Leyla Liman Oruç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Leyla Liman Oruç / Yazar

İnsanları seviyorum..

14 Nisan 2015 Salı 14:17

Herkes eline kocaman bir elek alsın. İçine de yaşamlarında temas ettikleri tüm insanları koysun. Bir sağa bir sola iyice eleği çalkalasın. Şimdi eleğinizin içine bakın. Kaç kişi kaldı içinde?

Ya da hiç kimse kalmadı mı? Yüreğinizin en güzel yerinde insan barındırmayı becerebilmiş misiniz? Umut ediyorum ki, herkesin eleğinde en az bir tane, kan bağıyla değil de, demir gibi gönül bağıyla bağlı birileri kalmıştır.

İşte en büyük hazinelerimiz. Bunun tam aksini zannedip, hayatı sadece katı bedeninin ihtiyaçlarını karşılamak adına yaşadığımızı zannedip, körleşmiş insanlara dokunalım. Bu kör uykudan uyanan ve uyanmakta olan herkes kulağını açıp dinlesin. ’’Bizlerin bir görevi de gönül çakraları kapalı, Tanrı ile aralarında bağ oluşturamayan insanları uyandırmaktır’’. Katı bedenimizin bir ömrü olduğunu biliyoruz. Ya ruh ömrümüz? Sonsuz……

Öyle ise hızla akıp giden bu ömrümüzde ara ara frene basmayı becermeliyiz! Acılarımız ile yalnız baş edemeyeceğimizi anlayıp önlemini almalıyız. Kalabalığın içinde kimse yalnız kalmamalı. Ortak paydalarda birleşmeyi becermeliyiz. Dostluk nedir bilmeyenler, kişiliklerinde şefkat ve iyiliğe yer açamayanlar;

Aslında siz neye sahip olursanız olun, yardıma en çok ihtiyacı olan zavallı kullarsınız. Ben şiddetle böyle düşünüyorum. Ben şanslıyım. Benim eleğim oldukça kalabalık. İçlerinden birisi Bayan Krüger.. (manevi ablam, manevi anam, arkadaşım dahası kötü gün dostum)… Babalar günü ile ilgili yazı yazmaya koyulmuşken, haber aldım ki Krüger’ciğimin 90 yaşındaki annesi ölmüş. Ama ne yalan söyleyeyim ki çok da ah vah demedim. Her ölüm aynı şekilde yürek yakmaz diye düşündüm galiba. Bilinçaltı, yaş konusuna takılmışım meğer. Doksan yaşındaki annesinin gitme vakti geldiğini düşünmüştüm. Tabi halt etmişim ben. Ölen kişi en kutsal insan olunca,’’ANNE’’ olunca… İster 100 yaşında, ister bitkisel hayatta olsun, onun yaydığı ‘’varlık enerjisine‘’ hep ihtiyaç duyarız. Hamurun içinde ki UN gibidir. Her şeyi bir arada tutar çünkü o büyük güç. Baş sağlığı için aradığımda hiç tedirgin olmadım! Ta ki Krüger’ciğimin (O her zaman Dimdik hiç yıkılmayacak gibi görünen) küçük çocuktan farksız, hüngür hüngür ağlamaklı hali karşısında dona kalana kadar. ‘Ah Leyla’m dedi. Biliyor musun ki ilaçlarla zorla yaşatmaya çalıştığımız, kendine bile hayrı kalmayan bir kadıncağız dediğimiz o annem, meğer bizleri ayakta tutan ne büyük maneviyatmış. Tüm aile çil yavrusu gibi dağıldık. Kanatlarımız kırıldı adeta dedi. Bunu söyleyende 61 yaşında, torun sahibi Krüger’ciğim. Bu konuşma beni bir kendime getirdi ki, hemen fedakar anneciğimi aradım. Dört çocuğu için hala çırpınan anneciğimi… Hoş ben günde en az 3 kere konuşurum annemle. Daha doğrusu tüm kardeşler ve annem birbirimize sanki her an açık bir hat ile bağlıyız.. Ama bu sefer annemin sürekli aynı konu üzerinde dönüp durmasına kızmadan, sabır göstererek, istekle dinliyorum. Daha doğrusu en kötü zamanı düşünerek geçici olan yaşam kargaşasını takmamaya çalışıyorum. Bakın itiraf ediyorum. Bunu sık sık başarıyorum. Aklıma kamyonların arkasında ki yazılardan biri geldi. ’’Kıskanma ne olur, çabala senin de olur’’…

Sıkıl sıkıl nereye kadar bilmeliyiz ki yüce Rab’bımız bize şah damarımızdan daha yakın.. Ruhumuza, gönlümüze yatırım yapalım. ’’Seni seviyorum’’ demeyi öğrenelim. Gün içinde sizin için değerli olan herkese bunu söyleyebilmelisiniz. İnanın gönlünüzden, cebinizden hiçbir şey eksilmeyecek. Tam aksine! Haaa unutmadan yalancıların da burnu yerine kuyrukları uzayacak.

Tanrı diyor ki; Beyin, diğer beyinlerle senin göremediğin bir bağla bağlıdır. İletişim halindedir. Kişisel Cennete sahip insanlar, eminim ki bunun çok farkındalar. Diğerleri de kendi Cehennemlerinin altında ezilecekler kuşkusuz. Beni sevenler, emin olabilirler ki ben de onları seviyorum. Bunun tam tersinde de kural bozulmaz. Sevdiklerimizin kaybında küle dönsek bile, yapmamız gereken tek şey, ‘’O küllerden yeniden doğmaktır’’. Hiçbir anne, baba yavrusunu üzgün görmek istemez. Hele ki ruhu bedeninden ayrılmış ise..

UNUTMAYIN; Seçenekler ortada; ‘’Ya toprağın altında çürüyüp yok oluruz, ya da tohum olup yeniden yeşeririz’’.. Yeşermek için gerçek dostluk enerjilerine ihtiyacımız var. Üzülme Krüger’ciğim, üzülme Bilge’ciğim..

Ben İnsanları seviyorum. 

Mutlu kalın..

YORUMLAR
farkindaligim
hulya tuna
Kan bagım olmayan üc dostum oldugunu farkettimmmn.Leyla Hnm buyuk hayranlikla takibinizdeyim
14 Nisan 2015 Salı 17:21
178.240.242.117
sevgi
sema germiyanoglu
Çok güzel bir yazı sevdiklerinin ve gerçek Dostlarımızin degerini bilmek lazım hayat çok kisa
14 Nisan 2015 Salı 17:20
176.41.170.133
Kaleminize sağlık
Sedat Gün
Leyla hanım dostluğu, arkadaşlığı o kadar güzel anlatmışsınız ki, düşmanlarımla bile dost olasım geldi.. Yüreğinize sağlık.
14 Nisan 2015 Salı 17:18
95.13.39.59
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA