Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

İmdat

06 Eylül 2013 Cuma 12:59

Bazı konularda, öyle bir değişiklik yapılıyor ki; aklı duruyor insanın. Çalışma biçimini, zamanlamanı, elindeki imkanları zorluyorsun. Aksi takdirde, yaşamın güncelliği yakalanamıyor. O zamanda, sistemin dışında kalıyorsun. Her biri neredeyse tuğla ağırlığında cep telefonlarımız var. Taşımasan olmuyor. Mesajlaşmanın biçimi değişti zaten. Ayda üç bin dakika; bedava konuşması olan da olmayan da mail tarzı haberleşme alışkanlığında. Sen istersen, hafif eski tip telefonu taşı. Buna engel yok. Ancak, o zaman da güncel iletişimin arkasında kalıyorsun. En güzel ilerlemeler teknoloji alanında.


En çirkin gerilemeler ve yerinde saymalarsa, siyasal iletişimde. Neden, Çünkü bireysel olarak akılcılığı seçen ilerlemeci insanlar çoğalıyor. Bir o kadar çoğalan başka insan grubu var. Bunlar gerici de değil. Siyasetçilerin en sevdiği toplum grupları bunlar. Sorgulamayan, değişiklikten çok hoşlanmayan, eski kelime ve davranış biçimleriyle yaşamaktan çok hoşlanan insanlar.

***

Her ülkede var bunlar. Üstelik çoğunluk onlar. Öyle olmaları da normal. Toplumun büyük kısmı akılcı ve çağdaş normlarla yaşasa zaten dünya siyaseti; böyle yalan dolan ve cinayetler üzerine kurulamaz.

Arada olan, normal sade yaşayan vatandaşa oluyor. İki üçta olanlar vallahi daha rahat. Bir kısmı, maddi gücü yerinde, evine cebin aldığı elektronik araçlarla, iletişimini sağlıyor. Keyfi de yerinde.

Diğer grup ise daha klasikçi bir kafada.  Onların da keyfi yerinde. Siyasetten, sus payını aldıkları için mutlular. Bir kısmı, ibadetle, bir kısmı da geleneklerle, sosyalleşiyor. Ne günün kalabalık saatlerinde ortadalar ne de aşırı teknoloji bağımlısı olmuşlar.

***

O, diğerine; diğeri bir başkasına, gidiyorlar geliyorlar. Parklarda buluşanlar, ibadet arkadaşları, pastalı börekli toplantılar. Keyifler yerinde. Neden yerinde olmasın ki; ne sorgulama var ne kafa yorma. Ya bir adam var lafından çıkmadıkları veya bir kadın.

Olmazsa, kutsal değerler veya gelenekler. Günlerce, kapılarının önünde avazın çıktığı kadar da bağırsan, dirhem ilgi göstermiyorlar. O zaman da ne oluyor? Siyasetçilerin en çok sevdiği ve çoğalmalarını istediği toplum grupları bunlar oluyor.

Etliye sütlüye bulaşmayan, çok özür dilerim ama genellikle çoğu cahil insanlar. Bu işte asıl, kafalarımızı geri tutan kitle. Kapısının önüyle de ilgisizler. Evinin önü kazılıyor. Umurlarında değil.

***

Güya yaya kaldırımını genişletme işi. O bitiyor, yine kazılara devam. Ne oldu? Kaldırımları yeniliyoruz. Bir şeyi yeniledikleri falan yok. Kafalar eski çünkü. Ve onları besleyen, uyur gezen çoğunluk. Ağlayacak kadar daraltıyorlar insanı. Saçma sapan binlerce uygulama. Yaz ayı geldi diye, deniz otobüsleri sefer sayısını azaltan mantık da aynen böyle. Niye azalıyor yahu?

Yaz gelince, İstanbul'dan giden olur da sanki gelen yok. Aynı işyerleri; aynı çalışma saatleri devam ediyor. Bari onları ciddiye alsalar; o da yok.

***

Anadolu Yakası minibüs yolunu, savaş alanına çevirdiler. Ya Allahın aşkına, bir  insan da bunları sorgulasın. Nedir derdiniz diye? Parayı; ihaleyle aktarmak olamaz herhalde sebep. Bunun günümüzde, bin tane yolu var bunun. Varsa yoksa, "her yer Taksim her yer direniş". Barda zıplayan da bağırıyor; gerçekten özgürlüğe sevdalanan da. Her yer toz toprak, her yer kazma  kürek. 1970'lerin kafasıyla; 2013'ün İstanbul'u bu olmamalı. Ne yapağımızı şaşırdık? İmdat!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA