Celal Demir / gazeteci/yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celal Demir / gazeteci/yazar

İFTAR ÇADIRLARI HİÇ KALKMASA!..

25 Haziran 2015 Perşembe 13:10

Sözüm eşraf sofralarında gülücük dağıtanlara değil, sade vatandaş olan ahaliye sesleniyorum;

Ramazanı hazır bulmuşken bol bol yemeye bakın!.. 

Şu anda binlerce, on binlerce ve yüz binlerce gariban öyle zannediyorum ki, “Keşke, Ramazan hiç bitmese, keşke iftar çadırları hiç kalkmasa” diye dua ediyordur. 
Mübarek Ramazan ayı başladığı günden beri Belediyelerin ve hayırseverlerin kurduğu iftar çadırlarının önünde uzayan kuyruklardan ve benzeri görülmemiş kalabalıklardan bunu anlamak mümkündür.
Söyler misiniz bu çadırların tıka basa dolması neyin göstergesidir?
Hadi bilin bakalım?.. 
Siz zannediyor musunuz ki; Adam iftar saatinde işinden çıkmış, evine gidene kadar o semtte kurulan iftar çadırında iftarını bir iki lokma ile açıyor, asıl yemeğini evinde ballı kaymaklı yiyecek diye!..
Geçin bunları!..
Bana kalırsa;
Bu; yoksulluğumuzun tırmanışa geçtiğinin bir göstergesidir,
Bu; ay sonunu zor getiren gariban işçimin, gariban emeklimin çaresizliğidir,
Bu; işini bilmeyen zavallı memurumun yerde taş bittiği halde okeye dönüşüdür…
Evinde mükellef bir iftar sofrası kurmaya yetecek parası olanın, iftar açmak için belediyenin ve hayırseverlerin kurduğu çadırlara koşacağı düşünülemeyeceğine göre, bunun başka bir izahını izah edecek bir babayiğit varsa çıksın karşıma…
Haydi hodri meydan!..
Hatta eminim ki, o çadırlarda yemek yiyen insanların yüzde 90’nının amacı iftar açmak da değildir. 
Ya nedir? 
Karnını doyurabilmektir… 
Medyada yer alan haberlerden de öğrendiğimize göre, ülkenin çeşitli kentlerinde kurulan iftar çadırlarında karın doyuranlar arasında, işsizler, işçiler (asgari ücretli) ve emekliler çoğunluktaymış. 
Nasıl olmasın ki... 
‘Yoksulluk’ hatta ‘açlık’ sınırları altındaki maaşlarla yaşam mücadelesi veren emekçi ve emekli kesiminin Ramazan çadırında bulacağı etli-sütlü iftarlıkları, evinde bulma şansı mı var? 
Dedim ya, binlerce insan “Keşke, Ramazan hiç bitmese, keşke şu çadırlar hep kurulu kalsa, keşke hep karnımız doysa” diye dua ediyordur. 
Şimdi sizler bana diyeceksiniz ki; 
“Ya Celal bu dediklerinle belki bizi inandırabilirsin ama zat-ı muhterem politikacılarımızı asla inandıramazsın”..
O zaman gidip kendileri sorsunlar. 
Kime mi? 
İşsiz Ahmet’lere... 
Asgari ücretli Mehmet’lere... 
Emekli Rüstem’lere... 
Hatta, memur Kazım’lara... 
Şayet, soracak yüzleri varsa... 
Çünkü onlar bu yüzleriyle hiç utanmadan Türkiye’nin sürekli büyüdüğünü, ülkenin güllük gülistanlık olduğunu yüzümüze baka baka söyleyebiliyorlar… 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA