Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Gençliği nasıl koruruz?

10 Kasım 2013 Pazar 12:26

Siyasetteki son tartışmamız, “Nesli korumak” üzerinde yoğunlaştı.

Başbakan Erdoğan, öğrenci evlerinden yola çıkarak, “kız ve erkek öğrencilerin aynı evlerde kalmasına izin vermeyeceklerini” açıkladı.

Buradaki gerekçe de sağlam nesil yetiştirmek idi.

Bu gerekçeye saygı duymakla birlikte; üniversitede okuyan kızlarımızın erkeklerle birlikte oldukları izlenimi yaratan açıklamanın haksızlık içerdiğini de belirtelim. Sayın Başbakan da ailesinin yanında bulunmayan yüz binlerce kız öğrencinin öyle yaşadığını kastetmiş olamaz. Kendisine iletilen bazı bilgileri, geneli kapsayacak biçimde yorumlamasını  sanıyorum ki düzeltecektir

***

Burada önemli olan yeni kuşakları korumak ve onları geleceğin dünyasında başa güreşen aktörler arasına sokmak ise soruna “yasak” veya “günah” açısından değil eğitim açısından bakmak gerekir.

İyi yetiştirilmiş nesil demek; dünyada başa güreşen nesil demektir. Sonuç, gerçeği gösterir.

Bu açıdan bakınca en iyi yetiştirilmiş nesiln Amerikan çocukları olduğunu kabul etmek gerekir. Yani Birleşik Amerika, önümüzde bir örnek olarak duruyor.

Peki Amerika nasıl yetiştiriyor?

*Öncelikle çocuğu alıp bilimsel eğitimden geçiriyor. Orada Darvincilik kötülenmiyor tam aksine öğretiliyor. Böylece canlıların gerçek keşfine yönlendiriliyor gençlik.

*Bilimsel eğitimin yanı başında Amerikan bayrağı duruyor. Yani milliyetçilik eğitimin bir parçasıdır. ABD bayrağı evlerde, sokaklarda, bankalarda… Bu ülkeye girerken Amerikan bayrağı altından geçerek girebiliyorsunuz. Amerikalı olmanın şartı, Amerikan çıkarlarını her şeyden üstün tutmak için içilen yeminden geçiyor.

*Sonra din geliyor. ABD filmlerinde mutlaka bir haç veya kilise görüntüsü yer alır.

*Bunun üstüne bir de insanlığın demokratik değerleri eklenir. Demokrasiyi koruyan baba rolü verilir devlete…

Yani Amerika yasaklayarak veya günah sayarak değil, yeni kuşaklara yeni hedefler ve milli duygular aşılayarak onları korur.

Biz binlerce yıllık geçmişi bulunan milletimizin tarihini kötülemekten sadistçe bir zevk alırken, Amerikalılar 200 senelik tarihlerini allayıp pullarlar; onunla iftihar ederler. Kendi milli kimliğine bağlı, onunla övünen Amerikan geçliğine kim karşı çıkabilir ki?

Bu yüzden Sayın Başbakan’dan rica ediyoruz: Bu işleri gerçek eğitimcilerle konuşsun öyle karar versin. Batıyı ahlaksız, dinsiz göstererek kendimizi kandırdık durduk. Bunun yıkıcı sonuçlarını İslam dünyasının içinde bulunduğu  yoksulluk, cehalet ve şiddet ortamında görüyoruz.

YÖK AYIBI

Üniversitelerimizi yöneten YÖK’ün son rezaleti onun bir darbe kurumu olduğunu yeniden gösterdi: YÖK, yönetmelikte değişiklik yaptı. Böylece eylem yapan öğrencileri rahatça okuldan atabilecekler.

Öğrencilerin eylem alanlarını açması gereken yüksek kurul, “Kraldan daha kralcı” havalarında “Ezerim, yok ederim!” diyor.

Böyle kafaların yönettiği bizim üniversitelerin dünya ile yarışması mümkün olabilir mi?

Ayıptır YÖK’çüler ayıp.

YÖK olduğunuz yetmedi YÜK oldunuz YÜK!

Neredeyse YUH olacaksınız.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA