Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

“Faşist” deme bak sonra...

14 Kasım 2014 Cuma 10:25

“Senin karşında alnında “mal” yazan geri zekalı mı var? Şimdi, yazıya böyle girmek sert olmuş; ağır gelmiş; terörist damgası yermişim, paralelci olur muşum; yok işit, yok pişid; yeter be Allah aşkına.

Nereye kadar gidecek bu baskı, bu yalan, bu hırsızlık, hepsinin özü bu satılmışlık. Parayı sonradan ve beleş bulunca saate de yatırırsın, tokaya da. Sorun kimin kime ne kadar taktığı değil? Nasıl uydurduğu.

Bir tanesine para lazım; yoksa o kadar yalakayı; bu kadar talana, dolana, palavraya karşı yanında tutamaz. Kesiyor, alıyor, satıyor, çalıyor. Cahil, sorumsuz, ama yetkili ve daha önemlisi, görgüsüz ve aç. Gözü aç, aile aç, çevre aç doymuyor. Saygınlığı olmayan biri. Diğeri, kukla beceriksiz, zavallı, onun da yetkileri çok. Eziyor, büküyor, sinek gibi insanları ölüyor, memleketinde. Madenlerde gidiyorlar pisi pisine, utanmazın biri çıkmış, halka, “sizden diyor ölenlere fatiha rica edicem”. Allah senin belanı versin dersen, olmuyor. Sanki, bu sünepenin görevi fatiha rica etmek. Soramıyor hesabını, çünkü, cinayet ortağıdır hepsi. Yasalar işlemiyor, tursık korkak zavallı adalet tüccarları. Bizler işlerimizden atılıyoruz, hakkımızı aramaya gerek yok. Salakça olur; bu zavallı adaletten fayda beklemek gereksiz. El kol bağlı. Sokağa çıksan, polis adeta bir cellat. Emir kuluymuş! Ne demekse; onur, insan sevgisi, vicdan. Hiç biri yok.
Televizyonlar, birer Siyasal Bilgiler Fakültesi. Bizim Mülkiyenin, eski taş helası olamaz çoğu. Ekrandaki hocalarsa, beş para etmez. Kişiliksiz, bölücüler.

10 yıl önce, dilekçe yazamayan, geri zekalı adama, bugün köşe yazarı. Eğer bir de; Cumhuriyet düşmanıysa, hergün ekranda. Görevi halka yalan söylemek. Satılmış , pislikler.  Nereye kime değil? Paraya satılmışlar. Hem de iyi paraya. Yalıyor yalıyor, gerekirse ağlıyorlar. Kölülerin canına ot tıkayan eşkiya, çıkmış yalan söylüyor. 6000 zeytin ağacını kesip başka yere dikecekmiş. O yeri ben biliyorum, ama buraya yazsam terbiyesiz derler. Halkımız şöyle der, “sen o zeytin ağacını al; ve dik şimdi oraya. Tam böyle demez ama neyse!

Milletin binlerce zeytin ağacını kesiyorlar, Utanmaz toplu utanmazlar bunlar. Sex manyaklığı gibi de değil. Grup sexi yapan sapıkların, topluca birbirne girmeleri gibi.Ülkenin neresini kimin, düdüklediği belli değil. Şerefsiz herifler, ağaçları kesip; sonra da çıkmış duygu sömürüsü yapıyor: “ vallahi biz köylüleri ikna ederiz sandık” ve “çok üzüldük”. Hergele o zaman kesmeden önce yapsaydın o iknayı, manyak.
Devlet, bu alçakların yakasına yapışmıyor. Yargı bir karar vermiş. Şimdilik, ağaç kesimi duruyor. Ak Saray için de “o saray kepazedir demediler ama yasak dediler; oradaya bina yapmak. Ne oldu? Çatır çatır yaptılar. Elektiriğini suyunu da bağladılar. 1000 tane oda varmış. 10.000 tane hela olsa, ne olacak?

Sindirim zor iştir. Bağırsak kolay temizlenmez.  Ne demişti Bülen Arınç: “ülke bağırsaklarını temizliyor”. Sonra ne oldu? O bağırsaklardakinin, pislik olmadığı anlaşıldı. Teröristlik yapan asker, şimdi özgür. “Pardon paşam yanlışlık oldu dedin çıkardın adamları içerden”. Sen bağırsak düğümlenmesi oldun ama; pişkinsin! Aynen öyle. Keyfine göre. Onu işten attırın, bunu alın. Orayı satın, burayı yıkın. Para lazım elbette. Tek bir fabrika açmadan, atın tutun satın.

O kadar gelir kalemi ve ödemeler dengesi açığını zaten kimse yazamıyor. Halksa, belli, okumaz öğrenmez, bilgi en son ihtiyacı. Yesin içsin, çocuk yapsın. Nasıl olsa Allah rızkını verir kafası. Pompalayın dini.

Zeytin ağacını kesmişler, en ufak utanma sıkılma yok. Madenlerde, yüzlerce ölü, bir onurlu insan da istifa edip, “yazıklar olsun benim gibi adama”. “Bu işin başında nasıl durmuşum” diyemiyor. Diyemiyor, çünkü biliyor o işin başında “tek bir şartla” duruyor. O da verilen emirlere uyarsa. Uysa da böyle uymasa da.

Bir de futbol var. Aynı dümenin farkı tezgahı. Kafa aynı. Gelişmemiş bir Orta Doğu ülkesinin, Avrupa kıtasında toprağı bulunan bir ülkesi. Bu ülkenin de aynı kendi gibi bir futbol takımı ve onun Fatih Terim isimli yarı tanrılaşmış, Beyefendi de masalcı bir hocası. Ben onun sürekli geçmişteki başarılarını parlatmak zorunda mıyım? Takım yerlerde sürünüyor. Çıkmış, “Breazilya’yı halka seyrettirmiş de; yok ders çıkarmış da”. Ya allahın aşkına bırakın böyle kandırıkçılığı. Neyin dersi? Aklın sıra uyanıksın! Kaza sonucu, maç berabere falan bitseydi. “Gördünüz , bizim takım, tava gelince nasıl oynuyor diyecektiniz. Çarşaf dolanınca, ayaklara, iş  yarım kaldı. Sonra atın desteksiz. Ayıp ayıp. Para dahil herşeyiniz var. Sanırım, bolca da var. Allah sonunu getirmesin. Daha da çok olsun. Olmayan değilde, pek oralı olmadığınız gurur, onur ve onun yanında, bu ülkede, geriz zekalı olmayanlar. Ama, faşizmin korkusuna rağmen sesini çıkarıp, ezilen büklenler de var. Beduua etmek istese bile bunu tam bilemeyen. Ama sizler gibi, dini, bayrağı , sömürmeyen. Utanacak değiliz ya kafası bu. Fiyatını bilen yok. Maçlara da gitmiyor kimse, bu kafayla da zor gider. Ne yapalım? Başka bir yol bırakmadınız. Az bile bu kadar sürünmek; o kadar palavraya.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA