Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Drogba'nın hemşerileri

31 Mayıs 2013 Cuma 00:10

Ülkemizin çoğu özelliği, dünyalara bedeldir. Benim anlatmak istediğim, doğal güzellik değil. İnsanın o fırıldaklığının zeka güzelliği.  Bu; en kısa ifadesiyle erkeklerin, en beceriklilerinin güzellikleri. Hem de nasıl güzellik. İçinde, yalan var, sahtekarlık var, hakaret var, cehalet var. Kurnazlık var, dolduruş var. Kıskançlık var, sevgisizlik var. Döneklik var. Anarşi var. Daha da komik olanı futbol var ve sadece onun da adı var. Elleri dert görmesin, kim buna vesile olduysa, bizzat ellerinden öprerim.

Bu adamların, ses var görüntü yok hali şahane bence. İnşallah, maşallah ömür boyu da öyle futbol görüntüleri ellerine geçmez de; sadece şamşirikliklerini izleriz. İzleriz dedim. Çünkü, "beni güldürdün allah da seni güldürsün mantığıyla, program yapan adamı kim sevmez. Hakem var, Kaptan var, Gökmen var Kayamen var. Tor tor giden bir program. Spor programı desem değil. Futbol desem bir yuvarlanma var ama; saha çok geniş.

Genel kültür desem, ağzından burnundan fışkırırcasına olmasa da var. Var dediğim, maç çıkışı yediğimiz köfte ekmekteki dana kıyma kadar falan. Futbol dünyasının gündeme oturmuş tüm gizemli maceraları orada. Uykuluk bile var. Yatmadan önce; daha hâlâ hızlarını alamıyorlar.

***

"Heyt falan yönetici arasın bağlansın". Gerçekten de adına yakışır gibi sürekli gol atıyorlar. Tele değil; mele gol. Melete melete bağlıyorlar; o kadar statü sahibi insanı canlı yayına. Yok öyle mi oldu. Yok böyle mi oldu. Meireles'in buzu var; taraftarın muzu var. Ayıp desem değil; günah desem çok anlamam o işlerden, ama gıcık bir şey. İzliyorum çünkü, eğlenceli.

Ama her babayiğidin yapacağı iş değil. Sokağa çıkınca, insanların "programınızı çok beğeniyoruz" demesinin yetmediği bir duygu. Hani, burnundan bir parça sümük yere düşse; etraftan "canın sağ olsun birader" deseler ne olur. Utanırsın ya azcık. Ama sokağı, sümüklediğini de bilirsin. Hah işte aynı duygu.

Şahane program yapıyorsunuz derler ama sen "mendil taşımadığını ve pasaklı biri olduğu hep bilirsin" gibi, bir şey.

Son zamanlarda, kimse bu dört kafadarın dolduruşlarını yemiyor. Hemen hemen makul adamlardan kimse de cin amcalara bağlanıp, kendini zımparalatmıyor. Fakat dört tane zeka küpü yan yana gelince duramıyor demek ki. Yine bir kurnazlık yapmış, afacanlar. Tele, gol atacaklar ya. Ne yapsınlar? Muzun kalını incesi, serti, yumuşağı derken; iş, filin dişine kadar gitmiş.

Zeka dolu kafalarını, Fildişi Sahillerine takmışlar. Doldurmuşlar stüdyoyu, sanarsın ki Drogba öldü veya Ay'a gitti bir daha dönmeyecek. "Onu nasıl bilirdiniz programı". Komik ama ne komik. Abuk subuk sorular.

***

Sağa sola sataşamayınca, ne diyeceklerini de bilemediler. Soru başka, cevap başka. Yine komikti. Ancak, kim bu kararı vermiş ve Drogba'yı Fildişi Sahilleri'nden gelen hemşerilerinin yanına yollamamışsa aklını seveyim. Dört zeka küpü, akılları sıra Galatasaray' baskı altına alıp Drogba'yı; Telegole; taaa Fildişi'nden gelen hemşeriyle yanyana getireceklerdi. Olmadı, şapa oturdular.

Hemen masumlaştılar ve mahsunlaştılar; "ya keşke gelseydi, Drogba'nın memleketindeki hayır işlerinden bahsedecektik" gibi bir acındırmayla bitirdiler programı.

İnsan kurnazlık yaparken, azcık düşünse bu iş bu kadar komik olmaz. Biz ne kadar akıllıysak, karşımızdakiler de o kadar salak değil. Marka değerini korumak isteyen kim varsa; Galatasaray'ın klübünü arasın gerisini oradan dinleyin.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA