Burcu Özenç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Burcu Özenç / Yazar

Geçen ben yine falcıdayım;

11 Mayıs 2016 Çarşamba 18:56

Her defasında gitmeyeceğime dair yeminler tövbeler edip, her duyduğu falcıya giden ben, yine zaaflarıma yenik düşüp, bir falcının mutfağında buldum kendimi. Olasılıkların o “çekim gücü yüksek merakı” herkes gibi beni de cezp ediyor. Elimde değil.

Hemen hemen hepsinde karşılaştığımız, benzer şeylerdir aslında, ama yine de son duyduğumuza da gitmek isteriz. Mesela geneli, sizi içerisinde eski eşyaların olduğu bir salonda oturtur, sonra da mutfakta size o gizemli ambiyansı yaşatırlar. Burada ki amaç “benim bir tek kendime hayrım yok, bu bana bahşedilen bir özellik ve ben kendimi size adadım” mesajının size iletilmesidir. İnanmış gibi yaparız. Ev dekorasyonunda da onlar için özel kombinler var, rastlantı değildir hepsinin benzer olması. Mesela yıpranmış bordo koltuklar, ahşap sandalyeler ve onca kadın içinde evde olan, ama asla konuşamayan bir koca. Adam nasıl konuşsun gerçi, karısı her şeyi bilirken. Zamanla evde bir köşeye sinmiş demek ki. Bir de bekleme salonunda asla resmi bir tanışma olmaz. Malum dünya küçük, eş dost “falcıda görmüşler” demesin.

Hiç tanımadığımız birinin hayatımız hakkında yorum yapmasına izin verir, hatta sorunlarımızı dertlerimizi anlatırız. Ama tanıdığımız birinin zayıflıklarımızı bilmesine asla izin vermeyiz. Tanımadıklarımızın bizimle ilgili bildiklerini hafızalarında tutmayacağını bildiğimizdendir bu güven. Biz anlatırız, konu biter ve unutulur. Karşımızdaki ne aklında ne de bir başkasıyla bu konuları yaşatmaz.

Özellikle acabalarımızın çoğaldığı, büyük resmi daha çok merak ettiğimiz günlerde, hiç tanımadığımız birinden duyacaklarımızı daha bir merak ederiz. Bunu bir işaret gibi algılamak, olanlarla duyulanları puzzle parçası gibi birleştirmeye çalışmak, hangimizi eğlendirmez ki? Var olanlarla, olması mümkün olanları yan yana getirip, yakıştırmaya çalışmak.. Kombinlemek ya da ihtimalleri başkasının gözünden yeniden düzenlemek. Özellikle de karşınıza çıkan kişiyle frekansınız tutmuş ve durumu sohbete çevirmeye başarmışsanız, tadından yenmiyor.

Kendi çevrenizden uzaklaşıp, parasıyla birinden yeni olasılıkları dinlemektir aslında bunun özeti. İçimizdekileri dışa vuramadığımızdan, yabancı biri, bizi bunlarla yüzleştirsin isteriz. Yaşadığımız sevgi açıklarını anlık tamamlayan, belki de umutlandıran kişilere ihtiyaç duyarız. Çünkü yabancılar bizi olduğumuz gibi kabul ederler. Yüklendiğimiz tek sıfat yabancı olmaktır. Mecbur bırakıldığımız, diğer tüm olmamız beklenen kişiliklerden sıyrılıp, yalnızca kendimiz oluruz.  Birine hakaret ederken bile en çok “kişiliksiz” sıfatını kullanırız. İstediğimiz kişi olmamıştır karşımızdaki. “Kendisi olduğu için suçlamak” oldukça manidar.

Bağ kurduklarımızdan kaçıp nefes almak için, kahve kalıntılarına umut bağlamak ne kadar iç açıcı bir yoldur bilinmez ama, siz siz olun kimseyi kendinizle bunaltmayın!

YORUMLAR
falcılar :)
gülşen kahramanoğlu
severek okudum.Bende sık yaparım bunu.daha doğrusu kendi aramızda o kırk yıl hatırı olan türk kahvesini içtiğimizde, falında hatırı kalmasın diye yüzde yüz kapatılır fincanlar.... mutfağa giden kapatılmamış fincan sayısı yok denecek kadar azdır. Bakılmayacak olsa dahi... Umut ettiğimiz bir şeyleri, birde olacak diye duymak belki de amaç. olumsuz kehanetler olduğunda zaten'' amaaan fala inanma , falsız da kalma '' der , geçeriz.
12 Mayıs 2016 Perşembe 11:18
159.146.47.235
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA