Celal Demir / gazeteci/yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celal Demir / gazeteci/yazar

Geleneklerimiz giderek unutuluyor

16 Temmuz 2015 Perşembe 11:34

10 gündür yazı yazmıyorum. Yazılacak konunun olmamasından değil, Türkiye için her gün roman yazılır. Nedendir bilmiyorum, daha doğrusu içimden gelmedi. 

Ama bugün bayram...

Adettendir; Bayramda bayram yazısı yazılır.

İyi de, ne yazsak acaba?

"Nerde o eski bayramlar" diye başlayan yazılar bıktırdı artık.

"Güzelse güzeldi eski bayramlar, ne yapalım yani" diyenler haklı.

Bayram, bayram değil mi?...

Şimdi değişen ne?.

Doğru!...

Bayramlar değil biz değişiyoruz aslında.

Büyüyoruz, yaşlanıyoruz.

Ve çocukluğumuza özlem duyuyoruz.

O güzelim çocukluk yılları ne, şen şakraktık...

Gailesizdik, tasasızdık... 

Cicili bicili bayramlık kıyafetlerimiz, el öperek cebimize doldurduğumuz bayram harçlıkları bizi mutlu etmeye yeterdi.

Bayram yerinden eve gelmeyi hiç istemezdik...

Bayramın bitmesini de..

İşte bu yüzden eski bayramları arıyoruz.

Ama artık çocuk değiliz; Şimdi bizim de çoluk çocuğumuz hatta torunlarımız bile var. 

Bayramda giyeceğimiz elbiseleri gözümüzün önüne, yatağımızın bir kenarına koymuyoruz artık...

Kokusunu da duymuyoruz yeni kıyafetlerimizin. 

Bu zevki çoktan bıraktık torunlarımıza...

Dikkat ediyor musunuz?... 

Çocuklarımız veya torunlarımız büyüdükçe, bayramlık kıyafetleri onlar için de çekiciliğini yitiriyor. 

Bir zaman gelecek onlar da şimdiki bayramlardan "Nerede o eski bayramlar" diye söz edecek.

Zaman durmuyor çünkü günler, aylar, yıllar inanılmaz bir hızla akıp gidiyor...

Geçen her bayram eski bayramlar arasına karışıyor ve gözümüze daha güzel görünüyor.

Sadece eski bayramlar mı daha güzel olan? 

Bizim için de bir zamanlar ne güzel bebek, ne güzel kız ya da ne yakışıklı delikanlı demezler miydi?... 

Neyse, boş verelim şimdi bunları...

Boşuna mı söylemişler 'Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler' diye...

Buruklukla andığımız eski bayramların güzelliği çocukluğumuza duyulan özlemden kaynaklanmış olabilir ama yadsınamayacak bir gerçek var.

İnsanların birbirine sevgi ve saygısını, kardeşlik ve dostluğunu pekiştiren; dayanışma ve paylaşma duygularını artıran ayrıcalı günlerden olan bayramlar ne yazık ki, yıllar geçtikçe bu özelliğini yitiriyor...

Bayramları bayram yapan ortak değerlere, eski bayramlara göre daha az önem veriliyor... 

Gelenek, örf ve adetlerimiz giderek unutuluyor.

Bu güzel günlerin, en azından küskünlüklerin, kırgınlıkların ortadan kaldırılması için güzel bir vesile olduğu da umursanmıyor artık

Birbirlerine küs olup da bayramda barışan, sevgiyle kucaklaşan kaç kişi tanıyorsunuz.

Biraz da bu yüzden arıyoruz eski bayramları.

O zamanlar insanlarımız daha duyarlıydı ortak değerlerimize...

Hiç değilse bizi biz yapan etik değerlere. 

Şimdi bakıyoruz, aynı aileden insanlar, bazen incir çekirdeğini bile doldurmayacak nedenlerden birbirlerine darılabiliyor.

Bayram hazırlıkları da eskiden olduğu gibi değil.

Biliyorsunuz; günümüzde arife günü bir markete girer, tüm ihtiyaçlarınızı karşılarsınız olur biter.

Eskiden öyle miydi?...

Bir hafta, hatta on beş gün öncesinden başlanırdı bayram hazırlıklarına.

Evlerde tatlı bir telaş yaşanırdı.

Hamamlar yakılırdı, şehir hamamları da dolar taşardı...

Fırınlara bayram çörekleri salınırdı...

Kadayıflar pişirilirdi...

Terzilerden, kunduracılardan, ısmarlanan giysiler ayakkabılar alınırdı.

Adaklar yapılıp, dilekler tutulurdu...

Eski bayramların güzelliklerinden söz etmeyecektik hesapta...

Neyse, bu kadarla bırakalım.

Evet acısıyla tatlısıyla bir bayrama daha giriyoruz… Ne kadar klasikleşse de bayram münasebetiyle yollara çıkan vatandaşlara bu uyarıyı yine de yinelemekte fayda var; Bayram kurbanı olmayın!

    İyi Bayramlar…

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA