Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Hatırla AK Partili kardeşim

02 Ocak 2014 Perşembe 23:03

Hani şu meşhur bavulcu ortaya çıktığında…

Ergenekon operasyonu başlatıldığında…

Sizler; el birliği ile onu alkışlamadınız mı?

Sizin gazetelerde, “Vurun, kaçırmayın!”  türünden insan avı başlatılmadı mı?

Ben, Güneş’teki köşemde, “Kimdir bu adam? Bu bavul içindeki belgeleri ona kim vermiştir?” diye sorduğumda; sizler; hiç bu sorulara önem vermezken nasıl bir ruh durumu içindeydiniz?

Yetmedi. Aynı bavulcu takımı bu kez Balyoz Planı adı altında başka belgeleri gündeme getirdiler. Güya AKP’ye darbe yapılacaktı…  Nasıl da memnundunuz, o operasyon gazetesinin  yayınlarından…

Bütün bunlar; malum mahkemelere aktarıldı.

O mahkemelerdeki malum savcılar ve yargıçlar;  suçlu ilan edilenlerin ne dediğine hiç bakmadılar. Önceden verilmiş kararı ilan ettiler.

Bunu ben söylemiyorum; bugün sizler söylüyorsunuz.

“Millete, orduya, devlete kumpas kuruldu!” diyerek.

Halbuki o günlerde bütün gücünüzle bu mahkemeleri savunuyordunuz.

O savcılara, o yargıçlara toz kondurmuyordunuz.

Bense o yargıçları uyarıyor,  “yeni bir Yassıada Mahkemesi olmayın!” diyordum.

Bir zamanlar beni mahkum ettiren, hayatımı karartan askerlerin hukukunu savunuyordum.

***

Bir de şu Şike operasyonu vardı. Aynı savcıların, aynı yargıçların baktığı…

İnsanların onuruyla oynanıyordu. Kanıt diye uyduruk resimler yayımlanıyordu. O sıralarda para resimleri yoktu ama bir el çantası içinde rüşvet paraları olduğu iddia ediliyordu. Sizlerin basındaki temsilcileriniz de olmayan paraların olduğunu söylüyordu.

Aziz Yıldırım’ı  linç etmek için el ele vermiştiniz.

***

Az gittik uz gittik, altı ayla bir güz gittik…

Pireler berber iken  develer tellal iken geldik  aralık ayına…

Ergenekon’u, Balyoz’u, Şike işini düzenleyenler hükümetin bazı üyelerini yolsuzlukla suçlamadılar mı?

Bir anda Ak Partili kardeşlerim, Ergenekonçuların, Balyozcuların ve Aziz Yıldırım’ın konumuna düştüler.

Ve o zaman hatırladılar adaleti…

O zaman devlet içinde devlet olduğunu keşfettiler.

O zaman polisin bazı isimlerinin, adaletin bazı unsurlarının devlete ve hükümete karşı operasyon  yaptığını anladılar.

Şimdi bar bar bağırıyorlar…

***

Ben ki darbenin gerçek mağduruyum.

Hapse atılmışım, kitabım yakılmış.

Demokrasiye askerin müdahalesini ihanet olarak görmüşüm.

1996’da Erbakanlı koalisyona karşı darbe söylentileri çıktığında Akşam Gazetesi’ndeki köşemde buna  isyan etmişim.

1998’de Tayyip Erdoğan’ın cezası onandığında, bu kararın şeriat mahkemesinde bile olamayacak bir rezalet olduğunu yazmışım.

Ama emekli askerleri, sanki yarın darbe yapacaklarmış gibi tutuklatan anlayışa da belgelerdeki çelişkiler yüzünden karşı çıkmışım.

Fenerbahçe’ye karşı başlatılan şike işine, Fethullah Hoca’nın ta ABD’den müdahil olmasına da 2012’de tavır takınmışım.

Ya Ak Partili kardeşlerim?

Onlar bu hukuksuzlukları büyük ölçüde alkışlamışlar.

***

Şu Allah’ın işine bakın ki bugün ben onlarla bir tür yol arkadaşı konumuna gelmişim.

Diyorum ki: Sandıktan çıkanın ortağı olmaya kalkışan gizli yapılara demokrasilerde yer yoktur.  Bunu eski Genelkurmay Başkanı Özkök söylemişti. Söylediğine pişman ettiler…

Yolsuzluk işi ayrıdır… Ak Parti’nin gücünü ve konumunu kullanarak rüşvet alanlardan hesap sorulmalıdır.

Ama bu işe soyunanların  şu eski operasyoncular olması, beni kuşkulandırdı, kuşkulandırıyor.

Bunu yazdım söyledim diye de birileri beni, “İktidarın yeni Jölelisi” ilan etmişler.

Sosyal medya ile işim yoktur. Yazsınlar da adil olsunlar…

Ben,  demokrasilerde, iktidara ortak olmaya kalkışanlara karşıyımdır. Eskiden ordu böyle idi, ona karşı idim… Şimdi Cemaat bu hale geldi ona karşıyım.

İndirin şunları oturdukları derin devlet koltuğundan…

Sonra da oturup derin derin düşünün…

Hukuk; eğer bir yerlerden çekiştirilirse, bumerang gibi dönüp dolaşır, atanı vurur.

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA