Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Eleman Aranıyor

11 Eylül 2014 Perşembe 16:36

Genellikle, garip bir durum ortaya çıktığı zaman hemen bir tartışma başlıyor.

Bir taraf, bu garipliğin “çok tehlikeli” olduğunu söylerken, diğerleri de durumun “oldukça basit” alduğunu anlatmaya çalışıyor. Örneğin, siyasetçi bir palavra sıktığında, isterse gözün, isterse kulağın, içine kadar bunu soksun ve haykırsın; bir taraf hiç oralı olmuyor. Oralı olmayan tarafı ; buralı olan taraf salak olarak tanımlanıyor.
Yani, garipliğe karşı olan daha zeki diğer aptal gibi. Öyle sanıyor, karşı çıkan cin cocuklar. Oysa, diğer taraf; biliyor ve anlıyor; Ortada bir saçmalık var. Yalnız bunu kabul etmek işine gelmiyor. Belki o da karşı çıkacak, ama işini koltuğunu kaybetmek istemiyor. Yine sokakta, basit yaşamlarda olmak istemiyor.
Çok uzağa gitmeyelim, medyaya bakalım. Manyağın biri, bedavadan milyonlarca dolar bulsa veya çalsa. Ve dese ki; “ben kendime bir medya yapacağım. Gazetem olacak, radyom olacak bir de televizyonum”.
Gazeteye de ilan verse. “İlkesiz, yeteneksiz kişiliksiz, beceriksiz yalancı, yağcı, kişisel çıkarlarını herşeyin üstünde tutan, din, dil, veya inanç sömürüsü yapacak cahil ve dönek eleman aranıyor. Böyle bir eleman aranıyor ilanına başvuranlar da teker teker açıklanacak olsa. Ayıp diye, en azından ailesinden veya arkadaşlarından utanacağı için, bir kişi bile iş başvurusu yapmaz.
Oysa şu andaki medyaya bir bakalım. Çok az bir kısmı hariç, dilekçe yazamayacak tipler yazar; otopark yönetemeyecek adamlarsa, holding patronu. Kendileri de biliyor, taş taş üstüne gelse, normal şartlarda şu anda yaptıkları işi yapamazlar. Gazete çıkıyor, satmıyor, televizyon izlenmiyor, radyoları bir geri zekalı yatağına çevirmişler. Bu kadar boş konuşmayı seven bir topluluk radyo dinlemiyor. Peki şirketler neden batmıyor?
Yalnızlık ve yalancılık psiko-somatik boyutta ülkede tavan yapmış, kimse bunalımda değil ama görünürde. Yiyor içiyor, takılıyor. Meyhaneler de ful, alemde. Açlık da var; ölümde.
İşi bilmeyen, genelde vaktinin büyük bir kısmı evde geçen insanlarsa, televizyonun eğittiği birer filozof olmuşlar. Öğretmenleri de Seda Sayan tarzı, anam bacım, edebiyatçıları. Veya, sahtekar kamu görevlileri istila etmiş ekranarı. Yavşak, sünepe veya katile kadar var.  Bir sarışın bayan; “eşlerini kıtır kıtır kesen adamı ekrana çıkarmış. “Ben bunu, böyle cinayetler işlenmesin diye ekrana çıkarıyorum” diyebiliyor. Hani şöyle diyen olabilir; “ne bekliyordun Seda Hanım’dan? Vallahi bu kadar da beklemezdim.
Soma’da insanlar ölüyor değil; Öldürülüyor. Aynısı İstanbul’da. Sayı biraz az. Yine işçiler çalışırken ölüyor. Soma’daki madene güvenilir raporu veren, müfettişe ne oluyor? Bakanlık soruşturma izni vermiyor. Yani; “abicim, bizim yandaşlara dokunma”. “Yanımızda kim varsa korunacaktır! Bu demek; tüm olan biten.
İstanbul’daki cinayet için de  aynısı olacak. Neden olmasın? Şirketler bize yakınsa sorun yok.
Yırtınsan bağırsan da; halk, aslında herşeyi görüyor; adı gibi biliyor ve anlamıyor değil. Yok sayıyor.Çok sıkışırsa, ölüm Allahtan nasıl olsa!
 Bu normal hayata dair bir durum, fazla da yapacak bir şey yok.
Medyadaki, kişiliksiz ise çok daha basit bir sebep, sadece para da değil. Şu an üst düzeyde yalamalık yapan adamlar da biliyor; “Ben hayat boyu birinci mevkiden yağcılık yapsam, bir daha böyle bir gazetede yöneticilik yapıp, yazı yazamam. Şebeklik yapıp ana haber de sunamam.
elevizyoncu da kendi statüsünün farkında, konuşamıyor, yavaş düşünüyor, cahil ama oradan veya buradan birinin adamı. Ha ordan ha burdan, satılmışlık mutlaka para karşılığında yapılmıyor; kimse bir daha; asıl olması gerektiği, kendine yakışan yere dönmek istemiyor. Aptal kendine, be salağım demeyeceğine göre, eziyor hayatın içinde insanları.Sonra da hep beraber, debelenip duruyoruz, sömürünün, cinayetin, haksızlığın ortasında. Çıkışı şahsen ben bilmiyorum!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA