunabilirim. Herkesin evlenmesi, çocuk sahibi olması, paran, evin, iyi bir araban varsa başarılısın anlamına gelmiyor. Yüreğinden geçeni yapıyorsan başarıdır.  Sonuçta birisi dünyayı yönetmek, birsi balıkçı açmak, mutlu bir yuva sahibi olmak ister. 

 

— Eğitimine katılan bir hanımdan duydum.  Hanımlar radikal kararlar verip boşanma kararı alıyorlar. Nasıl açıklarsın?

Kendimi olduğum gibi kabul etme sürecim devam ediyor. Boşanma ile ilgi görüşümse, sıkıntın varsa, seni bir şey boğuyorsa, sabahları yataktan sürünerek çıkıyorsan, aşağıya çeken şeyler varsa niye bunları hayatında tutasın. İlişki çok değerli ve hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Birçok insan ilişkisini ya alışkanlığından ya çevre ne der? ya da ‘aman şimdi malımızı mülkümüzü oturttuk düzenimiz bozulmasın’ diye sürdürmeye çalışıyor. Oysaki herkes gerçekten olduğu gibi sevilmeyi hak ediyor.

 

— İnsanlar yaşlanınca hayatın bittiğini ve artık seks bile yapamayacaklarını mı düşünüyorlar?

Yaşlanınca seks yaparsın. Sımsıkı sarılırsın, boynunu koklarsın o da cinselliktir. Ve bir ilişki anındaki insanı arzulamıyorsan, cazibeyi kaybetmişsen, sürekli hır gür varsa, neden sürsün ki Beraber olduğun insan seni sen gibi sevip, olduğun gibi kabul ediyor mu? İlişkide önemli olan bu. Çocukluğumuzdan beri  bize olduğumuz gibi değersiz olduğumuz öğretildi. Herkes ne yapacağını çok iyi biliyor. Çünkü cesaret ve risk alma yetisi yok. İşte bu farkındalığı veriyoruz biz eğitimlerde. Hayat da düşeceğim kalkacağım, yuvarlanacağım yeter ki inanarak gittiğim yer olsun.

DİLİM SOKAK DILI VE UMRUMDA OLAN NE GİYDİĞİ DEĞIL, GÖZÜNÜN IÇINDEKI

— Dilinin anlatımı 'ben sana dedim seni uyardım' din kitaplarındaki gibi geldi bana, doğru mu?

Beyoğlu'nda büyüdüm, dilimde sokak dili. ‘Ben buyum’ ve böyle olduğun zamanda seni kabul ediyor insanlar. Umurumda bile değil insanların ne giydiği, umurumda olan sadece gözlerinin arkasında ne var. Ve samimiyetsizliği sevmiyorum.  Eğer ‘özgürlükçüyüm, zulme, insan haklarının ihlal edilmesine karşıyım’ diyorsan, bugün Kobani, IŞİD, Gazze’nin, Gezi’nin de, okulda türban ve dövme yasağı içinde karşı duracaksın. Budur samimiyet.  Kutuplaşmada ağzını açtığın anda mutlaka ocu bucusun

YURT DIŞINDA SATILMIŞ DERLER IÇERDE POTANSIYEL ŞEYSİNDİR

— Aidiyet hissine gelecek olursak, kendini bir yere ait hissediyor musun?

Kendimi hiçbir yere ait değil olarak hissediyorum. Türkiye’de azınlık olmak zordur. Yurt dışına çıkarsın ‘satılmış’ derler içeriye girersin ‘potansiyel şeysindir’ ona alıştım artık pinpon topu gibi olmaya. Hala bunları konuşmak çok kötü, global dünyada olmak zorunda.

DIŞARDAN KENDIME BAKSAM 'YAVŞAK' DERDIM

- Bazı kadınlar sana bayılıyorlar, bazıları da ‘yapmacık’ diyorlar. Onlara ne diyorsun?

Dışardan kendimi tanımayan birisi gibi baksam. Sağda, solda sürekli olarak insanlarla sarmaş fotoğraflarımı görsem, bana ' yavşak' derim. Tabi ki bu yapmacık da gelir ve bunu biliyorum. Ama benimle tanıştıkları ve zaman geçirdiklerinde ' çok farklıymışsın' lafını söylüyorlar.

ABSÜRD TEKLIFLER ALIYORUM

(Yılbaşında Çek gibi )

-  Taciz yaşadın mı peki ?

Yok ama absürt şeyler yaşıyorum. Yılbaşında gelen çeklerden tut ta bir gecelik tekliflerde var.

Gece dışarı çıkmıyorum, amaç aynı götürmek. Özellikle genç kızlar birazcık paran varsa sıçrama tahtası olarak görüyor.  Bir takım ağabeyler de bunun farkında bunu kullanmaya çalışıyor. Onun yerine evde arkadaş sohbetlerini tercih ediyorum.

Sarılmak benim için çok değerli ve çok önemli. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey içten gülümseme, o bakış ve gerçekten onu hissederek sarılabilmek. Son İzmir kitap fuarında,  altı bin kişi vardı, hepsine sarıldım. Öyle bir hissediyorsun ki o enerjiyi, buna ihtiyacımız var.  Meditasyon yapıyorum taşlarla da ilgim var. 

-Spritüel’ misin peki…. 

 Ruhani bir lider değilim ben her şeyi seviyorum.

 — Tıkandığın her şey bitti dediğin anda o duygudan nasıl çıktın?

Tıkanmadım ki hiç.  Kendi hayatımda sorunun içine girmeyi ve risk almayı severim. Tıkanmışlığım sorgularken, mesela bu kaybetme korkusu çözmek istediğim şeylerden bir tanesiydi. Şimdi bir tane daha bir şey kaldı, daha fazla akışta olabilmek. Hala yüzde yüz kendimi akışa bırakmıyorum bir şekilde o kontrolcülük devam ediyor. 

— Görmek için ne yapıyorsun?

Meditasyon yapıyorum.  Kalbim bana yapman gerekeni söylüyor zaten. Zaten sırrı da bu. 

ELELE TUTUŞUP ATLARMIYIZ DERSEN ATLARIM

—Ölüm deneyimi yaşadın mı?

 Öyle bir travma geçirmedim.

-  Ölümü nasıl tanımlarsın?

Ölümü boyut değiştirme olarak tanımlıyorum.

—Kendini affetmediğin bir şey var mı?

Affedeceğim bir şey var mı? Kendimle kavga etmiyor muyum? ediyorum. Kendimle rekabet halindeyim. Çünkü bir tarafım durmuyor uçuyor, diğeri de onu aşağıya çekiyor güzel bir denge var. 

 

- Çılgın mısın ?

 ‘El ele tutuşup karşıya atlar mıyız? dersen denerim.  Denemeyi seviyorum çünkü bir tane hayatımız var bu boyutta yaşamaya çalışıyorum.

—Hayatta yapmayacağım dediğin bir şey var mı?

Yok.

—Yapmayacağım deyip yaptığın bir şey var mı?

 Dediğim bir şey olmadığı için yapmayacağımı düşünüp de, yaptığım şeyler var.

-Hobilerin...

Koşuyorum, tenis oynuyorum, yüzüyorum.  sporla aram iyi. Üç köpeğim var. Evliyim eşim yurt dışında yaşıyor ikinci evliliğim. O da kurumsal anlamda çok hızlı bir kariyer yapıyor şu anda.

— Evlilik hayatınızı nasıl dengeliyorsunuz, eşin Hollanda’da sen burda?

Teknoloji çok dengeliyor. Ayın beş altı günü ortalamada beraber zaman geçiriyoruz. Beş dakika gün sonunda göz göze bakmak beş saat AVM gezmekten çok daha iyi bir paylaşımdır. Sevdiğim bir espri var ilk beraber olmaya başladığınız zaman birisiyle bir bank senin için saraydır, çok ucuz bir pansiyon da en konforlu yerdir. Sonra durum değişir.  

CİLVELİ VE SEKSI OLURDUM

—Kadın olsan nasıl bir kadın olurdun?

Annem klasik bir Rum kadınıdır. Bayağı konuşkan, cilveli ve seksi olurdum. Uçuk kaçık denerdim.

—Neyi denerdin?

Alışmadık sırtta gömlek durmaz. Neysek oyuz. Yaşamımla ilgili  konuşulan ne varsa söylemlerimle ilgili bir çelişki yoktur bu çok önemlidir.

- Aret neye ağlıyor peki?

Aret’i  ağlatmak için müzik yeterli. Cem Adrian’dır, beni ağlatan..

—Arabesk Orhan Gencebay dinler misin?

Orhan Gencebay’ı çalarsın arkasından da çok hızlı bir deephouse dinleyebilirim. Hayatı böyle yaşıyorum. Beyoğlululuk böyle bir şey, Beyoğlu’nda bir sokaktan geçersin türkü bar vardır öbür sokakta rock bar vardır.

TÜRKİYE’DE ERKEKLERİN BOŞALMA 4 DAKİKA 40 SANİYE, OYSA KADININ ISINMA SÜRESİ 30 DAKİKADIR  

—Senin için aşk?

Her şeyi aşk olarak göreceksek eğer, şu an ben senle aşkla konuşabilirim, aşkla çayımızı içeriz. Neden bir insanı ayırıyorum, ‘aşık olduğum insan’ diye. Ve orada da  bir gruplaşma başlıyor aslında. Benim karım benim çocuğum benim ailem. Hadi bir sınır çizdin ülke sınırı gibi. İnsan şöyle bir varlık biz olmak için benden vazgeçen bir varlık. Doğduğu andan itibaren muhtaç olduğumuz için ben olduğum için gidiyoruz.

- Senin için Seks?

En temel üç enerji kaynağımızdan bir tanesidir. Ve cinselliği konuşmaktan utanıyoruz. İster konuşun ister konuşmayın toplum bunu yaşar siz ne kadar bastırırsanız, o kadar çok da ‘ensest’ ilişki olur. Erkeklerin beni sevmemesinin bir nedeni ‘cinsellik organik bedenlerin sürtünmesi ve bir sıvı alışverişi değildir’. Mesela, Türkiye’de erkek boşalma oranı 4 dakika 40 saniyedir. Avrupa ortalaması 20 dakika. Bir bir kadının ısınma süresi 30 dakikanın üzerindedir.  Erkek kadına nasıl eğitirse o en iyi cinsellik olarak algılanıyor toplumumuzda. Mesela danışanlarım var, kötü sevişme taklidi yapıyor. O zaman kocası şöyle diyor ‘nereden öğrendin nereden biliyorsun’.  Ve kadın bunu bilerek kötü sevişiyor. Bir kere bir insanların geçmişi sizi ilgilendirmez. İki cinsellik en doğal paylaşmanız ve  konuşmanız gereken şeydir.

- Mesajın nedir?

 Siz televizyonda sevişme sahnelerini kapatıp savaş sahnelerini gösterirseniz böyle şiddeti beslersiniz.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA