Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Garip

05 Aralık 2013 Perşembe 12:56

Bir tuhaflıkla başlıyor aslında kafaların karışması. Garipliği seziyoruz çoğunluk olarak ama dillendiremiyoruz. Özgürlüğün kültür olarak yerleşmesine hiç alışık olmadığımızdan da kaynaklanabilir bu susma. Şimdi bazıları diyecek, özgürlük ailede başlar, bizler ata erkiliz. Hadi öyle olalım. İhtilaller, darbeler, gözaltılar, bunları da ailede öğrenmedik heralde. 80 yıldır, yazarı, çizeri bizden değil diye içeri atmak veya oralarda kaybetmek gibi tuhaflıkları, aile öğretmedi elbette.

Aslında çoğumuz anlıyoruz, acayiplikler olduğunu da; yapacak bir şey yok.
Bir tek ülkenin medyasını "bıcı bıcı" yapıyor sanan var. Orada çok büyük bir gariplik yok. Bir tanesi ne yapıyorsa, diğerleri de onu yapıyor.
Sebebi halk öyle istiyor da değil. Sebebi, "en ucuz ve en kolay yol o". Uluslararası konulara girmezsen, içerde olan biten genelde aynı zaten. Başka ülkeye; sadece seyahat edilecek yer olarak bakan kafa buysa, sonuç normal. Kameraman arkadaşıyla, şakalaşmaları ve anlamsızca, sokak turlarından oluşan o kadar çok gezme tozma programı var ki.
***
TRT belgesel ve İz Tv tuhaf geliyor artık. Bazı acayiplikleri de görmeyelim diyoruz. TRT'de yöre yöre gezen bir kız,  "abicim ya diyor vatandaşa ama; desin de tuhaflık o olsun. Ağzından yüzünden, gözlüklerinin camından; sakallarından yağlar damlayan adamın yemek yemesini izlemekten daha iyi. Bir gariplik var ama hayırlısı.
Spor da tuhaf. Bir Cimbom-Fener derbisi yaşadık. Saçma sapan. Sonuç aynıydı. Ama davranışlar, bir garip. 15 yıldır yenilen bir takımın oyuncusu azcık utanır. Ne oldu da böyle bir gece de medenileşti herkes. Sarılmalar öpüşmeler.
Taraftarları kışkırtmakla, sahada uyuz uyuz gezmek arasında bir denge olur. Heyecan kalmadı. En son Beşiktaş-Fener maçı vardı. Sanki, her hafta bu iki takım maç yapıyor. Tık yok. Bir anda, medeniyet tavan yaptı. Ne bir heyecan, ne spor adına bir rekabet.
Senfoni orkestrası dinletisi vardı sanki. Bir hafta öyle böm böm geçti. Eyvallah olay çıkmasın. Madem bu kadar ilerledik, tirübünlere rakip taraftar da alınsın. Yok o olamıyor. Güvenlik sebebiyle. Bir başka gariplik daha var. Sokaklarda içki içmek yasak. Türkiye'de öyle, Avrupa'da; Amerika'nın göbeği Newyork; Central Park. Hepsi aynı. Yasak.
***
Fakat bizim durum bir tuhaf. Stadyumun içinde bir tane rakip takım taraftarına rastlayamazsın. Maç çıkışında da göremezsin. Ancak, Her taraf polis dolu. Stadyumun etrafı, adeta bir açık hava meyhanesi. Evden dolma, cacık ve Arnavut ciğerine kadar mezeler gelmiş. Maç günleri, bira tenekeleri, yol kenarlarında resital yapıyor. Polis ve diğer güvenik birimleriyle, bir barış ve kardeşlik havası hakim. Allah bozmasın.
Eee, ne oldu yasalara. Heralde maç günleri, sokaklarda içki serbestisi gelmedi. Anlıyorum, o kadar çok insanı zaptetmek zor. Yani şöyle mi düşünmemiz gerekiyor. "Sayıca fazla olalım, canımızın istediğini yapalım". Böyle bir özgürlük anlaşıyı varsa, bunu aileler öğretmiyor.
Öğretilemez de; çünkü böyle bir anlayış yok. Yazmaktan sıkıldım ama Saraçoğlu'nda, bir aydır; doğru dürüst arama yapılmıyor. Yapılır gibi görünüyor sadece. Tipine bakıp; "lütfen buyrun veya hoş geldiniz" demek, kibarlık değil; tesadüf hiç değil. Bunun adını bulsam yazarım da; yazamıyorum. Merdivenler ağzına kadar seyirci dolu. Ortada bir tane görevli yok.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA