Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Hıyar ile Badem

28 Mart 2016 Pazartesi 14:42

  

Başka bir ülkeye gittiğimde ilk özlediğim; özel kişiler dışında, yerli meyveler ve sebzeler oluyor. Armut en başta olmak üzere, elma da olur. 
Özlemediğim ve gıcık kaptığım meyve ise ananas. Ananası bize kaktırmışlar. Mango ve Avakado da öyle. Bunlar köküne kadar ittirilmiş meyveler. 
Yurt dışından, hem en küçükleri hem en lezzetsizleri Türk’lere satılmış. 
Türkler de satılmış olanı almaya bayıldıklarından, hemen atlamışlar üzerine
Kötü; ucuz, başka ülkelerdeki gibi büyük ve olması gerektiği dışıda, alçak raflarda hemen uzanılabiliyor.Yalnız sebzelerin şahı var bu topraklarda.
Biz de de hıyar bi başka. Dünya da eşi benzeri yok. 
Sebze diye geçebilir ama; misafire sunumu, muza ve kiviye 5 çeker.
Elinle soyamasın; “ye lan bunu, demeyle; hıyarla ilişkin başlamıyor. 
Bıçak gerekli, tuz olacak. Çok çekirdeksiz olursa lezzetsiz; çekirdekleri bol olursa, ot gibi olur. Badem denmesi son 30 yıldır.Asıl adı hıyar.
Her şeye rağmen hıyarı boldur; salatası yağlıdır; şükürler olsun memleketin. Seveni de çoktur. Sabaha kadar anlat, anlamaz. Bir vitamin veya mineral dengesi yoktur salatalığın. Su küpüdür; sır değil. Yalandan bi şeydir badem. Boşa yersin; aldatıcıdır. Su işte bildiğin su.Kabuğu çok yeşildir; böyle insana mistik bir rahatlık sunar. Orman yeğili değil; badem yeşilidir.
Yemeyin lan şu hıyarı de istersen. İşe yaramaz; hıyar çok sevilir memlekette. Ancak, yurt dışına yanında, pekmez bulgur veya isot götüren insanımız, bir tek hıyar götürmez. O kadar sevdiği şeyi; nedense dış ülkelerde çok aramaz. Hemen unutu verir.
Özgürlük gibi bi şeydir bizim yerli hıyarlar. İçerde çok talep görür; dışarda kimse ilgilenmez. O yüzden her kargaşa da içeri girmek ister. Çorba gibi uyumlu kalabalıkları sevmez. Salataya veya yemekten sonra diğer meyvelerin yanına ilişir önceAbi beni de aranıza alın diye; el etek öper. Onursuz, bir sebzedir o.
Hıyarın, hangi biçimde karşımıza çıkacağı belli olmaz, yemek kültürümüzde.
Osmanlı mutfağında çok meraklısı yoktur. Bu bile insanı osmanlı olmaya itebilir belki de.
Kendisine şirinlik olsun diye badem falan denmiş ancak, saray bürükrasisi, yememiştir bu numarayı. Dolayısıyla saray ve çevresindekiler çok hıyar yemezler. İyisini alırlar, para nasıl olsa çok.
Kilerde bol miktarda hıyar vardır. Koca imparatorluk. Gelen giden içinde, hıyarın bir meraklısı çıkar; haşmet utanır sonra
Muz, havuç, turp, lahana, roka arasında kaybolur gider hıyar; hemencecik. Ben şahsen ananası daha bi karizmatik bulurum. Ülkemizdekilere bakmayın siz.
Ananasa gelice; cimridir ticaret erbabı.
Türk’ker anlamaz nasıl olsa diye bize küçük olanı verilir. Verilmez aslında bizim; gözünü kan, para, insan, şiddet, alçaklık, bürümüş, arkasını siyasetçilere dayamış kişiliksiz görgüsüz  ve kesinlikle eğitimsiz insanımız yapar kazıklamayı. Bu kazığı atan yine bizim sahtekarlarıdırBir tek ananas yabancıdır arada.
Nasıl olsa halk anlamaz diye. Ananasın, mangonun ve avakadonun an kokmuş ama kar oranı en yüksek olanını sokarlar ülkeye. Yasa dediğin vız gelir bu şarlatanlara. Ne getirilerse dışadan, halkı zehirlemek için yapar çoğu alçak.
Özgürlüğü de böyle; ucuzundan küçüğünden ve kokmuşundan alır getirirler memlekete. Yurt dışında bi hafta geçirince, dönmeden önce insan yanına gerçek bir iki şey alarak ,gelmek istiyor bu ülkeye. 
Kandırıldığımız, öldürüldüğümüz, işimizden atıldığımız, küfür edildiğimiz, zehirlendiğimiz, o pis bakışlı, yalancı, tazeyi bayat diye bize satanların bile en gerçeğini görüyor. Çoğu hapiste, yargı önünde. Amerikan kucağından Amerikan kızağına bindiğini anlayamayan, sürü gibi geri zekalı çok sık rastamaz tarihte.
Kırkayak bile; tam 40 tane ayak sahibi özgür ülkelerde
bile bizdeki gibi; değil. Huzurlu hayvan, kafasında 40 tilki değil aşağıda 40 ayak var. Gerçekten var ve çok taze. 

Ayaklar kokmamış oralarda. Çalan müzik çalınansa, hep melodik ve güzel şarkılar. Ananası çok başka, ama hıyarları yok; bizdeki gibi. Bir tek hıyar, yüzünden bu ülke bu hale geliyorsa; vazgeçelim ona badem demekten.
Kilerde zulalanmış tonlarca hıyarı ortaya çıkaracak, kim? Hah işte! O, kimse kim? O, Cumhuriyeti’ni bademleştirdiği sürece ayakta kalabilecek olan da o dur. O kafa, sürekli duman altı etmiş halkı.
Adı Sam veya Samuel veya Sami veya Satı; de ki, Satılmış olsun. 
O zaman sen de azcık gözünü aç; badem kendine hıyar demiyosa; hıyar neden bademleştiriyor kendini. Sebep belli....

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA