Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Kadersizler

26 Ekim 2015 Pazartesi 11:11

Alın yazısı, nasıl yazılır; neye göre belirlenir? Bu konuda en küçük bir bilgim yok. Bilgimin olmaması, benim sesimin çıkmamasını gerektirmez. Çünkü bu ülkede ne kültür; ne din, ne ahlak ne hukuk bunu söyler. Bilgin yoksa susmak, bir saygıdır aslında. Utanma kalmamış değil; gerek yok sanki!

Karşıdaki, konuşanadır bu saygı, yeri gelince.Geveze veya geri zekalı değilse saygı duyarsın; amire.Saygıyla beraber, susunca da; bu bir gelişmiş kişilik gösterisi olur. Her cümlenin sonunda, bu söylediklerim Türkiye için geçerlidir demekse, oldukça saçmalamaktır. Yazımı bu ülkede yazdığıma göre, yazgımda buraya göre organize edilmiştir; ben buna inanıyorum. Yazının, tanrısal izdüşümleri ise çok fazla umursadığım bir boyut değil. Çünkü koca tanrı, beni fazla dikkate almamıştır.
Birebir buna inanıyorum. Çok fazla çekincem yok. Tanrısal olarak sorunlarımı ben de tam bilmiyorum. Ancak, onun; manyak, aptal, gözü dönmüş, ilkesiz, dinsiz, vatansız, küfür dolu bedenler taşıyan, zibidi kulları çok korkunç.

Yalancı, namussuz, hırsız, katil, dolandırıcı ve en sapığı cahil. Daha da öcü olanı; korkuyor ve çıldırmış. Sanıyor ki; insanlara kader yazmak için, bu şapşalı tanrı yer yüzüne görevli yollamış. Adı, katil. Soyadı : Satılmış. Kıblesi :ölüm.
Görevi, yiyemeyeceği kadar para ve servet biriktirmek ve gömemeyeceği kadar insan gebertmek, hakaret etmek, yalan söylemek ve en önemlisi, delirtmek. Hepsinde de başarılı. Adı: Terör, Faşist, Kominist, Stalin, Selami, Meltem, Özcan, Cunta, Diktatör veya Sör, Şoför; hiç fark etmez. Şopar veya Çapul veya Kemal veya Sami. Namussuz ve vicdansız, pislik.

Hiç biri değil. Bir alınyazısı kesin bu bitmeyen lanet. Sadece, patlama, ölüm, namussuzluk ve yüzsüzlük değil, tamamı bir kadersizlik. Yoksul bırakılan, insan yığınlarının, ölüme eriyişleri, bizlerin de görevi seyretmek.
Tıpkı, bir CNNTÜRK ayarı gibi; konu ne olursa olsun; konuşup o anki kadersizliğe destek vermekten başka bir işe yaramayan, ilke kısırlığının, yağlama yarışı.
Sistem ne olursa, olsun hep aynı. Sonuçsuz, boş bir bulmaca gibi, kutular doldu bir başka akşam yine aynısı. Gazeteler, konserler, ölümler , iktidar, muhalefet, yalan; gerçek hepsi aynı. Hayal gibi bir yer burası.

Neşeli de; ruh hastası olmuşuz artık. Cesetlere ağlar gibi yapıp; sadece bir gün sonra; inadına barış palavralarıyla, kendini kandıran, koltuklara takoz desteği sağlayan, tuhaf insanlarız, her şeyi var gibi duran, ama doğru dürüst bir kaderi bile olamamış. Kandırılmışlığını görüp, kendinden utanmayan, fotokopi kolaylığında gerçeğe yakınlaşmış, eğitimli, aldatılmışlar. Okul, Cami, Klise, kebapçı, hepsi aynı, Türk tipi.
Zihinsel cimriliği, ilkelliğe gelince, zenginleşen; siyasilere köle, başkanlara  güdümlü, bir boşluğa koşan kadersizler. Gol de atsan gideceksin, Şampiyon’da olsan; bizim Fenerbahçe gibi; durmaz bitmez, ölmez; ancak bizi süründürür.

Sporuna kadar aynı. Siyasetten başlayan bu kadersizlik. Kemal Kılıçdaroğlu, MHP de; Tayyip Erdoğan CHP’de; Bill Gates; Fenerbahçe’de başkan olmuş olsa, ancak o zaman, inanırdım, adaletli bir kadere. Bahçeli ve Davutoğlu siyaseti bırakmış, Türkiye Orta Doğu’dan uzaklara gitmiş. ABD buzulların altına kaymış. İşte o zaman; tam tersi olurdu; olanların. Şeytanı taşlamak kadar, canlı beyinleri haşlamak anlamsızlaşırdı.

Kadersizlik, hapislere düşmeden ancak bu kadar anlatılabiliyor.
Fenerbahçe milyonlarca doları, doymuş insana harcayıp, ağlamaktan vazgeçene; işçi emekçi, sermaye partilerine oy verip, emeğin hakkını alamadığına, isyan etmekten bıkana kadar da bu kader böyle gidecek. Kim yazarsa yazmış. Sorun onu bozacak, akıl ve bilgi kapılarını çalmak yerine; çalıntı hayatlara, imrenen güdük beyinlerde. Suçlu, susçsuzluk ilan etse bile, kaybetmişi getiremezki, ancak yerine başka bir çalıntıyı koyar. Ne yapsın?

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA