Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Farelerin dansı

19 Ağustos 2013 Pazartesi 12:50

Sağa sola bulaşmadan, bir gazetede ne yazılabilir? Kuş, böcek çiçek gibi konulara girebiliriz. Kuş, kelimesi, neresinden bakılırsa orasından sünecek bir konu. Örneğin, kuşa bir cinsel bir değer olarak bakılabilir. Ama seviye istemeden de olsa düşer. Biraz kurcaladıktan sonra, konuyu doğadaki kuşlara ve nasıl sorumsuzca avlandıklarına gelebilirsin. Oradan bir okkalı sonuç çıkmaz. Ama kuş gribi gibi, yapay salgınların nasıl başlayıp bittiğini sorgulayabiliriz.


Çok derine girersek de başımız ağrır veya gümler gideriz. Etrafa bakarsak, tavuklar, horozlar pıtır pıtır geziyor. Ne gribal ne de duygusal bir sorunları var. Çünkü sorunu çıkaran el dışardan.  Böceklere geçelim. Mevsim itibarıyla "sivri"ler dışında, kara fatma dahil kimsenin ilgisini çekemeyiz. Cırcır böcekleri zaten yüksek noktalarda cırladığı için, yapacak bir şey yok. Çiçeklerin de kadın yönlü cinsel ayrımcılığa hizmet etmesi ve bal arıları ilişkileri dışında çok toplumsal bir tarafını öne çıkaramayız. Neden bu konulara girelim dedim? Çünkü, siyasilerin ne dediği veya ne yaptığı çok riskli ve bir o kadar da sıkıcı.

***

Hani, tam bağımsız bir ülke olabilsek, yazalım çizelim eleştirelim. Ama oralara gelirken Amerikan onayı olmayan bir tanesi bile olmamış tarihimizde. Olduysa da tek partili dönemde olmuş. Aynı özgürlük engelleri yine varmış.O zaman geriye ne kaldı. Geriye bugün itibarıyla çok can sıkıcı hayvan ölümleri kaldı.  Ege va Akdeniz kıyılarıyla kesişeni dağ dipleri veya etekleri. Tam bir cinayet filmi seti gibi. Öyle ucuz, dan-dun tarzı silahlı, kesmeli biçmeli değil. Gerilim dolu. İnanmayan, o bölgelerlebir şekilde iletişime geçsin. Hayvanlar ufak ufak kayboluyor. Çoğu yörede dağların iç kısımlarına atılan zehirleri yiyen domuzlar gidiyor. Arkasından, bir kedi köpek sapıklığı var. Tatil beldelerinin çoğunda kıştan başlayarak, turşu kurar gibi zehirli tuzaklar kurulyor.

***

Güya tatile gelenler rahatsız oluyormuş! Yalan; asıl rahatsız olan o bölgelerde yaşayan cahiller. Sen ormandan başlayarak, besin zincirini paramparça et; hayvan, yiyecek bulmak için elbette senin meyvelerine sebzelerine saldırır. Ormanın içinde, hayvan restaurantı mı var?  Zabıtanın elinde av tüfeğiyle büyük şehirlerde köpek vurduğunu bilen bir kuşaktan geliyoruz. Kısırlaştırdılar, kulaklarına mühür vurdular hayvanların. İyi de gidiyordu herşey. Hayvan, çöp, möp derken bir şekilde ekmeği çıkarıyordu. Fakat battı demek ki birilerine. Aşı yükü ağır geldi galiba. Ben kamu birimleri, katliam yapıyor da demiyorum.

Ama, geri zekalıca yollara zehirli yiyecek koyanları, isteseler bal gibi bulurlar. Kamera kayıtları veya azcık iz sürme sonucu, kimse bu manyaklar ortaya çıkar. Zaten, yapanları, Akdeniz ve ege sahillerinde herkes biliyor. Ama durum herkesin içine geldiği için, çıt yok.

Hadi köpekler aç olunca saldırıyor diyelim. O zehirli yiyecekleri köpekle beraber kediler de yiyor. Kanalizasyon sisteminin bir çok yerde son derece sağlıksız ve geri olduğunu bilseler; farelerin dansının yakın olduğunu hissedebilirler.Tilki, çakal, sırtlanın ormanda izi bile kalmamış. Kedi ise şimdilik, niyet dışı, yanlışlıkla ölüyor. Bir süre sonra da çuvalla kedi toplayıp, ortalara serpiştirmek zorunda kalacaklar ama kimsenin umurunda bile değil.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA