Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Hoşgeldin yeni Zekeriya Öz

10 Eylül 2014 Çarşamba 15:08

Zekeriya Öz’ler ölmez!

Burası Türkiye… Burası Zekeriya Öz türü yaratıcı savcıların el üstünde tutulduğu bir iklim. Oturur masa başına, tarihte eşine rastlanmamış bir terör örgütü imal eder. Amerikalı senaristleri kıskandıracak biçimde yazar hikayesini. Bu işte kendisine dönemin polisi de yardımcı olur. Savcı-polis-siyasetçi-cemaat işbirliği ile karşınıza nur topu gibi bir terör örgütü gelir: Adı da Ergenekon olur.

Türkiye’yi bu hayali senaryo ile kasıp kavurduğu için kendisini ilah gibi görüp başka işlere de kalkışınca alırlar onu, bir kenara atarlar.

Ama “Bereketli Topraklar Üzerinde”yiz. Türkiye’de Zekeriya Öz olmaya can atan o kadar savcı adayımız vardır ki… Bunlardan birisi de herhalde Beşiktaş Çarşı Grubu’nu terör örgütü ilan eden şu savcı olmalı.

İsmi lazım değil; bu beyefendi AKP iktidarına şirin gözükecek bir senaryo yazmış. Çarşı’nın liderlerinin de dahil olduğu 35 kişi Gezi eylemlerine katıldıkları için idamlık işler yapmışlarmış. Bunlar hükümeti devirmek istiyorlarmış… Silahlı terör örgütü imişler… (PKK ile mi karıştırdı acaba?) O yüzden de eskiden idam cezasının karşılığı olan ceza ile cezalandırılmaları gerekiyormuş.

Bunu yazan, bunu isteyen şu an Türkiye’de, İstanbul’da görev yapan bir savcı….

Dünyanın nereden nereye geldiğinin farkında değil… Uluslar arası hukuk ilkelerinden habersiz… Hatta elimizdeki şu darbe anayasasını bile bilmiyor. Bilse idi; buradaki özgürlükleri daha ileriye götürecek tarzda yorum yapardı. Çünkü hukuk adamı böyle davranır. Anayasa maddelerini ilerici biçimde, halkın yararına olacak biçimde yorumlayana hukukçu deniliyor artık.

Ama o ne yapıyor?

Dediği belli: “Bak pek sayın, çok değerli hükümetim. Seni rahatsız edenlere nasıl cezalar istiyorum, onları nasıl suçluyorum bunu gör de beni sev.”

Kusura bakma savcı bey, senin yaptığından benim çıkardığım sonuç sadece budur… Ve 2014 yılının Eylül ayında ülkemde böyle bir iddianame yazıldığı için kendimi müthiş mutsuz hissediyorum…

Doğrusu ya, böyle saçmasapan bir iddianameye hukuki gerekçelerle karşı çıkmak sadece beynimize ve bilgimize eziyet etmek olur. O yüzden kendisine, taaa 1960’larda halk ozanı  İhsani’nin yazdığı o şiirin ünlü dörtlüğü ile cevap verelim yeter:

“Sen ey savcı anayasa ilerde

Onu geri itemezsin itemez

Suçluları bırakıp da suçsuzu

Zindanlarda tutamazsın tutamaz.”

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA